Savcıyı kimler katletti, susması kimlere yarayabilir?

Berkin Elvan'ın 2013'te öldürülmesi ardından, polislerin ifadesinin alınmasını isteyen, dosyayı yeniden canlandıran kişi, Mehmet Selim Kiraz'dan başkası değildi. Yani katletmemiş, susturmamış olsalar, Berkin'in öldürülmesinde rollerinin bulunması halinde onları tutuklatacak kişi muhtemelen Kiraz olacaktı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Hadi Salihoğlu dün Mehmet Selim Kiraz cinayetiyle ilgili ilk etraflı yazılı açıklamayı yaptı.

Açıklamada terör saldırısının aşamaları, yapılan müzakere çalışmaları anlatılıyor ve Kiraz’ın “başına bitişik atış olacak şekilde silahla ateş edildiği, ateş edilen silahın ise teröristlerin kullandığı 7.65 çaplı silah olduğu tespit edilmiştir” deniyor.

Salihoğlu’nun açıklamasının, savcı Kiraz’ın katledildiği 31 Mart akşamından bu yana Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Başbakan Ahmet Davutoğlu ve diğer yetkililerce yapılan açıklamalarla bire bir örtüşmeyen yerleri var.

***

Henüz ne otopsi raporu ne de balistik raporu konusunda Salihoğlu’nun verdiği dışında ayrıntılı bilgimiz var.

Salihoğlu’nun söz ettiği “bitişik atış”, o meşum fotoğrafta Kiraz’ın şakağına dayanmış silah görüntüsüyle tam olarak örtüşüyor.

Parçaları birleştirdiğimizde, İstanbul Barosu Başkanı Ümit Kocasakal’ın polis yetkilileri gözetiminde, savcının odasının iki yanında kurulan müzakere merkezindeki işini kısa süreliğine Avukat Şükriye Erden’e devretmesinin hemen ardından DKHP-C militanının savunmasız vaziyette 8 saattir ecel teri döken Kiraz’ı o pozisyonda acımasızca vurduğu görüntüsünü zihnimizde canlandırabiliyoruz.

***

Öte yandan, daha Kiraz’ın kurtarılamadığı haberi açıklanmadan, olayı yakından takip eden Başbakan Davutoğlu’ndan da önce, Slovenya’dan açıklama yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Emniyet Müdürü Selami Altınok’tan aldığı bilgiye göre Kiraz’ın başında 3, gövdesinde iki kurşun yarası bulunduğunu, ağır yaralı vaziyette ameliyata alındığını söyledi.

Kiraz hemen Adliye’nin yakınındaki Florence Nightingale hastanesine kaldırıldı. Bu sırada çekilen görüntülerde kendisine kalp masajı yapıldığı görülüyordu. Uzmanlar bu durumun zaten kalbin durmuş olduğuna işaret ettiğini söylüyorlar.

Nitekim Kiraz’ı hayata döndürme çalışmalarına katılan İstanbul Bilim Üniversitesi rektörü Çavlan Çiftçi, Kiraz’ın hastaneye getirildiğinde kalp atışı ve solunumunun durmuş olduğunu açıkladı; hayata döndürme çabaları ne yazık ki sonuç vermiyor.

***

Sağlık kaynaklarından alınan bilgileri Başsavcı'nın açıklamasıyla birleştirdiğimizde zihnimizde canlanması muhtemel manzara şudur: Polis, Kiraz’ın cansız bedeninin vakit geçirmeden nöbetçi savcılık tarafından Adli Tıp’a sevkini istiyor; cenaze töreninin bir an önce, ertesi gün (1 Nisan) öğle namazında yapılması istenmiştir. (Erdoğan o sırada Romanya’da temaslarda olacaktır.)

Adli Tıp Kurumu’na getirildiğinde, yaşatma çabaları çerçevesinde Kiraz’ın cenazesinin göğüs kısmına cerrahi müdahale yapılmış, çıkarılan mermi çekirdekleri polis tarafından ayrı bir torba içinde getirilmiştir.

Bunun anlamı, otopsiye ayrılan sürenin kısalığı da gözönüne alındığında, kurşunların vücuda hangi açıdan, ne mesafeden girdiği, ya da başına isabet eden aynı silahtan çıkıp çıkmadığı gibi önemli ayrıntıları saptamanın hayli zor olduğudur.

Zaten Salihoğlu o nedenle yalnızca Kiraz’ın başına açılan ateşten söz etmektedir.

***

İfadelerde henüz bilgi eksikliğimiz nedeniyle açıklanamayan bu boşluklar ve CHP, MHP, HDP sözcülerinin savcının hayatının kurtarılması için acaba (içeri gaz vererek hepsini bayıltma gibi fikirler dahil) her şeyin yapıldığını sorguluyor olmaları bir yana, bu cinayetin asli sorumlusu ve faili, bu terör eyleminin failleri olan DHKP-C militanlarıdır.

Savcıyı ketleden, susturanlar onlar olmuştur.

Kiraz’ı rehin almalarının nedenini Berkin Elvan’ın ölümüyle sonuçlanan gaz bombası atımı sırasında orada olduğu öne sürülen üç polis memurunun derhal tutuklanması talebi olarak öne sürmüşlerdi.

***

Oysa Berkin Elvan’ın 2013’te öldürülmesi ardından, polislerin ifadesinin alınmasını isteyen, dosyayı yeniden iki ay kadar önce canlandıran kişi, bu göreve yeni atanan savcı Mehmet Selim Kiraz’dan başkası değildi.

Yani katletmemiş, susturmamış olsalar, Berkin’in öldürülmesinde rollerinin bulunması halinde onları tutuklatacak kişi muhtemelen Kiraz olacaktı.

Belki de militanları savcıyı serbest bırakmaları için ikna etmeye çalışanlar arasında Berkin’in babası Sami Elvan’ın yer almasının bir nedeni de buydu.

***

Ve sadece Berkin Elvan dosyası da değil.

Kiraz’ın verdiği son talimatlardan bir tanesinin de İstanbul Emniyeti’nden yine Gezi protestoları sırasında hedef gözeterek attığı gaz bombası nedeniyle bir göstericinin gözünü kaybetmesine neden olan polis memurunun kimliğini sorması olduğu anlaşılıyor.
Belli ki hak ve adalet duygusu yüksek biri olan merhum savcı Kiraz, Gezi dosyasını aldığından bu yana, polisin gösterilere izin vermemek için orantısız şiddet kullandığı şikayetlerinin üzerine ciddiyetle gitmiş, olaylar üzerindeki örtüyü kaldırmaya çalışmıştı.

***

Ama bir terör saldırısı sonucu, Berkin Elvan’ın haklarına sahip çıkma iddiasında olanlarca katledildi, susturuldu.

Şimdi bu cinayetten sonar Kiraz’ın yerine atanacak savcının, Gezi dosyalarına onunkine benzer bir dikkat, kararlılık ve heyecanla bakıp bakmayacağı belli değil; üstelik tam da 7 Haziran seçimlerine giderken ortaya çıkacak bazı gerçeklerin hem polis hem de AK Parti hükümetini mahçup etme ihtimali ortadayken.

Tabii bir de gündemin bu terör eylemince esir alınmışlığı var ortada. Ne başkanlık tartışması kaldı ortada, ne PKK ile Kürt meselesi diyalogu, ne ekonomik sorunlar, ne de dış politikadaki Suriye, Irak, İran sancıları.

Savcıyı susturmak için tetiği kimin çektiği belli ama, savcının susturulmasının kimlerin işine yaradığı o kadar belli değil galiba.