Seçim sonrası senaryoları

Erdoğan'ın dünkü çıkışından sonra Ankara'da seçim sonrasına ait iki senaryo konuşuluyor.

Başbakan Tayyip Erdoğanın dün Isparta'da AK parti tek başına iktidar olamazsa, siyasetini bırakacağı sözünü verdi.
CHP lideri Deniz Baykal ve MHP lideri Devlet Bahçeli'den de aynı sözü istedi.
Gerçi Erdoğan konuşmasında kendisi de gerek Baykal, gerek Bahçeli'nin geçmişte bu tavrı sergilediklerini hatırlattı. Baykal 1999'da CHP baraj altında kalıp Meclis'e giremeyince istifa etmişti. CHP'nin başına seçilen Altan Öymen ve Genel Sekreter Tarhan Erdem, kısa süre sonra bir dizi parti içi kavga sonrasınada yönetimi Baykal ve Önder Sav'a bırakmıştı.
Bahçeli de 2002 seçimlerinde Meclis dışı kalınca istifa etmiş, ancak MHP kurultayı onu yeniden başa getirmişti.
Özetle her iki siyasetçi de bir şekilde yenilince bırakabildiklerini gösterdiler. Bu çerçevede 2002 yenilgisinden sonra genel başkanlıktan çekilen Mesut Yılmaz ve Tansu Çiller'i de anmak gerekir.
Erdoğan'a dönersek, bu açıklamayı neden 22 Temmuz seçimine beş gün kala ve bu şekilde yaptığını sorabiliriz. Erdoğan belki de buna dayanarak yüzde 34.4'ün altı başarısızlıktır diyor. Oysa yüzde 40 alıp milletvekili sayısını düşürmek de mümkün. Unutmamalı ki, AK Parti, yüzde 34 oyla Meclis'te yüzde 63 temsil aldı;
yani neredeyse kendi oyunun iki katı temsil söz konusu. Yüzde 10 barajını geçen her parti ile AK Parti'nin gerçek temsil düzeyine inmesi, yani bu bakışla, yüzde 40 küsur destekle de tek başına hükümet kuramaması, en azından Meclis aritmetiğine bağlı senaryolarda mümkün.
Bu çerçevede Erdoğan'ın çıkışı üzerine siyaset kulisinde bu konuda en çok yapılan iki yorum var:

  • Erdoğan kendisine sunulan anketlere bakarak, tek başına iktidar olacak milletvekili (276) sayısını yakaladığına emin oldu. Geçenlerde yaptığı '310 milletvekili' tahmini bunu gösteriyor. Şimdi bu çıkışı yaparak,
    1- Muhalefet partilerini zora sokmaya, liderlerini meşgul etmeye,
    2- Seçmenlerine ve kendisine meyleden kararsızlara biraz daha gayret vererek cumhurbaşkanı seçmeye yarayacak anayasal çoğunluğa (367) yaklaşmaya çalışıyor.
  • Erdoğan kendisine sunulan anketlerden, AK Parti'ye desteğin tek başına iktidar olacak milletvekili sayısının etrafında dalgalandığına kani oldu. Bunun iki sonucu olabilir:
    1- AK Parti'nin az bir farkla 276 sınırını geçmesi (ki bu sınırı 300-310 sayısına dek yükselten üst parti patronları var) halinde, ikinci AK Parti döneminin hayli 'kırılgan' bir hükümetle başlayacağına inanıyor. Bunun da iki sonucu olacaktır: 1- AK Parti, en azından CHP ve MHP'nin güçlü muhalefeti altında ve daha az sayıda milletvekili ile şimdiye kadar olduğunca da rahat hareket edemeyecektir. Özellikle anayasal konularda eli kolu bağlı olacaktır. 2- Her bir AK Parti milletvekili şimdi olduğundan çok daha değerli ve ağırlıklı sayılacaktır. Parti yönetimi '100 kişi gitse ne olur' gibi tutumlara giremeyecek, kriz dönemlerinde Erdoğan her sabah, o gün hangi hassas milletvekilini marke edeceği düşüncesiyle uyanacaktır.
    2- AK Parti'nin az bir farkla 276 sınırının altında kalması. Belki şu anda zayıf bir senaryo olarak görünüyor. Ancak gerçekleşmesi halinde, AK Parti'nin hükümet için DTP'li 'bağımsızların' (içeriden ya da dışarıdan) desteğine muhtaç kalması ihtimalini kendisine dert eden AK Partili önemli isimler olduğu biliniyor. Erdoğan böyle bir durumun, başka bir şeye ihtiyaç kalmadan, belki ertesi gün partisinden kopmaları başlatacağını bilecek kadar deneyimli bir siyasetçi olsa gerek.
    Ama yine de parlamenter siyaset bu; koltuk için yapılıyor ve sonuçta iş aritmetik çoğunluğa bakıyor.
    Erdoğan'ın bu çıkışının ne demek olduğunu ve ne getireceğini anlamak için fazla beklemeyeceğiz.
    NOT: Seçim sürecinin ilginç bir gelişmesi de, CHP lideri Baykal'a Erzurum'da 'Fethullah Gülen'in evinden defol' gibi pankatlar taşıyan küçük bir grup tarafından yumurta atılması oldu. Bu aslında küçük ve her seçimde örneği görülebilecek bir protesto eylemi. Bir başka yönüyle ise, şimdiye dek kendilerini hep bir fikir ve eğitim-kültür hareketi olarak gösteren Fethullah Gülen cemaatinden birilerinin ilk siyasi eylemi, sokak eylemi olarak kayda geçmeyi hak ediyor. Cemaat üyelerinin benzeri yeni eylemlere kalkışıp kalkışmayacağını gözlemek ilginç olacak.