Siyasetin fay hatları belirginleşiyor

Dün siyaset meydanın-daki bazı gelişmelere bir başka açıdan bakıldığında Türkiye'nin iç ve dış siyaset alanında nasıl bir yıla girmiş olduğu ve siyasetin fay hatlarının, çarpışma eksenlerinin belirginleşmeye başladığı görülebilir.

Dün siyaset meydanındaki bazı gelişmelere bir başka açıdan bakıldığında Türkiye'nin iç ve dış siyaset alanında nasıl bir yıla girmiş olduğu ve siyasetin fay hatlarının, çarpışma eksenlerinin belirginleşmeye başladığı görülebilir. Bunları şöyle özetlemek mümkün:
TÜSİAD-hükümet: TÜSİAD dünkü genel kurulunda yeni başkanını Arzuhan Doğan Yalçındağ olarak belirledi. TÜSİAD'ın ilk hanım başkanının açıkladığı ilk karar ise, 2007 yılının özelliklerini dikkate alacak İstişare Konseyi toplantısının planlandığı gibi haziran ayında değil, olağanüstü olarak mart başında yapılacağını duyurmak oldu. Bunu, patronların Ankara'dan gelen bütün 'siyasete girme' sinyallerine karşın, cumhurbaşkanlığı seçimleri ve parlamento seçimlerinde ülkenin önünde hangi seçenekler bulunduğunu kamuoyu önünde tartışmak istediği şeklinde yorumlamak mümkün.
TÜSİAD-MHP: TÜSİAD'ın siyasete müdahil olmaması isteği bütün partilerde şu ya da bu oranda mevcut. Ancak bunun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından ifadesi diğer partiler gibi olmadı. TÜSİAD'ın görevi devretmek üzere olan başkanı Ömer Sabancı'nın Kürtçenin seçmeli ders olabileceği sözleri, Bahçeli tarafından PKK politikaları olmakla suçlanınca karşılıklı çatışma tavan yaptı.
MHP-BBP ve sağdaki oluşumlar: MHP'nin son zamanlardaki ani sertleşmesi tabanını BBP'ye kaptırma çabasından kaynaklanıyor olabilir. Yarın Ankara'da MHP'nin bir dönem ağır topları arasında yer almış, ancak son Kongre'de dışlanmış Namık Kemal Zeybek, Sadi Somuncuoğlu gibi isimlerin BBP'ye katılacağı duyuruldu. BBP'nin adı daha önceki birkaç olay gibi, Hrant Dink suikastında da gündeme gelmiş ve başkanı Muhsin Yazıcıoğlu tarafından yalanlanmıştı. BBP'nin katı tutumunun MHP'yi de ılımlı bulanlara çekim odağı olma ihtimali var. Belki de bu yüzden SaadetPartisi, Genç Parti ve hatta DYP'nin BBP ile seçim ittifakı ihtimali kuliste konuşuluyor.
AB-hükümet: Başbakan Tayyip Erdoğan dün akşam Ankara'daki AB büyükelçileriyle bir yemek yedi. Bu yemekte TCK 301'inci maddenin, özellikle de Dink suikastı sonrasında Meclis tarafından düzeltilip düzeltilmeyeceği konusu masadaydı. Dink cenazesindeki dayanışma atmosferinin 301 değişikliğine yol açabileceği yolunda İstanbul kaynaklı iyimser umutlar, ne yazık ki Meclis kulisinde fazla yankı bulamıyor. AK Parti içinde, 301'in bu suikast nedeniyle değiştirilmesinin liberal ve demokrat çevrelerde Ermeni soykırımı tartışması başlatacağından ve bunun da zaten katılık rekabeti içindeki radikal sağdan etkilenen çeteleşmelerden kaynaklanan yeni suikastlara yol açabileceği endişesi hâkim. CHP, daha çok 'Bekleyelim görelim, yapamazlar' havasında. Hükümet içindeki Abdullah Gül-Cemil Çiçek dengesi içinde son karar Erdoğan'ın olacak.
CHP-AK Parti-Cumhurbaşkanlığı: CHP lideri Deniz Baykal'ın dün öğlen Avustralya Büyükelçisi Jean Dunn davetiyle, bir grup G-8 ve AB büyükelçisinin de katıldığı davette, 301 konusunun değil, 367 konusunun gündeme geldiği anlaşılıyor. Yani Ankara'daki dış temsilcilikler nihayet TCK'nın 301 maddesini değiştirecek olanın muhalefet değil, iktidar olduğunu anlamış görünüyor. Bunun yerine CHP'nin, Erdoğan'ın 367 oyçoğunluğuna ulaşmadan Cumhurbaşkanı olması durumunda Anayasa Mahkemesi'ne oylamanın iptali için dava açıp açmayacağı merakı baskın geliyor.
ABD-hükümet: ABD'nin Ankara büyükelçisi Ross Wilson dün düşünce kuruluşu ASAM'daki konuşmasında daha çok Irak, PKK, İran ve Ermeni soykırımı yasa tasarısının Kongre'deki muhtemel akıbeti üzerine konuştu. Ermeni tasarısının kabulünü Wilson'un da Türk-ABD ilişkilerinde Kıbrıs-Johnson mektubu, Kıbrıs-silah ambargosu-İncirlik'in kapatılması ve Irak-1 Mart tezkeresi-Süleymaniye kadar ağır bir hasara yol açacağının farkında olduğu görülüyor. Gül'ün şubat ayındaki Washington temaslarında ise Irak (Kerkük ve PKK) ile Ermeni tasarısı dışında gündem maddesi bulunmuyor.
Erdoğan'ın bu tablo içinde cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde, özellikle de Ermeni tasarısı meselesinin Kongre'de kabulünün Türkiye'de yeni bir tepki dalgasına yol açacağı ortadayken, şapkasından herkesi şaşırtacak bir tavşan çıkarması mümkün mü? Ermeni tasarısı konusunda, ABD'deki Ermeni lobisinin 2008 başkanlık seçimleri üzerine kurulu yeni bir strateji belirleyip bu yıl çarpışarak geri çekilmesi söz konusu olursa mümkün. Fay hatları belirginleştikçe, yüksek riskli siyaset yapma ihtimali artıyor.