Siyasi heyete askeri Erdoğan istedi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün dün Bakü yolunda açıkladığı üzere ABD ile PKK konusunda artık 'askerden askere ilişki' aşamasına gelinmesinin ardında Ankara'nın izlediği ince ve yeni bir diplomasi taktiği var.

BAKÜ - Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün dün Bakü yolunda açıkladığı üzere ABD ile PKK konusunda artık 'askerden askere ilişki' aşamasına gelinmesinin ardında Ankara'nın izlediği ince ve yeni bir diplomasi taktiği var.
Bu taktik, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın müzakere heyetine, diplomatik usullerde pek rastlanmadık şekilde üst düzey bir askeri yetkilinin dahil edilmesi oldu.
Önce 2 Kasım'da ABD Dışişleri Bakanı Condoeeezza Rice'ın Ankara ziyaretinde Başbakan Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeye Genelkurmay Harekât Başkanı Korgeneral Nusret Taşdeler, ardından 5 Kasım'da Vaşington'da Erdoğan'ın Başkan Bush ile yaptığı görüşmeye Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral Ergin Saygun katıldı. Bu durum ABD tarafının da her iki heyete askeri yetkili katması ile sonuçlandı. Rice heyetine Korgeneral William Frazer, Bush heyetine de Genelkurmay Başkan Yardımcısı Orgeneral James Peterson dahil edildi.
Bush'un ilan ettiği şekilde Saygun, Peterson ve Irak'taki ABD Kuvvetlerinin Komutanı Orgeneral David Petraeus arasında koordinasyon kurulmasını, yani PKK konusunun askere havale edilmesini öngören sistem, Gül'ün deyişiyle ilişkinin askerden askere boyuta sıçraması böyle gerçekleşti. Ankara böylelikle, 1- ABD'nin muhtemelen ABD-Irak-Türkiye mekanizması kurulsun önerisini, 2- Irak'ın kuzeyindeki Kürtlerle görüşün önerisini ve daha önemlisi, 3- Bu önerilerin tartışılması ile yitirilecek zamanı geçiştirmiş oldu. Irak Merkezi Hükümeti ve Irak Kürtleri ile kurulacak ilişki ve onları ikna etme sorunu, Gül ve Erdoğan gibi Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın da vurguladığı gibi, 'Irak'taki işgal gücü nedeniyle sorumluluğu bulunan' ABD'ye bırakıldı.
Bush-Erdoğan görüşmesinin yapıldığı gün ve yapıldığı sıralarda, Orgeneral Petraeus'un Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani ile Selahattin şehrinde görüşüyor olması bu mekanizmanın işlemeye başladığını gösterdi. Aslında bir gün önce, sekiz askerin bırakılması olayını bir PKK/DTP şovuna çevrilmesine zemin hazırlayan Irak Kürtlerine müdahale ederek DTP'lilerin askerlerle basın toplantısına izin vermeyen de, yine (Ankara-Vaşington) arasında işleyen telefonlar sonucu Petraeus olmuştu.
Bu durum Ankara'da, hem sivil hem askeri kesimde, dün Gül tarafından da dile getirilen bir özgüven ve moral yükselmesi sağladı.
Kısa bir soruşturma Türkiye'nin resmi heyetine asker dahil edilmesi fikrinin Başbakan Erdoğan'dan çıktığını gösteriyor.
Erdoğan bu fikri 20 Ekim'deki PKK saldırısının hemen ardından 21 ekimdeki ilk yüz yüze görüşmelerinde Orgeneral Büyükanıt'a açmış.
O da yararlı olacağını söyleyerek kabul etmiş.
O aşamada Erndoğan'ın aklındaki isim aynı zamanda Başbakan'ın askeri danışmanı olan Korganeral Taşdeler'miş. Kaynaklarıma göre Başbakan'ın bu fikri açmasında, 5 Kasım görüşmesinde oyalanmanın önlenmesi bir yana, teknik bir konu gündeme geldiğinde o anda buna karşılık verecek bir kişinin yanında bulunması ihtiyacı olmuş.
Böylelikle, Orgeneral Taşdeler 5 Kasım görüşmesine hazırlanmaya başlamış. Durum Amerikalılara da bildirilmiş. O arada 2-3 Kasım'daki İstanbul zirvesine katılmak için Türkiye'de olacak Rice'ın önce Ankara'ya gelmek istediği ortaya çıkmış.
Erdoğan ve Büyükanıt arasında 29 Ekim törenleri sırasında yapılan konuşmalarda bu kez Büyükanıt Erdoğan'a, Bush görüşmesinde daha yüksek düzey ve karar alma yetkisi bulunan bir subayın yer almasının daha etkili olabileceğini söylemiş ve Orgeneral Saygun'u önermiş. Erdoğan da bunu memnuniyetle kabul etmiş. Böylelikle, hazırlıklarını sürdüren Taşdeler Rice görüşmesine girerken, Saygun ABD heyetine dahil edilmiş. Böylece ABD'deki muhatabının da Irak'taki birliklere sözü geçebilecek düzeyde bir subay olması sağlanmış.
Ortaya çıkan sonuç, şimdilik siviller kadar askerleri de memnun ediyor. Askeri kaynaklar Erdoğan-Bush görüşmesinden beklemedikleri bir sonuç çıkmadığını söylüyorlar. Öte yandan işin askeri komiteye havale edilmesi ile, sorumluluğun da asker-sivil ortaklaşa hale geldiğinin farkındalar.
Şimdi iş ABD'nin söz verdiği üzere, eyleme dönük 'anlık istihbarat' vermesine kalmış bulunuyor. Türkiye'nin önümüzdeki bir iki hafta içinde ABD işbirliği ile alabileceği somut sonuçlar yalnızca PKK tehdidini geriletmekle kalmayacak, aynı zamanda Türk-Amerikan ilişkilerine de yeni bir soluk getirecek.