Suriye çözülmeden IŞİD çözülür mü?

Dün öğleden sonra itibarıyla iyice açığa çıkan asıl soru şudur: Suriye krizinin nasıl çözüleceğine dair bir görüş birliğine varamadıkça dünya liderlerinin IŞİD'i alt etme konusunda "sürdürülebilir" bir strateji kurmaları mümkün mü?

Antalya Zirvesine katılan dünya liderleri dün yayınladıkları ortak açıklama ile Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütüyle savaşın temel öncelikleri ilan etti.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ev sahibi sıfatıyla sözcülüğünü yaptığı ortak karara göre ülkeler IŞİD’e karşı daha fazla istihbarat paylaşmaya, sınır güvenliğine daha fazla ağırlık vermeye, terörizmin mali kaynaklarını kesmek için daha fazla çaba harcama çağrılıyor.

Dünya IŞİD’in 10 Ekim’de Ankara’da 102 kişiyi öldürülmesine bu şiddette bir tepki vermemişti, ama 13 Kasım’da Paris’te 129 kişiyi öldürmesiyle birleşince bardak taştı.

***

Dünya liderlerinin IŞİD’e karşı birlikte davranma gereğinin farkına varmaları ve tek ses çıkarmış olmaları güzel de, o sonuç bildirgesinde söylenenlerin 11 Eylül 2001 saldırıları ardından El Kaide’ye karşı açıklanan önlemlerden fazla bir farkı yok.

Niyet değişmiş, tehlikenin farkına varılmış, o tamam.

Ama icraatın nasıl olacağına dair IŞİD’in üzerine bomba yağdırıp, yarın ne yapacağı belli olmayan yerel unsurlara silah ve para vermekten başka bir yol henüz ufukta görünmüyor.

***

Yani dün Fransız Meclisinde konuşan François Hollande’ın “Savaştayız, IŞİD’i bitireceğiz” sözünün, Rakka’nın havadan bombalanması geri adım atılmayacağını gösterse de, belli bir stratejik karşılığı yok.

Zaten ondan hemen önce Antalya’da konuşan ABD Başkanı Obama’nın “sürdürülebilir bir strateji” gerektiğini söylemesi, henüz ortada böyle bir strateji olmadığını gösteriyor.

Tabii bir de Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in sözleri var, Obama’nın gölgesinde kalan. Putin’in iddiasına göre IŞİD’e yardım sağlayan 40 kadar ülke var ve bunların bir kısmı da G-20 üyesi.

Putin bu konuda uydu fotoğrafları ve başka belgeleri muhataplarına verdiğini söyledi. Putin’in Antalya’da Erdoğan, Obama ve İngiltere Başbakanı David Cameron dâhil liderlerle Suriye konuştuğu biliniyor.

***

Lafı fazla uzatmayalım, dün öğleden sonra itibarıyla iyice açığa çıkan asıl soru şudur: Suriye krizinin nasıl çözüleceğine dair bir görüş birliğine varamadıkça dünya liderlerinin IŞİD’i alt etme konusunda “sürdürülebilir” bir strateji kurmaları mümkün mü?

Pek mümkün görünmüyor.

Çünkü IŞİD öncelikle Suriye iç savaşı ortamında doğup büyüyen bir örgüt.

***

Evet, militan İslamcı ideolojiyi, terör eylemleriyle gerçek İslam olarak dayatan çizginin tarihsel seyrinde gelinen en uç, en şiddetli aşaması İŞİD.

Ama 2011’de başlayan Suriye iç savaşı ortamında 2013’te ortaya çıktı.

Keskin söylemiyle içinden çıktığı El Kaideden başlayıp, şiddete nispeten kapalı Müslüman Kardeşlere dek tabandaki en öfkeli, insani kaygıları en zayıf, en maceracı unsurları kendisine çekti.

***

Evet, dünya liderleri IŞİD’e karşı birleşmek gerektiğinin farkına vardı, ama Suriye konusunda birleşemedikçe bunun tek başına bir anlamı olmayacak.

Paris saldırısından bir gün sonra, Antalya Zirvesinin başlamasından bir gün önce Suriye’nin geleceği üzerine yapılan Viyana toplantısından Suriye’de 6 aylık bir geçiş hükümeti ve 18 ay içinde seçimler üzerine görüş birliği çıktığı açıklanmıştı.

Dün itibarıyla o pilavın daha çok su kaldıracağı da görüldü.

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Suriye’nin geleceğinde Esad’a yer yok” sözü daha önce defalarca söylendiği için gerekli etkiyi uyandırmadığı görülmüş olacak ki, Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu riski üzerine alarak daha ayrıntılı bir açıklama yaptı.

Sinirlioğlu “Esad bir daha aday olamayacak” dedi; bu formülü Rusların kabul ettiğini söyleyemezdi ama büyük bir itiraz da olmamıştı.

ABD’nin tavrı, Sinirlioğlu’dan bir saat sonra kadar konuşan Obama tarafından bir kez daha ilan edildi: Suriye’nin geleceğinde Esad’a yer yoktu.

Obama Rusları ikna etmeye çalıştıklarını söyledi, demek ki Esad sorunu, yani Suriye sorunu hâlâ çözülememişti.

***

Peki, Antalya’da havanda su mu dövüldü?

Hayır, bu konuların bu düzeyde ve BM Genel Kurulu gibi veto baskısının bulunmadığı G-20 gibi bir zeminde tartışılması mutlaka mesafe alınmasına yardımcı olacaktır.

Ama IŞİD bir yandan öldürmeye devam ediyor,  liderlerin bu sorumlulukla davranması gerekiyor.