Müzakere ve sandık

Solun dün İsmail Cem'in cenazesindeki buluşması kalıcı olabilir mi? Bu gidişle sol oylar müzakere masalarında değil, 2007 seçimi için sandıkta birleşecek gibi görünüyor." /> Müzakere ve sandık

Solun dün İsmail Cem'in cenazesindeki buluşması kalıcı olabilir mi? Bu gidişle sol oylar müzakere masalarında değil, 2007 seçimi için sandıkta birleşecek gibi görünüyor." /> Solda kalıcı buluşma yolu - MURAT YETKİN - Radikal

Solda kalıcı buluşma yolu

<font color="#800000"><strong><em>Müzakere ve sandık</em></strong></font><br></br>Solun dün İsmail Cem'in cenazesindeki buluşması kalıcı olabilir mi? Bu gidişle sol oylar müzakere masalarında değil, 2007 seçimi için sandıkta birleşecek gibi görünüyor.

İsmail Cem'in dün İstanbul Teşvikiye Camii'ndeki cenaze töreni ilk bakışta siyasi hayatında görmek istediği bir manzarayı sergiliyor gibiydi. Cem'in rakipleri tarafından da sevilen bir politikacı olmasından kaynaklanan, Başbakan Tayyip Erdoğan'dan koalisyon hükümetinde başbakanlığını yapan eski ANAP lideri Mesut Yılmaz'a dek sağ kanat politikacıların cenazeye samimi katılımlarını kastetmiyorum. Merkez sol parti ve gruplaşmaların tamamının lider ve yönetici kadrolarıyla cenazeye katılması asıl odaklanmak istediğim.
Cem'in siyasetteki ilk ve sonuncu durağı CHP'nin lideri Deniz Baykal, Cem'in iki dönem milletvekilliği ve başarılı bir dışişleri bakanlığı sergilediği DSP Genel başkanı Zeki Sezer, parlamenter siyasete ilk atıldığı ve milletvekili seçildiği parti olan Sosyal Demokrat Halkçı Parti (şimdi SD Halk Partisi) lideri Murat Karayalçın oradaydılar. Sosyal demokrat ve bazı sosyalist dernek ve platform temsilcileri oradaydılar; Cem'in cenazesinde bir araya gelmişlerdi.
Ancak bu bir araya gelişin yalnızca eski ve saygın bir dosta son görevin yerine getirilmesinden kaynaklandığı, ilk değilse de ikinci bakışta rahatlıkla görülebiliyordu.
Solcu siyasetçiler, evet cami avlusunda birbirlerine nazik selamlar verseler de mesafelerini korudular, yan yana gelmemeye neredeyse özel bir özen gösterdiler. Bir köşede CHP'liler, başka köşede DSP'liler, boynu bükük YTP'liler, SHP'liler, 10 Aralık hareketi mensupları, Arı hareketinden Kemal Derviş sayesinde sola meyleden liberaller, Hüsamettin Özkan taraftarları, devrimci sendikacılar, Kemalist öğretmenler, birkaç yüz metrekarelik aynı mekânı paylaşan, aynı eski dostun Türk bayrağına sarılı cenazesi ardında saf tutmuş ama birlik içinde olmayan bir topluluktu.
Helallik verildi, Fatiha okundu. Teşvikiye Caddesi'nde önce İsmail beyi Zincirlikuyu Mezarlığı'na taşıyacak cenaze aracının ve sonra onu son yolculuğunda yalnız bırakmayan Yunanistan'ın eski Dışişleri Bakanı, şimdiki Sosyalist Enternasyonal Başkanı Yorgos Papandreu'nun ardından yükselen alkışlar duyuldu. Sonra herkes kendi yoluna dağıldı.
DSP'nin Sezer'i ve SHP'nin Karayalçın'ı ısrarla solda birlik çağrıları yapıyorlar. Alevi dernekleri, bir yandan oy tabanlarına yönelik AK Parti ve MHP başta sağ parti çalışmasıyla yüzleşirken, diğer yandan solda birlik çağrıları yapıyorlar. Bu çağrılar birbirlerine karşı yapılmıyor. Bu çağrıların tek muhatabı var. O da CHP ve onun lideri Baykal.
Baykal, Sezer ve Karayalçın'ın istediği türden bir birlik anlayışına karşı, yanaşmıyor. Yanaşsa fena mı olur? Bu, muhtemel sol seçmenin söyleminde yerleşmiş bir arzu. Gerçekçi mi? İşte sorun orada başlıyor. Ayrıca Baykal bu tür bir birliğin suni olacağı ve aslında CHP ile "kaç milletvekilliği veriyorsun" pazarlığına dönüşeceği kuşkusunu taşıyor. Bu kuşkusunda da bütünüyle haksız sayılmaz. Ayrıca böylesi bir birlikteliğin negatif sinerji doğurması ihtimali de yok değil. Yani CHP+DSP+SHP gibi bir birliğin toplamı, üç partinin toplam oy gücünden çok olabileceği gibi, az da olabilir. Örneğin CHP ve DSP'nin tabanında SHP'nin yerel seçimlerde DTP ile işbirliğinden alerji duyacak azımsanmayacak bir kesim var. Baykal'ın YTP günlerinde İsmail Cem'e söylediği ve onu üzen "Otobüste yerin hazır" söylemi, 2007 genel seçimleri öncesinde diğer sol parti ve gruplara önerebileceği en iyi teklif olacak gibi duruyor.
İlk bakışta biraz acımasız bir yaklaşım gibi dursa da, reel politikada yeri var ve sonuç da getirebilir.
Çünkü yüzde 10 barajı orada durdukça, oyunun ziyan olmaması kaygısıyla sandığa gidecek soldaki seçmen oranı, sırf itirazını ve tepkisini göstermek için ideolojik olarak kendisine yakın partiye oy verecek seçmen oranından çok fazla olacak görünüyor.
Bunun tek nedeni var, O da AK Parti'nin ülke siyasetindeki belirleyici ağırlığı. Örneğin tepkileri görülsün umuduyla sadığı protesto eden Alevi seçmenin, en azından bir kısmının bu tavrın AK Parti'ye yaradğıını görerek pişman olduğunu biliyoruz. Sırf AK Parti'ye karşı ağırlık oluştursun diye, solda olmasa da, örneğin DYP, ANAP tabanından şehirli-laik kaygılarla ve 'kerhen' tanımıyla bu seçimlerde CHP'ye oy verecek kişiler var. Merkez sağda durum böyle iken, merkez soldaki durum, özellikle de Bülent Ecevit ve İsmail Cem'in vefatlarının Baykal'ı tek karizma merkezi bırakmasıyla farklı olmayabilir.
Sol oylar, 2007 genel seçiminde müzakere masasında değil, ama sandıkta, CHP pusulasında birleşme eğilimi taşıyor.