PKK'yla savaş bitiyor galiba

Kırk bin kişinin canına mal olan bir savaşı otuz yıldır sürdüren gerilla örgütünün şahin ismi "Savaşmak istemiyoruz. Artık yeter" diyorsa, barış için dönüşü olmayan noktaya geliniyor demektir. Bu açıklama HDP'ye de seçim morali verebilir

PKK’nın Abdullah Öcalan ile birlikte kurucu kadrosundaki isimlerinden olan Cemil Bayık’ın Alman WDR kanalına açıklamasını, Alman basını doğal olarak “PKK Almanya’dan özür diledi” diye verdi; kendilerini ilgilendiren kısım orasıydı.

Bizim malum matbuat da haberi Alman matbuatının açısından gördü.

Oysa Bayık orada PKK’nın Türkiye’yle artık “savaşmak istemediğini” söylüyor, PKK’nın 1984’te başladığı ve bugüne dek 40 binden fazla insanın öldürülmesine yol açan silahlı mücadelesinin sonuç getirmediğini söylüyordu; Türkiye’yi asıl ilgilendiren buydu.

***

Gerçi Almanya konusunda söyledikleri önemsiz değildi.

Çoğu Türkiye kökenli yüzbinlerce Kürtün yaşadığı Almanya’yı Türkiye’den sonra ikinci mücadele alanına çevirmişti PKK.

Eylemlerini insanların kendilerini ateşe verdiği gösterilerden, Türk ve Alman hedeflerinin bombalanmasına, basılmasına, PKK dağ kadrosuna katılmak üzere “askere alma” faaliyetinden Kürt ve Türk işçi ve iş sahiplerinden para toplamaya dek geniş yelpazeye yayılıyordu.

Almanya PKK’yı terörist örgütler listesine almıştı.

Bayık’ın şimdi “PKK adına Almanya halkından özür diliyorum” deyip; “Bu tür eylemler bir daha asla olmayacak” sözü vermesi PKK’yı o listeden çıkaracak mı? Göreceğiz.

***

Gelelim, Türkiye’yi daha çok ilgilendiren sözlerine.

Şöyle: “PKK artık bağımsız bir Kürt devleti kurma amacı gütmüyor, siyasi bir sözüme ulaşılması için gayret ediyor. Artık Türkiye’ye karşı savaşmak istemiyoruz. Artık yeter diyoruz. Savaşarak ne biz amaçlarımıza ulaşabildik, ne de Türk devleti.”

Bu sözler PKK’nın en şahin isimlerinden olarak bilinen Bayık’ın ağzından çıkınca Türkiye’yi ve üzerindeki insanları tüketen bu otuz yıllık savaşın gerçekten bitebileceğine dair ümit veriyor.

***

Bayık’ın sözleri adeta Öcalan’ın 1999’dan bu yana tutulduğu İmralı Cezaevi'nden 21 Mart Nevruz günü PKK’ya yaptığı çağrıya yanıt niteliğinde.

Erdoğan orada PKK’ya bir kongre toplayarak “silahlı olan mücadelenin” bırakılması amacıyla tahkim edilmiş ateşkes ilanı kararı almalarını istemişti.

PKK’nın bu kongreyi toplayıp toplamadığına dair kamuya açık bir bilgi yok, ama otuz küsur yıl savaşmış bir gerilla örgütünün askeri lideri “Artık yeter” demişse, sanki barış için dönüşü olmayan noktaya gelinmiş demektir.

***

Aslında geriye dönüp baktığımızda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde önce (Oslo’da akim kalan) 2010, daha sonra 2012 girişimlerinin altında, İlker Başbuğ’un 2008’de Kara Kuvvetleri Komutanlığı’ndan Genelkurmay Başkanlığına terfi ettiği sırada yaptığı PKK sorunuyla “Sadece askeri yöntemler kullanarak başa çıkılamadığı” açıklamasını buluruz.

Yoksa o zamanın MİT Müsteşarı Emre Taner, daha 2005-2006’da (hatta Iraklı Kürt lider Mesud Barzani üzerinden) diyalog kapısını açmak için AK Parti hükümetinden yeşil ışık almış, ama askerlerin MGK’da fren koymasıyla adım atılamamıştı. (O adım 2012’deki MİT Müsteşarı Hakan Fidan kanalıyla ve Öcalan ile doğrudan görüşerek atılabildi.)

Yani devlet tarafında çözüme giden yolu nasıl askeri kanat (daha önce tıkadığı gibi açmışsa), adeta PKK tarafında da askeri kanat Öcalan’ın bir süredir öngördüğü siyasi çözüme sonunda kapıyı aralamışa benziyor.

***

Bayık’ın açıklamasının bir de zamanlama açısından önemi var.

PKK’nın “Yoksa yeniden başlarız” yollu tehdit söyleminden, savaş yerine siyasi çözüm isteği söylemine geçmesi, adaletsiz yüzde 10 barajını geçmeye çalışan HDP’ye seçim morali kazandırır.

Çünkü HDP yüzde 10 barajını aşma iddiasına ancak sınırlarını Kürt siyasetinin ötesinde demokrasi, hak ve özgürlükler alanına geçme niyetiyle ulaşabildi.

***

HDP’ye 7 Haziran seçimlerinde destek vermeyi düşünen Türk sosyalist, demokrat ve liberallerinin çoğu, PKK’nın yeniden eylemlere başlaması halinde tercihlerini değiştirebilir.

Bayık bir yerde, üstelik Almanya üzerinden şahit göstererek “Biz yapmayacağız” teminatı vermek, “Birileri eylem yaparsa, bizden bilmeyin” demek istiyor; Almanya’yı “Üçüncü göz” yerine koyuyor.

Seçimlerde HDP’nin yıldızının yükselmesi, PKK’nın yıldızının sönmesi demek, ama PKK bunu yenilgi gibi değil, kontrol altında bir dönüşüm gibi karşılamaya hazırlanıyor izlenimi veriyor.