Suriye savaşını durdurun, mülteci faciası da durur

Dün 13 yaşındaki bir Suriyeli çocuk, minik Aylan gibi bir trajedinin bir daha yaşanmaması için çözümü gösterdi: "Suriyelilere yardım edin. Biz Avrupa'ya gitmek istemiyoruz. Biz Suriye'de kalmak istiyoruz. Suriye'deki savaşı durdurun."

Minik çocuk, Kobani'denmiş. Adı Aylan el-Kürdi, babası, annesi, kardeşiyle Kobani'den kaçıyorlarmış.

Oyuncak ayısıyla resmi var, kendisi gibi kadersiz abisiyle birlikte.

Avrupa'ya gidecekler ya, güzelce saçı traş edilmiş, en güzel kırmızı tişörtü, belki yeni alınmış ayakkabıları giydirilmiş.

***

Düşünsenize, Beşar el-Esad 2011 baharında Dara'da demokrasi isteyen protestoculara ateş açıp bu feci iç savaşı başlattığında daha doğmamış minik Aylan.

Düşünsenize, o doğduğunda daha Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) kurulmamış.

IŞİD Kobani'ye saldırdığında, PYD onlara karşı silaha sarıldığında onun en büyük sevinci belki oyuncak ayısıydı.

***

PYD, Amerikan hava desteğiyle Kobani'ye IŞİD saldırısını püskürtmüş ama, babası Abdullah 'Artık buralarda yaşanmaz' deyip Türkiye'ye geçmiş.

Kanada'ya iltica başvurusu yapmış, Kanada geri çevirmiş.

O da herşeyi göze alıp Yunanistan üzerinden Avrupa'ya geçmekte görmüş kurtuluşu.

***

İnsan kaçakçılarından haftalarca haber beklemiş.

Sonunda eşini, iki çocuğunu Kos yolunda, Bodrum sahilinde bırakmış, kendi sağ kurtulmuş kazadan, şimdi bu yükle yaşayacak geri kalan hayatını.

Herhangi birimiz olabilirdik, minik Aylan herhangi birimizin çocuğu olabilirdi.,

***

Dün bir başka Suriye'li çocuğun çığlığı yankılandı.

O da Dara'dan, iç savaşın başladığı şehirden. Adını ajanslar geçmedi, ama 13 yaşında olduğunu bildirdiler.

O Aylan'dan şanslı, en azından şu ana kadar, çünkü Yunanistan, Sırbistan üzerinden Macaristan'a kadar varabilmiş. Orada bir tren istasyonunda sıkışıp kalmış, bilinmez akıbetiyle ve kız kardeşiyle başbaşa.

***

Derdini basit ve amacına ulaşan bir İngilizceyle anlatmış kameralara, belli ki şehirli, ona iyi eğitim verebilmiş bir aileden.
"Polisler" diyor; "Yunan, Sırp, Macar polisleri Suriye'lileri sevmiyor, kötü davranıyor."

Buraya kadarını her çocuk söyleyebilir, bundan sonrasını bu insanlık trajedisinin sorumluluğunu birbirine atıp sıyrılmaya çalışan değme politikacılar söyleyemez.

***

Diyor ki Suriyeli çocuk: "Suriyelilere yardım edin.

Biz Avrupa'ya gitmek istemiyoruz.

Biz Suriye'de kalmak istiyoruz. Suriye'deki savaşı durdurun."

***

Suriyeli çocuğun bu "Savaşı durdurun" çığlığını attığı ülkenin, Macaristan'ın Başbakanı Viktor Orban dün ne dedi biliyor musunuz?

"Mülteciler Avrupa'nın Hristiyan değerlerine zarar veriyor" dedi.

Macaristan Avrupa Birliği üyesi, Orban seçilmiş bir lider, faşist her yerde faşist, Suriye'de de, Macaristan'da da, Türkiye, Rusya, Almanya'da da.

***

Alman İçişleri Bakanı Thomas de Maizéres biliyorsunuz geçen hafta AB'nin Türkiye'de bir mülteci kampı kurmasını istedi, belki de toplama kampı derse yanlış anlamalara yol açacağı için; amaç mültecileri AB sınırları dışında tutmak.

Neyse ki Başbakanı Angela Merkel durumu hemen toparladı, Türkiye'yle işbirliği yapalım, onlar iyi yapıyor filan diyerek; Merkel bu insani sorumluluktan kaçmaya çalışamayan bir çizgide görünüyor şimdi; Fransa'yı da yanına almayı umuyor.

İngiltere Başbakanı David Cameron ise medya ateşi altında, "Bizden uzak olsunlar da, ne olursa olsunlar" tutumunda olmakla suçlanıyor.

***

AB şimdiye dek iyi bir sınav vermedi mülteciler konusunda.

Düşünsenize Türkiye'de 2 milyona yakın Suriyeli mültecinin bulunduğu ortamda mesela Finlandiya 2015'de 750 (yazıyla yediyüzelli) mülteci alabileceğini ilan etti.

Avrupalı siyasetçilerin aklına Türkiye'de -parasıyla değil mi?- mülteci kampı kurmak bile geliyor, ama 13 yaşındaki çocuğun dediği gibi savaşı durdurmak için elini taşın altına koymak gelmiyor.

***

Diyeceksiniz ki Türkiye'nin geliyor mu?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün B-20 toplantılarının açılışında ölen her mültecide Batı'nın vebal ortaklığı olduğunu söyledi.
Öte yandan Türkiye, Suriye krizinde mültecilere yardım konusunda BM yetkililerince de örnek gösterilen siyasetini, Suriye iç savaşına müdahale konusunda gösteremedi.

***

Bu siyasetteki tutarsızlıklar nedeniyle Türkiye hak etmediği şekilde IŞİD'e yardım etmkle dahi suçlandı, bu duruma dahi düşürüldük.

Şimdi ABD önderliğinde koalisyona İncirlik'i de açarak giren, uçaklarıyla IŞİD'i vurmaya Türk hükümeti, buna rağmen hâlâ benzer suçlamalara muhatap olmaya devam ediyor.

Bakın ABD2nin Ankara Büyüelçisi John Bass, dün CNN Türk'te Hande Fırat'a Türkiye'nin IŞİD'e karşı operasyonlarını kendi -koordinasyon amaçlı- talepleri nedeniyle geciktirdiğini tekrarladı; buna rağmen bir inandırıcılık sorunu var ortada.

***

Büyükelçi aynı mülakatta, ABD'nin Suriye'de Esad ile bir çözüm olamayacağını gördüğünü de söyledi.

Ama Rusya ve İran Esad'ın arkasında durmaya devam ediyor,Esad yerinde duruyor, filler tepişirken olan çimenlere oluyor.

Sonra Kobani'li minik Aylan'ın cansız bedeni, kumdan kale yapıp denize girmesi gereken Bodrum plajına vuruyor, orada öylece hepimiz, insanlığımızdan utandırıyor.

***

AB çok yakında bir karar alacak.

Bu karar eğer insani değerleri değil, Macar liderin söylediği gibi dinsel değerleri gözeten bir karar olursa, o zaman Avrupalılar siyasi miyopluklarını göstermiş, sadece kendi geleceklerini değil, hepimizin geleceğini daha da karartmış olacaklar.

Diğer seçenek, mültecilerin trajedisine insani çözüm odaklı yaklaşmak ve Suriye'deki savaşın bir an önce son bulması için ne gerekiyorsa yapmaktır; doğrusu budur.