Ruhani Ankara'da: Zamanlama manidar

Ruhani Ankara'da Suriye, Irak, Kürt meselesi konuşurken, Cenevre'de 1979'dan bu yana ilk doğrudan İran-ABD görüşmesi yapılıyor

Öyle bir zamanda geliyor ki, insan düşünmeden edemiyor.

İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, öncekilere, özellikle de geçen Ağustos’ta yerini aldığı Mahmut Ahmedinecat’a hiç benzemiyor.

İktidara gelince ilk yaptığı, hatırlayın, ABD Başkanı Barack Obama’nın Eylül’de BM’de uzattığı eli sıkmak olmuştu.

İkisi arasındaki bir telefon konuşması 1979’daki İran İslam Devrimi’nden bu yana iki ülke arasındaki buzları eritmeye başlamıştı.
Obama, anlaşılan artık aracıları aradan çıkarmak istemiş, Ruhani de bunu görmüştü.

Sonuç mu? Ruhani bugün Ankara’dayken, Dışişleri Bakanı Yardımcısı Abbas Arakçı, Cenevre’de ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Bill Burns ile 1979’dan bu yana ilk doğrudan teması yapıyor olacak.

Ankara’da Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile konuşan İranlı muhatabı Cevat Zarif’in bir kulağı Cenevre’den gelen haberlerde olacak.
Yine bugün, Türk Dışişleri Müsteşarı, yani Burns ve Arakçı’nın muhatabı Feridun Sinirlioğlu’da Washington’da birkaç gün sürecek yoğun temaslar yürütecek. Zor işler, karmaşık işler.

Cenevre’de 9-10 Haziran görüşmelerinde (ki AB adına Helga Schmid de katılıyor), İran’ın nükleer programı üzerine 20 Temmuz’a kadar verdiği sözleri tutup tutamayacağı ve İran’a ekonomik yaptırımları hafifletme pazarlığı konuşulacak.

Ankara’daki 9-10 Haziran görüşmelerinde de bu konuya girilecektir. Ne de olsa Türkiye 2010’da Brezilya’yla birlikte son anda BM oylamasıyla akim kalan bir girişimde bulunmuştu. O zaman görüşmeleri, şimdiki MİT Müsteşarı Hakan Fidan yürütmüştü. Daha sonra da Davutoğlu İran görüşmelerinde yine devreye girmiş, ev sahipliği yapmıştı.

Ama şu anda ABD ve İran doğrudan konuşuyorlar. Türkiye ve İran’ın ise konuşacak çok konusu var doğrusu.

Ruhani bu konuları hem Ağustos’ta 7 yıllık süresi dolacak olan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, hem de Başbakan Tayyip Erdoğan Bunlar Başbakan Tayyip Erdoğan ile görüşecek. Hangisinden başlayalım? Suriye mi?

1- SURİYE: İran Suriye’de Beşar Esad’ı destekliyor. Türkiye Esad’a karşı, en son Batı istihbaratıyla Suriye’de hem rejim, hem El Kaide’ye karşı ortak bir operasyon başlattı. Neticede, Rusya ile olduğu türden, ‘Suriye üzerine ayrı düşünüyoruz, ama bu işleri etkilemeyecek’ denebilir.

2- IRAK: Irak’ta duruşlar aynı olmasa da daha yakın. İki ülke de Irak’ın birliğinin korunmasından yana, bağımsız Kürt devleti istemiyorlar. Ankara’nın Irak Kürt petrolünün satışına Bağdat’ın onayı olmadan aracılık etmesine ise Tahran karşı; bu konuşa ABD ile İran aynı çizgide, iyi mi?

3- KÜRT SORUNU: Erdoğan hükümeti Kürt sorununa siyasi çözüm amacıyla yasadışı PKK ile örtülü görüşmeler yürütüyor. Ruhani ise PKK üye ve taraftarlarını idam ettirdiği için protestolarla karşılaşıyor. “Barış süreci” nedeniyle bir buçuk yıldır suskun kalan PKK’nın tam Ruhani ziyareti öncesinde hareketlenmesi, hatta yeniden ayaklanma çağrısı yapması dikkat çekici.

4- TİCARET: İki ülke ticareti petrol ve gaza bağlı ama İran’a yaptırımlar konusu nedeniyle düşüşler yaşanıyor. Erdoğan ve Ruhani ekonomik ilişkilerin çeşitlendirilmesi üzerinde de duracak.

Hassas bir konu daha var: Malum, Ruhani’nin başlattığı yolsuzluk soruşturmaları çerçevesinde milyarder işadamı Babek Zencani içeri alındı, mallarına el konuldu. Zencani’nin Türkiye’deki bağlantılarından birisinin de 17 Aralık 2013 Yolsuzluk soruşturmasında, bazı bakan ve görevlilere rüşvet verdiği iddiasıyla alınan, ama sonra bırakılan İran asıllı işadamı Reza Zerrab, ya da sonraki ismiyle Rıza Sarraf olduğu hep yazıldı, çizildi.

İşte bu konunun Türk İran görüşmelerinde yer alıp almayacağını henüz bilmiyoruz, biz öğrenince, siz de öğreneceksiniz.