Suriye savaşı kapımıza dayandı

Türkiye'nin iç ve dış siyaseti, iç ve dış güvenliğinin Suriye iç savaşı nedeniyle hiç olmadığı kadar iç içe geçtiği tehlikeli bir süreçten geçiyoruz
Suriye savaşı kapımıza dayandı

Dün Anadolu Ajansı’nın Suriye tarafındaki çatışmalar sırasında Ceylanpınar’daki sınır karakoluna açılan ateşe karşılık verildiğini açıklamasından bir iki saat sonra yasadışı PKK’ya yakın Fırat Haber Ajansı, sınırın Suriye tarafındaki karakolun, PKK’nın Suriye’deki kardeş örgütü PYD’nin silahlı kolu YPG kontrolüne geçtiğini bildirdi. YPG kapıyı El Nusra militanlarından devraldı; ikisi arasındaki çatışmalardan seken kurşunla dün Ceylanpınar’da bir çocuk öldürülmüştü.

Belki de ikinci defa demek lazım. Ama Suriye’deki PKK kapıyı ilk defa geçen yıl ele geçirdiğinde koşullar çok farklıydı. O zaman henüz Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Kürt sorununa çözüm hedefli PKK diyaloğu başlamamıştı ve PKK Türkiye’nin destek çıktığı Özgür Suriye Ordusu’na (ÖSO) karşı Beşar Esed saflarında savaşıyordu.
Bir önemli ayrıntı da, Suriye’deki isyancı muhalefetin asıl gövdesini oluşturan İhvanı Müslimin ya da Müslüman Kardeşler hareketinin içinden 2012’de doğan El Nusra örgütü birkaç ay içinde El Kaide’nin Suriye kolu olmakla sonuçlanacak yolculuğunun henüz başındaydı.

Köprülerin altından bir yılda çok sular aktı. El Nusra resmen El Kaide’ye bağlı olduğunu ilan etti, ÖSO El Nusra ile yollarını ayırdı ve Türkiye’deki sürecin uzantısı olmak üzere PKK Suriye’de saf değiştirip hem Esed’e, hem de El Kaide’ye karşı Türkiye sınırı boyunca Kürt bölgesinde kontrolünü kalıcılaştırma hedefli hamlesini başlattı.
Ceylanpınar 910 kilometrelik Türkiye sınırının hemen hemen orta yerinde; dolayısıyla Suriye’de iki yılı geride bırakan kanlı iç savaşın Türkiye’nin kapısına dayanmış olduğu tek nokta değil. Sınırın doğu ucu zaten fiilen uzunca bir süredir, özellikle kuzey kesiminde Kürtlerin elinde. Irak’ın federatif Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne ait bölgenin Türk sınırına yakın kesimde PKK’nın borusu ötüyor; Türkiye’deki süreç çerçevesinde dışarı çıkan militanlar oradaki ‘güvenli bölgelerde’. Dolayısıyla PKK, Irak savaşı ardından Suriye iç savaşından da faydalanarak bu iki ülkenin Türkiye’yle sınır bölgelerini fiili egemenliğine alıyor.

Sınırın batı ucu daha da çetrefil bir tablo arz ediyor. Türkiye’ye 1938’deki plebisit ile katılan Hatay’ın nüfus yapısı hem etnik hem de mezhebi yönden karmaşık. İlçe ve köylerin kimi Sünni, kimi Alevi veya Nusayri (bilerek ya da kasıtlı olarak aynı gösterilse de, ikisi de yakın ama ayrı kimlikler). Sünnilerin kimi Türk, kimi Kürt. Alevilerin çoğu Türk, Nusayriler Arap kökenli. Bu tabloya bir de savaştan kaçan mültecilerin barındırıldığı kampları, bazı kamplarda ÖSO’ya eğitim verildiği iddialarını, çaresiz mültecilerin oradaki ilçe nüfusları üzerinde oluşturduğu ek yükü ve Suriye istihbaratının öteden beri Türkiye’de ilişki kurduğu silahlı grupları hesaba katarsanız, Reyhanlı’da onlarca sivilin öldürülmesiyle sonuçlanan bombalı saldırılar karşınıza çıkıyor.

Özetlersek Türkiye, Suriye’deki iç savaşa temel olarak üç noktada temas ediyor. Birincisi, daha zahiri olan, savaşın kendisi, bunun Ceylanpınar’da, daha önce Akçakale’de Reyhanlı’da olduğu gibi zaman zaman sınırlarımıza taşması. İkincisi Kürt, üçüncüsü Alevi meseleleri…

Savaşın kendisinin Türkiye’nin yaklaşmakta olduğu 2014-2015 seçimler dönemi üzerine doğrudan ve önemli bir etkisi olma ihtimali zayıf.
Ancak Kürt ve Alevi meseleleri öyle değil. Başbakan Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı hedefi dahil, pek çok siyasi dengeyi, oyun planını etkileyecek önem ve şiddette konular. O nedenle Suriye’deki savaş, Türkiye’deki iç siyaseti derinden ilgilendiriyor.

Türkiye’nin iç ve dış siyaseti, iç ve dış güvenliğinin Suriye iç savaşı nedeniyle hiç olmadığı kadar iç içe geçtiği tehlikeli bir süreçten geçiyoruz.