Siyasi cephede hiçbir şey göründüğü gibi değil

Malatya cinayeti haberi Başbakan Tayyip Erdoğan'ı dün partisinin Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısında cumhurbaşkanı adaylığını tartışırken buldu.

Malatya cinayeti haberi Başbakan Tayyip Erdoğan'ı dün partisinin Merkez Karar Yönetim Kurulu toplantısında cumhurbaşkanı adaylığını tartışırken buldu.
Bir yandan ABD'de dahi konuşulur hale gelen Irak'a müdahale senaryoları, bir yandan Çankaya tartışmaları ile huzursuz ortama, yeni bir gerilim ve üzüntü kaynağı daha eklendi.
Dün şekil şartını yerine getirerek MKYK'dan her ne karar açıklayacaksa ona destek alan Erdoğan için gün geçtikçe daha ağırlaşıyor karar. Çünkü bir Çin atasözünün dediği gibi, kaplanın sırtına binmek, inmekten kolay. Erdoğan için Çankaya'ya çıkmak, Meclis çoğunluğu nedeniyle kolay. Mesele orada rahat oturmakta, rahat yönetip, rahat inebilmekte.
İktidar cephesindeki gerilim, muhalefete yansıyor. Geçen hafta sonu yapılan Ankara mitinginden CHP-DSP birliği çıkaran yorumcular yanıldı. DSP'nin güçbirliği çağrıları, CHP'de yankı bulmuyor. DSP cephesinde, seçime ittifak içinde girmeyi, ortaklık protokolünde 30 civarında kesin seçilecek milletvekili kontenjanı kapmayı, seçim ardından da ayrılıp Meclis'te DSP grubu kurmayı düşünenler vardı. Zeki Sezer'in "Baykal, TÜSİAD ve askerin arkasına saklanıp politika yapıyor" ve "CHP'den oy alırız" sözleri, Deniz Baykal'ın "Bunlar boş laf", "Partiyi kapatıp gelsinler" sözlerine çarptı. Özellikle "Kapatıp gelsinler" söylemi, DSP yönetiminde öfkeye yol açtı. Baykal ise "Seçim yaklaştıkça oyunun ziyan olmamasını ve AKP'ye karşı güç birikmesini isteyenler nasıl olsa CHP'de oylarıyla birleşir" anlayışında.
Anavatan lideri Erkan Mumcu, DYP lideri Mehmet Ağar ile yakınlaşmasına DSP'yi de katarak 'Birleşik Demokrat Parti' tezinin tutacağını söylüyordu. Ancak dün Sezer ile görüşmesinden bu yönde sonuç çıkmadı. Bu belki de Anavatan-DYP yakınlaşmasında iplerin tek başına Mumcu'nun elinde olmamasından kaynaklanıyor.
Siyaset kulislerinde bu operasyonun perde arkasında Mesut Yılmaz ve Hüsamettin Özkan'ın bulunduğu, Mumcu'nun Ağar'ın liderliğini kabul etmemesi durumunda 10'dan fazla Anavatan milletvekilinin hemen DYP'ye geçebileceği, böyle bir birleşmenin içine Hikmet Çetin'den İstemihan Talay'a, Mustafa Sarıgül'den İlhan Kesici'ye, Onur Kumbaracıbaşı'na dek isimleri çekebileceği konuşuluyor. Cem Uzan yönetiminde Genç Parti'nin de bu filoya katılmasıyla merkez ve merkez sağda siyaset ünlülerinden oluşan ağır bir ekibin mümkün olduğu planı yapılıyor. Böyle bir ekibin AK Parti'nin ve CHP'nin karşısına ciddi bir alternatif çıkarabileceği ciddiyetle düşünülüyor. Tutup tutmayacağı ayrı konu, ama DYP-Anavatan yakınlaşmasında göründüğü gibi olmayan da işte bu.
Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkıp çıkmaması, yalnızca AK Parti'nin ve CHP'nin geleceğini değil, ülke siyasetinin alacağı şekli derinden etkileyecek.

* * * * *
Malatya'daki feci cinayet
Malatya'da dün İncil ve Hristiyanlık'la ilgili kitaplar basan Zirve Kitabevi'nde biri Alman uyruklu üç kişinin korku filmlerini andıran bir cinayete kurban gitmeleri üzerinde ciddiyetle durulmalıdır. Trabzon'da Katolik rahip Santoro'nun öldürülmesi ardından neler yaşandığını, zincirin Hrant Dink'in katledilmesine dek uzandığını hep beraber gördük. Daha önce Kayra Kitabevi adını taşıyan şirketin 2005 yılında aldığı tehditler üzerine adını Zirve olarak değiştirdiği, saldırıya uğradığı binaya ise bir yıl kadar önce taşındığı anlaşılıyor.
Cinayetin işleniş şekli, 1990'ların sonunda pek çok kişiyi domuz bağı yöntemiyle sorgulayıp öldüren Hizbullah'ı anımsatıyor. Lübnan'daki İran yanlısı Hizbullah ile ilgisi olmayan, daha çok PKK'ya karşı örgütlenmiş radikal İslamcı Kürtlerden oluşan Hizbullah'ın yeniden canlanmakta olduğuna ilişkin bilgiler geçtiğimiz haftalarda gazetelerde yayımlanmıştı. Tabii soruşturma sonucu ne çıkacağı belli olmaz.
Ancak belki bundan sonra sağda ve solda her fırsatta, Hıristiyan misyonerlik faaliyetlerini sığ politikalarına malzeme yapan politikacılar sorumlu davranmaya başlarlar. Din üzerinden politika yapmayı artık herkes bırakmalı.