Son dakikada olup bitecek

Meclis Başkanı Bülent Arınç 23 Nisan konuşmasına "Mesaj alındı" ifadesini sıkıştırabilmişti. "Mesaj alındı" demesi, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın...

Meclis Başkanı Bülent Arınç 23 Nisan konuşmasına "Mesaj alındı" ifadesini sıkıştırabilmişti. "Mesaj alındı" demesi, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın ('sözde değil, özde' ifadesine atfen) "mesajı algılamayanın, algılama sorunu vardır" sözüne gönderme gibiydi. Ama, CHP lideri Deniz Baykal için bu yeterli değildi.
Baykal'ın süresini ikiye katlayan sert konuşmasındaki en sarsıcı ifadeler, din devletine gidiş olursa, bunun 'oluk oluk kan' dökülmesine ve parçalanmaya yol açabileceği iddiası ve Başbakan Tayyip Erdoğan'ın izlediği son dakika yöntemiyle bir seçilecek kişinin saygın bir cumhurbaşkanından çok 'bir aileye kapıkulu' olabileceği iddiasıydı.
Baykal'ın sözleri belki Meclis'teki gerginliği elle tutulur somutluğa sıçratacak sertlikte olmasına karşın bir gerçeği yansıtıyordu. İki gün sonra cumhurbaşkanı seçmek üzere el kaldıracak, belki de içlerinden biri seçilecek AK Partili bakanların, milletvekillerinin Meclis kulisinde gazetecileri çevirip yeni bir şey olup olmadığını sorması demokrasi adına hoş değildi.
Cumhurbaşkanlığı seçimi bu haliyle bir Meclis sürecinden çok, AK Parti içinde, hatta partinin yönetim kademelerindeki dar bir grup içinde, üstelik son günlere sıkışmış bir süreç görünümünde. O kadar ki, daha geçen hafta başına dek, Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı konusunu Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ile daha tam olarak paylaşıp paylaşmadığı bilinmiyordu. Gül geçen hafta Arınç'a gidince, Erdoğan'ın fikrini onunla paylaştığı izlenimi doğdu. Nihayet dün Erdoğan, Arınç'a gitti. Gül de, Arınç da durumu iyi idare ettiler denebilir aslında. Çünkü partinin kurulmasında ve bugüne dek her stratejik kararın alınmasında rol oynayan üçlü danışma mekanizması, bu defa neredeyse son güne dek tam olarak işlemedi.
Bu durum, Meclis Başkanı'nın akşam saatlerinde verdiği geleneksel davetle su yüzüne çıktı. Bir grup meslektaşla Büyükanıt'ın çevresine toplanmış, öğle saatlerinde Meclis'teki gerilim konusundaki düşüncelerini soruyor ve yanıt alamıyorduk. Erdoğan geldi, Büyükanıt ile tokalaştılar. Sorularımızla birlikte Erdoğan'ın yanıt vermekten kaçınması, şifrelerle konuşması da başladı. İşte Kumkapı'da balıkçıklar doğrusunu söylemişti. Kendisi de bugün, ya da yarın açıklayacaktı? Ama ne olusa bugün, ne olursa yarın açıklayacaktı? Erdoğan bir kaç kez sorduğumuz bu soruyı ısrarla yanıtsız bıraktı. Büyükanıt soruların odağı olmaktan kurtulmanın tadını çıkarıp, durumu izliyordu. O sırada Gül de gruba katıldı. Peki ya isim konusu? Bomba yanıt orada geldi. Erdoğan, kendisinin karara varmış olduğunu ama bu kararı, ismi "Eşi dahil kimseye" söylememiş olduğunu açıkladı. Yalnızca "Meclis içinden ve AK Partili" olacağını söyledi. Cumhurbaşkanının kim olacağına Erdoğan tek başına karar verecekti. Gül'ün yüzünden bir gölge geldi, geçti.
Ama isim konuşulmamış olmanın Arınç'ı çok daha farklı etkilediği aynı anda salonun bir başka köşesinde anlaşılacaktı. İlk soruları "Bugün rahatladım, sorun yok" gibi geçiştiren Arınç, gazetecilerin soruları artınca, baklayı ağzından çıkarmıştı: "Rezervimi hâlâ muhafaza ediyorum".
Bugün AK Parti grubu var. Bu grupta da açıklama çıkma ihtimali yüksek değil. Yarın, Anayasa Mahkemesi'nin 45'inci kuruluş yıldönümü ve aynı zamanda Anayasa Mahkemelerinin Medeniyetler Diyaloğu'ndaki Rolü sempozyumunu var. Akşam saatlerinde (programda 20.00 olarak görünüyor) bir de resepsiyon veriliyor. Son senaryo, 25 Nisan akşamı, aday göstermek için süre dolmasına 4 saat kala başlayacak bu resepsiyonun ardından AK Parti grubunun olağanüstü toplanması ve Erdoğan'ın ülkenin geleceğini belirleyecek kararını orada açıklaması. Böylece her şeyin son dakikada, başka tartışmaya yer ve zaman bırakılmadan olup bitirilmesi.
Dün akşam itibarıyla durumu şöyle özetlemek mümkün: Erdoğan, cumhurbaşkanı adaylığından vaz geçmiş olabileceği izlenimini özellikle veriyor. Ancak bunu ve eğer vazgeçmişse aklında hangi ismin olduğunu Arınç ve Gül dahil kimseye söylemediğini beyan ediyor. Erdoğan'ın aday olmaması durumunda, Gül buna belki içerler, ama sorun çıkarmaz izlenimi veriyor. Aynı şeyi Arınç için söylemek mümkün değil, onun 'rezervi' devam ediyor. Sıkıntı devam ediyor. Son ana bırakmak hem vatandaşa, hem de partiye tartışacak zaman bırakmayacak. Belki de amaç o.