Rusya'yla denizde de gerilim tırmanıyor

Rusya ve NATO arasında Türkiye'nin güney sınırları üzerinde artan gerilim devam ederse, denizdeki yığınağın da havadaki gibi tehlikeli biçimde artması ihtimali yüksek.

Türk Deniz Kuvvetleri’nin tespitlerine göre hâlihazırda Suriye kıyılarındaki savaş gemisi yığınağı şöyle:

Rus savaş gemisi sayısı, 8. Türk savaş gemisi sayısı 4.

İki Amerikan ve bir Fransız ile birlikte 8 Rus, 7 NATO savaş gemisi birbirini kolluyor.

***

Gemilerin dökümüne gelince…

Rus savaş gemilerinin üçü, ana çıkarma gemisi; Boğaz’a yakın İstanbulluların sık sık Karadeniz’den Marmara’ya ya da Marmara’dan Karadeniz’e geçerken gördüğü o büyük Rus savaş gemilerinden.

Zaten Suriye’nin Tartus limanında bulunan, Rusya’nın Ortadoğu ve Akdeniz’deki tek askeri üssü kanalıyla Suriye’deki Rus varlığına silah ve diğer malzeme sağlayan gemiler de bunlar.

***

Ayrıca 1 kruvazör, 1 hücumbot, 2 destek gemisi ve bir tanker ile Rus savaş gemisi sayısı 8’e ulaşıyor.

Karşısındaki NATO gemilerinde ağırlık Türk donanmasında.

Milli yapım 2 korvet, 1 hücumbot ve 1 denizaltı, toplam 4 Türk savaş gemisi Suriye karasuları dışında, ama yakınlarında devriyede.

***

ABD donanmasının bir kruvazörü ve bir tankeri, Fransa’nın bir firkateyni var; toplam NATO gücü 7 gemi.

Hatırlayacaksınız, Patriot füzesavar füzelerinin gideceği belli olunca, ABD Türkiye’ye destek olmak üzere İskenderun Körfezi ve Suriye açıklarında görev yapmak üzere, Aegis sınıfı bir füze gemisi göndereceğini açıklamıştı; neticede İncirlik Üssü'ne de bir füze koruması gerekiyor.

Zaten Rus filosundaki o kruvazör de benzeri sınıftan.

***

Türk Genelkurmayı'nın resmen verdiği bilgi değil ama bildirildiğine göre o kruvazör, Rus Karadeniz Filosu'nun amiral gemisi olan “Moskva” füze gemisi.

Yani, Türkiye’nin ABD’yi ve Avrupa’yı ikna edemediği “güvenli bölgeyi” Rusya, Suriye’deki uçak füze ve radar sistemleriyle ve işte bu geminin kabiliyetleriyle fiilen kuruyor gibi.

***

Nereden mi biliyoruz? Şuradan: Bizim derdimiz bize yettiği için etrafımızda olanlara pek bakmıyoruz ama epey bir şey oluyor.

Mesela 1 Ekim’de, yani Rus savaş uçaklarının Türkiye hava sahasını ihlal etmeden iki gün önce Rus ve İsrail jetlerinin Lazkiye semalarında müthiş bir it dalaşı yaşadığını kaç kişi duydu?

İsrail Hava Kuvvetleri herkes başka yere bakarken 4 adet F-15 uçağıyla Akdeniz üzerinden Lazkiye kıyılarına akına kalkışmış. Ama birden 6 adet Rus Su-30 jetini karşılarında bulmuşlar. Fazla uzatmadan geri dönmüşler.

***

Suriye Hava Kuvvetleri'nin elindeki Rus yapımı MiG-29 jetlerine, SAM füzelerine ek olarak son birkaç hafta içinde Su-24, Su-25, Su-30 ve Su-34 modelinde en az 34 Rus jeti, kısa sürede genişletilmiş Lazkiye hava üssü başta olmak üzere Suriye’de konuşlanmış durumda.

Bunlar bombardımandan yer destek uçağına, önleyici avcılara dek geniş bir yelpazede planlama yapıldığını gösteriyor.

Ama Rusya’nın Suriye’deki Beşar Esad rejimine verdiği korumayı yalnızca Suriye içi ve etrafında sağladığı korumayla sınırlı değil.

***

Rusya’nın Hazar filosuna bağlı 4 gemiden 7 Ekim günü fırlatıldığı açıklanan 26 seyir füzesinin Rakka yakınlarındaki IŞİD hedeflerini vurduğu bildirilen saldırısı bunu gösteriyor.

(Bu arada füzelerin İran ve Irak hava sahasını kullanarak Suriye’ye ulaştığı da duyuruldu.)

Hazar saldırısıyla Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Esad’a verdiği desteği ülkesinin askeri ve siyasi, elinin kolunun yettiği her imkânını kullanarak sürdürmeye kararlı olduğunu, kolay kolay geri adım atmayacağını gösteriyor.

***

Hava ve deniz desteği Rusya’dan, kara desteği ise İran’dan, öyle anlaşılıyor.

ABD büyük bir fiyaskoya dönüşeceği zaten baştan belli olan eğit-donat programını yol yakınken lağvederken, Esad’ın yardımına İran koşuyor gibi.

Lübnan Hizbullahının 2.500 kadar seçkin birliğini Esad karşıtlarıyla savaşmak üzere Suriye’ye gönderdiği zaten biliniyordu.

Şimdi Batılıların “Kara Şövalye” lakabını taktığı İran Devrim Muhafızları’nın dış operasyonlar komutanı Kasım Süleymani’nin İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in talimatıyla karargahını Bağdad’dan Şam’a taşıdığı bilgileri var uluslararası basında.

***

Denizdeki durum da başta anlattığımız üzere gelişiyor.

Rusya ve NATO arasında Türkiye’nin güney sınırları üzerinde artan gerilim devam ederse, denizdeki yığınağın da havadaki gibi tehlikeli biçimde artması ihtimali yüksek.

Bu işin hükümetin Kürt politikasına da bir yansıması olabilir, gelişmeler o yönde, çok yakında çıkabilir ortaya.