Şapkadan çıkacak yeni tavşana hazır olun

Türk siyaseti hep sürprizlerle dolu olmuştur. Ama bu defa sürprizler hep Erdoğan'dan geliyor ve göstere göstere geliyor. Yeni bir sürpriz de sürpriz olmaz.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın siyasi becerisi en çok bir alanda öne çıkıyor.

En karmaşık problemleri bile tek bilinmeyenli bir denkleme indirgeyip öyle çözmede gerçekten başarılı.

Günümüz dünyasında bu yöntemi fazla basit bulup burun kıvıranlar olabilir ama işe yarıyor; en azından son yirmi küsur yıldır 7 Haziran’a kadar hep yükselen bir siyaset grafiği çizen Erdoğan’ın işine yaradı.

***

7 Haziran’da AK Parti Meclis’te tek başına hükümet kurma çoğunluğunu yitirmeseydi, 330’u bulup Anayasa'yı değiştirmek mümkün olamasa dahi, Erdoğan’ın fiiliyatta başkanlık sistemine geçmesi mümkün görünüyordu; Başbakan Ahmet Davutoğlu, pek hoşlanmasa dahi buna itiraz etmezdi.

O olmadı, ama başka bir imkân kapısı açıldı.

7 Haziran sonuçları kolaylıkla koalisyon kurulmasına izin vermiyordu. Anayasa ise koalisyon kurulana dek Davutoğlu hükümetinin işbaşında kalmasına, olmazsa yeniden seçime gidilmesine izin veriyordu.

***

8 Haziran sabahı Erdoğan şöyle düşünmüş olabilir rahatlıkla, lütfen yanlış anlaşılmasın, tahminde bulunuyorum yalnızca.

Başkanlık sistemini resmen ya da fiilen engelleyen ne oldu?

Cevap, HDP’nin yüzde 10 barajını aşıp 80 milletvekiliyle Meclis’e girmesi. Malum, HDP oylarının ciddi bir kısmı daha önce AK Parti’ye oy vermiş doğu ve güneydoğudaki Kürt seçmenden geldi.

Bu halde çare ne olabilir?

En basit cevap herhalde ilk seçimde HDP’nin AK Parti’nin tek başına iktidarına engel olamayacak duruma indirilmesi olurdu.

***

HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş dün ilk kez bu açıklıkla Erdoğan ve Davutoğlu’nun amacının HDP’yi geriletmek olduğunu söyledi.

Söyledikleri arasında bir de AK Parti’nin ülkeyi bir “iç savaşa” sürüklemekte olduğu iddiası vardı.

Tabii HDP’nin çok zor bir konumda olduğu görünüyor; bir yandan hükümet bastırıyor, kendi tabanı bastırıyor, diğer yandan da PKK’nın yaptıkları var.

***

Mesela Demirtaş, Ceylanpınar’da iki polisin yataklarında enselerinden vurularak katledilmelerine “Allah rahmet eylesin, ezilen halk çocukları” tepkisini verebildi ancak.

Diyarbakır’da trafik polisini kaza var diye çağırıp katletmekle acaba başının göğe erdiğini mi düşünüyor PKK?

Başbakan Davutoğlu’nun 2013 Mayıs sözünü hatırlatıp silahlı grupların Türkiye’yi terk etmesi talebinde bulunduğu bir sırada, MHP’nin HDP’nin kapatılması gerektiği imasıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kapısını çaldığı bir sırada PKK’nın bu yaptıkları barış umudunu da, HDP’yi de zorda bırakıyor.

***

Üstelik tam da IŞİD’in Suruç’u kan gölüne çevirdiği, Kilis’te, Suriye sınırında devriye gezen askere ateş açıp şehit ettiği bir sırada…

Davutoğlu hafta sonu gazetecilere o aşamayı “devletin varoluşsal sorunu” olarak görüp harekete geçtiğini söyledi.

IŞİD ile PKK’yı, yanına DHKP-C’yi de ekleyerek aynı pakete koydu hükümet.

