Sünni cepheye katılmak kötü sonuçlar doğurabilir

Irak hükümetinin onayı olmadan ülkenin üçte birini işgal altında tutan Sünni aidiyetteki IŞİD'le bu Suud önderliğindeki Sünni cephe nasıl mücadele edecek sorusunun cevabı şu anda yok.

ABD Savunma Bakanı Ash Carter 14 Aralık’ta Pentagon’da ABD Başkanı Barack Obama ile kapsamlı bir IŞİD’le mücadele brifingine katıldı.

Sonra atladı uçağa dün İncirlik’teki ABD birliğini teftişe geldi.

Gelmişken de burada kısa ama iddialı açıklamalarda bulundu ve hemen ayrıldı; “Ortadoğu turunun” diğer duraklarına uçtu.

***

Söylediklerinde Türkiye’yi çok ilgilendiren iki unsur vardı:

1-      Carter’a göre Türkiye “hava unsurlarıyla beraber kara unsurlarıyla da” IŞİD’e karşı daha fazlasını yapmalıydı. Bunun ne anlama geldiğini de ima etti. Hayır, Türk askerinin Suriye’ye girmesinden söz etmiyordu. Türkiye’nin Suriye’ye geçit yapmak istediği, “güvenli bölge” kurma iddiasını hâlâ o şerit üzerinden yaşatmaya çalıştığı o 98 km’lik bölümün kapalı tutulması Türkiye’nin verebileceği en önemli kara birliği katkısıydı Carter’a göre. Malum, bunu ilk kez Obama dile getirmiş, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da bu fikri desteklemişti. Suriye siyasetinin tutunduğu son nokta olan o 98 km’lik kısmın IŞİD’in muhtemel geçişlerini durdurmak gerekçesiyle kapatılması için Ankara üzerindeki baskı artıyor.

2-      Carter, Suudi Arabistan önderliğinde 34 ülkeden oluşan yeni bir koalisyonunun IŞİD’e karşı “daha fazla Sunni rol” öngören ABD çağrısıyla uyun içinde olduğunu açıkladı. Aslında bakarsanız IŞİD’e karşı Sünni Arapların daha fazla destek vermesi gerektiğini 9 Aralık’ta söylemişti.

***

Burada Türkiye’yi ilgilendiren yan, hükümetin de bu koalisyona katılmaya karar vermiş olması.

Haklısınız, Türkiye bir Arap ülkesi değil, üstelik nüfusunun büyük kısmı Sünni Müslüman olmasına karşın anayasasına göre laik bir devlet, bir din devleti değil.

Ama bu 34 ülke arasında Pakistan’dan Malezya’ya, Senegal’den Bangladeş’e kadar Arap olmayan başka ülkeler de var.

***

Ama tamamının Sünni yönetim olduğu varsayılıyor.

O yüzden mesela ne İran var, ne de Şiilerin hükümet üzerinde etkili olduğu Irak.

Irak hükümetinin onayı olmadan ülkenin üçte birini işgal altında tutan Sünni aidiyetteki IŞİD’le bu Suud önderliğindeki Sünni cephe nasıl mücadele edecek sorusunun cevabı şu anda yok.

Keza, Şii ve İran yanlısı Hizbullah’ın en etkili güç olduğu Lübnan’ı bu toplama ne tür bir katkı vereceği sorusu da havada.

***

Tabii bu Sünni cephe fikri son birkaç haftada ortaya çıkmış bir şey de değil.

Bu yıl mart başlarında Suudi Arabistan’ın başına geçen Kral Salman, kendisini tebriğe gelen (Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dâhil) liderlere bir Sünni cephesi fikrini açmıştı.

Bu açılım Mart sonu gelmeden hayat buldu ve 10 üyeden oluşan bir Sünni gücü Yemen’de ortak operasyonlara başladı.

***

Tabii o zaman bu Sünni cephenin amacı Kral Salman tarafından IŞİD ile mücadele fikri olarak izah edilmemişti.

Sünni cephe, Salman’a göre Ortadoğu’da “İran destekli Şii yayılmacılığı” engellemek amacıyla kurulmalıydı.

O zaman da kötü bir fikirdi, şimdi IŞİD ile mücadele amacıyla daha da kötü bir fikir.

***

Çünkü bu fikir, Ortadoğu’da zaten kördüğüm olan çatışmalardaki mezhepçi vurguyu, Sünni-Şii ayrımını daha da öne çıkaracaktır.

Onbirinci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün zamanındaki uyarısında olduğu gibi, mezhep çatışmasının İslam dünyasının yeni bir Orta Çağ karanlığına sürüklenmesine katkıda bulunacaktır.

***

Bir de ABD’ye ne Allah aşkına İslam dünyası içindeki Sünni-Şii çatışmasında taraf olmak ve bu çatışmada belki en çok pay sahibi olan Suudi Arabistan’ın arkasında durmaktan?

Haydi Obama’yı bir ölçüde anlamaya çalışalım. Sünni Arap yönetimlerini de IŞİD’in karşısında tavır almaya zorlamak istiyor.

Yoksa bu Sünni cephenin bir halkla ilişkiler çalışması, bir kamu diplomasi projesi olmak dışında IŞİD’e karşı işlevsel bir rolü olacağına inanmak zor.

***

Peki, hükümete ne Allah aşkına, bir yandan mezhep ayrımına karşı ve dışında olduğunu söylerken Sünni cephe ve Sünni gücü adı altındaki bu oluşuma Türkiye’yi katmakta?

Bu yanlış bir fikir, yanlış bir girişimdir. Türkiye’nin bölgede mezhep çatışmalarını körükleyecek bu girişimden çıkmasında, uzak durmasında yarar vardır.