Propagandayı ayıkladığımızda geriye kalan

Habur tarihi bir dönüm noktası da, bir fiyasko da sayılabilir ileride. Önemli olan şimdiden sonrası

Dün Habur sınır kapısında yapılan ve söylenenlerden propagandayı ayıkladığımızda geriye kalan şunlar oldu:
1- Irak’ta PKK kontrolündeki Mahmur mülteci kampından, aralarında çocuklu bir ailenin de bulunduğu 26 ve Kandil dağından 8 militanın bulunduğu 34 kişi vukuatsız giriş yaptı.
2- Bu kişiler Türk makamlarına teslim oldu.
3- Bu teslimat Türk yasalarında herhangi bir değişiklik yapılmaksızın gerçekleşti.
Bu olgulardan hareketle ikinci dizi değerlendirmeyi yapabiliriz:
1- Yapılan bütün spekülasyona karşın, PKK’nın resmi olduğu kadar fiili lideri de hâlâ Abdullah Öcalan’dır. Öcalan’ın mahkûm tutulduğu İmralı’dan verdiği talimatlara, Kandil uymaktadır. Irak’tan girişleri takiben Avrupa’dan girişler başlarsa, Avrupa‘daki PKK örgütü açısından da Öcalan’ın lideriğinin hâlâ geçerli olduğu gerçektir. Bu gerçek, DTP açısından da geçerlidir.
2- Hükümetin, kamuoyuna yansıttığı gibi ‘görüşleri alalım, ne yapacağını belirler, birlikte yaparız’ naifliği içinde değil, baştan beri çerçevesi belli bir rotada gittiği anlaşılmıştır. Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın 29 Ağustos’ta gazetecilerle iftar toplantısında “Kürtler onurlarına düşkün insanlar. ‘Hiçbir eylemde bulunmamışsanız, serbestsiniz’ diyebilecek bir çağrıda bulunmamızın bir faydası olacak” (Radikal, 30 Ağustos 2009) demesi ile dün Habur’daki uygulama örtüşmektedir.
3- Aslında şu ana dek alınan mesafe, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un 28 Nisan MGK’sından bir gün sonraki basın toplantısında ortaya koyduğu, mevcut yasaların ‘etkin’ uygulanmasıyla dağdan inmelerin hızlanıp çıkmaların yavaşlatılmasının mümkün olduğu (Radikal, 30 Nisan 2009) çerçevesi içinde kalmıştır.
Gelinen aşamayı ilerletmek nasıl mümkün olacaktır? Bu, ‘ilerleme’ sözcüğüne ne anlam yüklendiğine bağlı. Ancak bazı değerlendirmeler yapılabilir:
1- Gerek hükümet kaynakları, gerekse DTP’liler, eve dönüşlerin hızlanmasının, dün ülkeye giriş yapan öncü grubun akıbetine bağlı olduğunda birleşiyorlar. Özel yetkili savcıların, hem hükümet, hem de askerin tercih edeceği şekilde, 1- PKK’nın 300 kadar üst ve orta düzey yöneticisi (Radikal, 18 Eylül 2009), 2- Haklarında arama emri ve suç işlediklerine dair kanıt olanlar dışındakilere ‘zorluk çıkarmama’ yaklaşımı bu hızlanma açısından önemli.
2- Öte yandan DTP’lilerin dün Habur’da yaptıkları gibi işi yarı kutlama, yarı tehdit kıvamında, Türkiye kamuoyunun büyük çoğunluğunun sinirlerini ayağa kaldıracak şekilde ele almaktan vazgeçmeleri de süreci hızlandıracaktır. Türkiye’nin Irak, ABD, İran, Suriye ve Irak’taki Kürt yönetimi ile ilişkilerini getirdiği düzey göz önüne alınırsa, sürecin birkaç PKK’lının eve dönüşüyle sınırlı kalmasından PKK’nın da DTP’nin de daha çok zararlı çıkacağı açık.
3- Burada hükümetin elindeki ciddi kozun, PKK’nın hâlâ Öcalan’ın sözünü dinlemesi olduğu söylenmeli. Örneğin İspanya’daki Bask sorununda, tutuklanıp mahkûm edilen ETA liderinin hapishaneden söyledikleri örgüt tarafından ‘Satılmış, hain’ damgasıyla kaale alınmayınca İspanyol makamları ters köşede kalmış, pek çok emek boşa gitmişti. Türkiye örneğinde işi Öcalan ile siyasi müzakereye dökmeden dolaylı hamlelerle yürütmenin sonuç verebildiği dün görülmeye başladı.
Bugüne dek gelinen aşamaya yasal ya da Anayasal değişiklik yapılmadan gelindiği ortada.
Peki ya sonrası?
Başbakan Tayyip Erdoğan bugün AK Parti grubunda önemli bir konuşma yapacak. Ardından da son zamanların en kritik Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantılarından birisine girecek. Dün iki önemli programını iptal ederek MGK üyesi bakanlarıyla yaptığı durum değerlendirmesi, özellikle askeri kesimle işbirliğinin sağlanabilmesine verdiği önemi gösteriyor Erdoğan’ın.
Meclis’e gelince... AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, dün NTV’de asıl gelişmelerin Meclis’teki görüşme ile başlayacağını söyledi. Bunu daha mutedil bir üslupla, İçişleri Bakanı Beşir Atalay da söylemişti.
Meclis çalışmasında AK Parti’yi hâlâ ilgilendiren parti CHP. CHP lideri Deniz Baykal’ın görüşme için kameraları şart koşmasına, bakarsınız Erdoğan bugün, ‘Kamera olmasın, ama karşılıklı kayıt olsun’ diye karşılık verebilir. Baykal ona da ‘hayır’ derse? Zaten ‘Çok naz âşık usandırır’ havasında olan Erdoğan, bir daha CHP kapısını çalmadan yoluna devam ecdecek gibi görünüyor. Artık erken seçime kadar ne yapabilirse.