Suriye desteği sonrasında Erdoğan Fransa'ya gidiyor

Suriye konusunda Erdoğan'a verdiği destek sayesinde Hollande'ın Kobani konusundaki çıkışı "dostça çağrı" sayılıp tepki görmedi. Fransa, IŞİD sınırlarını aşan stratejik bir hamle yaptı.

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande’ın Türkiye’nin Suriye topraklarında güvenli bölgeler fikrine verdiği destek ardından Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Paris seyahati planlanıyor.

Diplomatik kaynakların verdiği bilgiye göre, Erdoğan’ın 8 Ekim’de Hollande ile yaptığı telefon görüşmesinde açılan konu, her iki tarafın bir tarih üzerinde anlaşması ardından “en kısa süre içinde” gerçekleşecek. Kaynaklar, dün (14 Ekim) akşamüzeri itibarıyla henüz Erdoğan’ın Paris ziyareti için kesinleşmiş bir tarih olmadığını söylediler.

O telefon konuşmasında Hollande, Türkiye’nin Suriye sınırlarında, sınır boyunca ilan edilecek “uçuşa yasaklı” bölge altında Suriyeli mülteciler ve rejim karşıtı güçlerin barınabileceği “güvenli bölgeler” fikrine destek vermişti.

Fransa da Türkiye gibi ABD öncülüğünde Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütüne karşı oluşturulan koalisyonun üyesi. Fransa koalisyona askeri boyutta da katılıyor, halen Fransız Hava Kuvvetleri IŞİD’e karşı saldırılara katılıyor. Türkiye ise insani yardım, istihbarat paylaşımı ve lojistik destek dışında henüz yalnızca Suriyeli rejim karşıtlarına eğitim ve teçhizat yardımı vaat etti; daha fazla askeri destek konusunda ABD’li yetkililerle görüşmeler devam ediyor.

Koalisyonun IŞİD’e karşı kurulmuş olmasına karşın, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun dün tekrarladığı üzere hükümet açısından IŞİD’in ortaya çıkmasına zemin veren Şam’daki Beşar Esad rejimi de aynı şekilde düşman sayılmalı.

Koalisyonun çoğu üyesi Suriye rejimi ısrarı temelinde görülen güvenli bölgeler fikrine yanaşmıyor; özellikle de BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi Rusya ve İran (Türkiye dahil) ülkelere Suriye’den uzak durulması gerektiğini söyleyip dururken.

Yalnızca Fransa’nın desteği güvenli bölgelerin ya da uçuşa yasaklı bölgenin hemen kurulabileceği anlamına gelmiyor. Ama Türk hükümetinin Suriye konusundaki ısrarı nedeniyle Batı dünyasında yalnızlaştığı algısında ciddi bir çatlağı başlattı; bu nedenle de Erdoğan için ayrıca değerli.

O kadar ki, Hollande dün “Türkiye Kobani’deki Kürt savaşçılara gidecek yardıma engel olmasın” dediğinde Ankara tepki vermedi. Oysa başka koşullarda, bir başka Avrupa ülkesi, ya da ABD aynı şeyi bu açıklıkla söyleseydi, Erdoğan da Davutoğlu da çok sert tepki verirdi.

Oysa şimdi, o destek sayesinde Hollande’ın keskin sözleri “dostça bir çağrı” olarak algılanıyor. Hem bakarsınız, Türkiye mesela HDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş’ın dün yinelediği o koridoru açmaya karar verebilir, bu da Fransa’nın çağrısı üzerine olur ve IŞİD-karşıtı koalisyonda Fransa’ya ayrı itibar getirir; siyaset bu, olur mu olur.

Erdoğan bu destek sayesinde Avrupa Birliği’nde Fransa’nın varlığı ve önemini de hatırlamış oldu.

Paris seyahati gerçekleşirse, AB olsun olmasın, iki ülke ilişkilerinde yeni bir hareketlenme getirebilir.

Türkiye-Fransa ilişkilerinin AB çerçevesindeki geleceği, 13 Ekim’de İstanbul’da TÜSİAD’ın önayak olduğu Boğaziçi Enstitüsü (Institut du Bosphore) tarafından düzenlenen seminerde de ele alındı. Seminere Türk tarafından AB Bakanı Volkan Bozkır, Fransa tarafından da Parlamento ile İlişkiler Bakanı Jean Marié Le Guen katıldı.

Evet, TÜSİAD Başkanı Haluk Dinçer, Türkiye’nin ucu bucağı görünmeyen AB üyelik başvurusunu hatırlatarak Fransa’dan yeni müzakere başlıkları açılmasına engel olmamasını, yardımcı olmasını istedi. Ama herkesin dikkati özellikle enerjide yeni işbirliği alanlarındaydı; özellikle de AB yeni bir enerji politikası hazırlığındayken.

Fransa zaten Türkiye’nin ikinci nükleer enerji santrali projesine dolaylı olarak eklemlendi. Ama bölgede AB’ye alternatif kaynak sayılabilecek başka imkânlar da var. Dün uygulama anlaşmalarından biri imzalanan 1850 kilometrelik TANAP projesi, Azerbaycan gazını Avrupa Birliği’ne nakletmeyi amaçlıyor. Şu anda uzak bir ihtimal gibi görünse de ileride IŞİD’e karşı savaş eğer kazanılırsa ve toz duman dağılır, taşlar yerine oturursa, Irak Kürt bölgesindeki petrol ve gazı da aynı rotadan AB ülkelerine akması mümkün olabilir.

Fransa’nın hamlesine yalnızca IŞİD karşıtı bir hamle değil, daha uzun vadeli bir girişim olarak bakmakta fayda var.