Rusya Putin'le sahneye döndü

<arabaslik>Putin, </arabaslik>tarihi önemi yapıldığı anda anlaşılan nadir konuşmalardan birini yaptı. Putin, Sovyetler'in yıkılışından beri yaşanan ve 'tek kutuplu' denilen dönemin sona erdiğini saptadı.

MÜNİH- Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin belli ki Münih'e gelirken aklında ABD'ye dostun düşmanın önünde yüksek sesle 'dur' demek vardı. Bu çıkışının örneğin Kosova'daki AB destekli plana ve belki de İran'a yönelik ABD planlarına ağır bir darbe vuracağını, ama etkileri açısından uluslararası politikada bunun ötesinde kalıcı bir anlam taşıyacağını hesaplıyordu.
Belki bu çıkışı engellemek amacıyla İsrail Dışişleri Bakanı Tzipi Livni'nin daha önce ilan edilmediği halde 9 Şubat akşamı verilen açılış yemeğinde konuşturulması pek işe yaramadı. Putin dün Münih'teki 43'üncü Güvenlik Politikaları Konferansı'nda konuşurken ABD'nin artık tek yanlı kararlarla askeri gücünü sergilemesine izin verilmemesi gerektiğini söylerken, bir gece önce İran'ın mutlaka durdurulmasını isteyen Livni'nin yaşadığı şaşkınlık dikkat çekiciydi. İran Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Larijani, Putin'in konuşmasından memnuniyetini açıkça ifade etti.
Aralarında Savunma Bakanı Robert Gates ve John McCain, Joe Liberman gibi önemli Kongre üyelerinin bulunduğu Amerikan heyetiyle Putin arasında soru-cevap kısmında gayet üst düzeyde ve gayet sert tartışmalar yaşandı. Yani, 'Bulgaristan'a ve Romanya'ya beşer bin asker yerleştiremezsiniz', 'siz İran'a yaptığınız füze yardımını anlatın', 'yeni nükleer füze ürettiğinizi biliyoruz', 'biz sizin de ürettiğinizi biliyoruz' kadar açık tartışmalar.
Putin konuşurken bunun Sovyetler Birliği Genel Sekreteri Kruşçev'in 'Füzeler Krizi' sırasında 1961'de BM Genel Kurulu'nda ayakkabısını çıkarıp sıraya vurarak ABD'ye karşı çıkışındaki gibi, tek farkı ondan daha nazik ve uygar üslupta yapılan bir konuşma olduğu ortadaydı.
Putin'in konuşması, 1991'de Sovyetler Birliği'nin yıkılmasından bu yana yaşanan ve 'tek kutuplu' adı verilen dönemin sona erdiğini saptadı. Putin, tek kutuplu dünyanın 'yalnızca haksız değil, aynı zamanda imkânsız' olduğunu söyledi. İmkânsızlığı, yaşanan sorunların, çatışmaların azalacağına artmasından belliydi. Artık böyle gitmeyecekti. Tarihi önemi daha yapıldığı anda anlaşılan nadir konuşmalardan biri oldu.
Güvenlik politikası dünyasının Davos'u sayılan Münih Konferansı'nın bu tarihi toplantısının AB açısından anlamı Konferansın programından, katılımcılarından dahi belliydi aslında: ABD'nin ezici gücüne muhtaç kalmadan ve aynı zamanda doğu sınırlarına açık düşmeden Rusya ile yumuşak geçiş imkânları aramak. Bunun mevcut koşullarda gerçekleşmeyeceği belli oldu. Aynı zamanda AB dönem başkanlığını üstlenen Almanya Şansölyesi Angela Merkel'in 'Ne yazık ki AB olarak ne bir güvenlik, ne bir savunma politikamız var' demesi, AB'yi bu alanda NATO'nun şemsiyesine bırakıyordu. NATO ise açıkçası Putin'in sinirine dokunuyordu. Putin'e göre, "Küresel güvenliğin kuralları yeniden tanımlanmalıydı". Tabii ilginç olan, Rusya'nın uluslararası siyaset sahnesine yaptığı bu sert dönüşü, ABD'nin tek taraflı olmakla suçlanan Irak savaşı sayesinde artan petrol ve gaz fiyatlarına borçlu olmasıydı.

Türkiye nerede?
Irak, aslında Konferansın zorlayıcı nedeni olmasına karşın, doğrudan tartışılmadı ilk gün. Bazı meslektaşlar, açılış konuşmalarında Türkiye'ye doğrudan atıf olmaması üzerine öğle arasında CHP lideri Deniz Baykal'dan görüş almak istediler. Baykal da, "Türkiye'nin AB üyeliğinin artık gündemde olmadığı görülüyor" diye bir demeç verdi.
Öğleden sonraki oturumda Rheinland eyaletinin Sosyal Demokrat Partili Başbakanı Kurt Beck, konuşmasının neredeyse tamamını Türkiye, Türkiye'nin AB'ye tam üye olmasının önemi, Müslüman dünyasıyla bu yönde kurulacak ilişkinin bölge ve dünya güvenliğine sağlayacağı katkıya ayırdı. Türkiye'nin AB üyeliğine desteğin, yine Alman sosyal demokratlarından gelmiş oldu. Avrupa sağı ise, Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plasnik'in de ağzından tekrarlandığı gibi, hâlâ Avrupa solunun gerisinde. Türkiye'nin AB aday üyesi olmasının önemi, Karadeniz güvenliği ve Avrupa'nın genel güvenliği tartışılırken üç kez daha gündeme geldi.
Baykal yine de "Türkiye'yi AB'ye almayacaklarsa bunu açıkça söylenmesi gerekir" görüşünü ifade etti. Baykal'a göre, Putin'in bu tarihi konuşması "Memnuniyet verici" ve Türkiye'nin görüşlerini uluslararası politikada daha etkili gündeme getirmesi için yeni fırsatlar verebilir.