***

Tabii manzaraya başka açıdan bakmak da mümkün…

***

7 Haziran sonrasında Erdoğan’ın iki hamlesi olmuştu; kimsenin ummadığı anda şapkasından ard arda iki tavşan çıkarmıştı.

Birincisi, CHP’nin bir önceki genel başkanı Deniz Baykal davetiyle dikkatleri yeni hükümet kuruluşundan Meclis Başkanlığı seçimine çekmek oldu.

İkinci hamle ise hükümeti kurma görevini 10 Haziran’da istifasını sunan Davutoğlu’na hemen vermeyip Meclis Başkanlık Divanı oluşumu sonrasına bırakmak oldu.

Böylelikle seçimde yara alan AK Parti’ye hem Meclis Başkanlığı seçiminde yaralarını sarmak, hem de iktidarını biraz daha sürdürmek için zaman kazandırdı.

***

O günlerde Erdoğan’dan yeni bir hamle beklenmesi gerektiği tahmininde bulunmuştuk.

O hamle yine fazla kimsenin tahmin edemeyeceği bir alandan gelecekti ve nitekim öyle oldu.

***

İncirlik ve diğer hava üslerinin ABD-önderliğindeki IŞİD-karşıtı koalisyonun kullanımına açılması uzun süredir masada olan bir talepti.

PKK ve IŞİD eylemleri, bu talebe olumlu karşılık verilmesi sürecinde hükümetin ikisini aynı paket içine alan sert tepkisine yol açtı; Ankara u hamlelerle ABD ve AB’den destek mesajları aldı.

Evet, PKK’nın Suriye’deki yansıması PYD’nin IŞİD’e karşı Batının sahadaki en güçlü silahı olması can sıkıyordu, ama Barack Obama’nın Türkiye IŞİD ile birlikte PKK’yı da vuruyor diye önüne çıkan İncirlik fırsatını tepeceğini beklemek saflık olurdu.

***

Bütün bunların AK Parti’yle CHP arasında koalisyon görüşmelerinin sürdüğü sırada gelişiyor olması işin bir başka boyutu.

Şu anda ortadaki iki seçenek görünüyor: Ya AK Parti-CHP koalisyonu, ya da seçim.

Seçime gidilirse, AK Parti HDP’nin özellikle Doğu ve Güneydoğu'da hızını kesmeye çalışacaktır.

***

Davutoğlu dün Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül başkanlığında Genelkurmay İkinci Başkanı Yaşar Güler, Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu, MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve Emniyet Genel Müdürü Celalettin Cansız’dan oluşan üst düzey bir heyeti Bakanlar Kurulu ardından CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP lideri Devlet Bahçeli’ye gönderdi.

Ama HDP’ye göndermedi.

Sonunda muhalefet partilerinin uzun süredir talep ettiği bilgilendirme, HDP’den esirgendi; gerekçe HDP’nin PKK ile arasına net çizgi çekmemesi olarak gösteriliyor.

***

Öte yandan AK Parti hükümetinin IŞİD ve PKK’ya, ama özellikle PKK’ya karşı tavır alışı, Davutoğlu’nun “Önce silahlı gruplar ülke dışına çıksın, sonra bakarız” tutumu, MHP’nin öteden beri geçerli taleplerine pek de uzak gelmiyor.

Dün Meclis Başkanı İsmet Yılmaz, Başkanlık Divanı üyelerini Cumhurbaşkanı Erdoğan’a götürmek isteyince CHP ve HDP’liler heyete katılmadı.

Ama daha önce Erdoğan’a gideni parti disiplinine verme uyarısı yapmış olan Bahçeli, bu deha MHP’lilerin Saray’a gitmesine izin verdi.

***

Türk siyaseti hep sürprizlerle dolu olmuştur.

Ama bu defa sürprizler hep Erdoğan’dan geliyor ve göstere göstere geliyor.

Bence bu aralar şapkadan yeni bir tavşan çıkmasına hazırlıklı olmak lazım.