scorecardresearch.com

Suudi-İran çatışmasında Türkiye taraf olmamalı

Suud yönetimi, 47 teröristin halkın önünde başı kesilerek idam edildiğini duyurdu; yapılanın şeklen IŞİD'in yaptığından farkı yok.

Suudi Arabistan 25 yıl aradan sonra 1 Ocak Cuma günü Bağdat Büyükelçiliğini yeniden açtı; Büyükelçilik Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak’ın Kuveyt’i işgalinden bu yana kapalıydı.

Bu gelişme, Ortadoğu’da giderek yükselen Sünni-Şii ihtilafında bir yumuşama işareti ümidine yol açtı.

Çünkü Onbirinci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün İslam dünyasını “bir Orta Çağ karanlığına” sürükleme tehlikesi olarak işaret ettiği mezhep çekişmesi son haftalarda Suudi Arabistan-İran çekişmesi görünümünde tırmanıyordu ve ne de olsa Irak yönetimi halen İran etkisi altındaydı.

***

Daha bir kaç gün önce, 27 Aralık’ta Tahran’da toplanan Uluslararası İslam Birliği Konferansı’nda konuşan İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani yerden yere vurduğu Suud yönetimini yoksulluk ve terörizmin kaynağı olarak göstermiş.

Bu eleştiriyi yapan Devrim Muhafızları aracılığıyla silahlı güç ihracatı yapan İran deği başka bir ülke olsa daha anlamlı olurdu gerçi, ama Tahran, Riyad’ın yeni girişiminden rahatsızlığını açığa vuruyordu aslında.

Bu girişim, Ruhani’nin açıklamasından iki hafta kadar önce, 15 Aralık’ta ilan edilen Suud-önderliğindeki “İslami İttifak” idi.

***

Ruhani’nin açıklamasından iki gün sonra 29 Aralık’ta Riyad’a giden Cumhurbakanı Tayyip Erdoğan’ın Suud Kralı Salman bin Abdülaziz’le bir Yüksek Düzeyli Stratejik Konsey kurulması üzerinde anlaşması İran’daki rahatsızlığı artırmıştı.

Evet, bir gün sonra 30 Aralık’ta dönüş yolunda Erdoğan Türkiye’nin de katıldığı İslam İttifakı’nın bir “Sünni İttifakı” olmadığını söylemişti, ama bu fikri daha Mart 2015’te tahtı devraldığı sırada ortaya atan Salman “İran destekli Şii yayılmacılığına karşı” bir ittfakın gerektiğini söylediği de gerçekti.

Üstelik Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) ve “Müslümanlığın adını lekeleyen” benzeri terör örgütlerine karşı kurulduğu açıklanan bu ittifaka, toprakları IŞİD işgali altında olan iki ülke, Suriye ve Irak ile, IŞİD’e karşı savaşmak üzere bu ülkelere Devrim Muhafızları'nı gönderen İran katılmamıştı; bu yönetimlerin ortak özelliği de iş başında Sünnilerin olmayışıydı.

Nitekim kendi ülkesi de Sünni-Şii çatışmalardan mustarip olan Pakistan Başbakanı Navaz Şerif, böyle bir ittifaka katılmak istemediğini açıkça ifade etmişti.

İşin bir başka ilginç yanı, bu İttifak’a katıldığı açıklanan Ürdün, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelerin, tıpkı Türkiye gibi aynı zamanda ABD-önderliğindeki IŞİD-karşıtı koalisyonun üyeleri olmasıydı.

Aynı zamanda Rusya’ya karşı yanında duran Batı savunma ittifakı NATO’nun da üyesi olan Türkiye, 16 Aralık’ta Dışişleri Sözcüsü Tanju Bilgiç’in ağzından, bu İttifaka asker vermeyeceğini, katılımının siyasi, ideolojik düzeyde olacağını ilan etmişti.

***

Ama aradan geçen iki haftada belli ki çarklar başka türlü dönmeye başlamıştı.

Çünkü Suudi Arabistan seyahatinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik eden Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, bir Suud gazetecinin sorusu üzerine, Türkiye’nin Riyad’da kurulacak “mekanizmaların tüm aşamalarında yer alacağı” cevabını vermişti.

Uluslararası basında, Suudi Arabistan’ın Türkiye’den tıpkı IŞİD’e karşı Katar’da kurduğu üs türünden askeri destek vermesini istediği ama Ankara’nın henüz buna hazır olmadığı iddia ediliyordu.

***

İşte bu gergin ortamda Bağdat’ta açılan Suudi büyükelçiliği belki de bir yumuşama işaretiydi.

Öyle olmadığı ertesi gün ortaya çıktı.

Suud yönetimi 47 teröristin halkın önünde başı kesilerek idam edildiğini duyurdu; yapılanın şeklen IŞİD’in yaptığından farkı yoktu.

Öldürülenlar arasında IŞİD üyesi olmak, eylemlerine katılmak suçlamalarından mahkum olmuş kişiler de vardı.

Ama Ortadoğu’yu daha da geren o 47 kişi arasındaki dört Şii din adamı, özellikle de onlar arasındaki Ayetullah Nimr Bakır en-Nimr’in idamıydı.

Bir kaç yıl önce Basra Körfezi’ndeki al-Katif şehrinde güvenlik güçlerinin arabasına ateş açması sonucu yaralı yakalanıp rejim düşmanı olmak nedeniyle idam cezasına çarptırılan din adamı, Suudi Arabistan’da diğer vatandaşlara tanınan kadar haklardan bile tam olarak yararlanamayan Şii azınlığın önde gelen seslerinden birisiydi.

***

Bu idamlarla Ortadoğu daha da karıştı.

Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve (bana sorarsanız bu konuda yatacak yeri olmayan) ABD, idamların Ortadoğu’daki mezhep gerilimini daha da artıracağından endişe ettiklerini açıkladılar.

İran’ın dini lideri Ali Hamaney (ki kendisi Devrim Muhafızları dış operasyonlar komutanı Kasım Süleymani’yi Moskova’ya göndererek Devlet Başkanı Vladimir Putin’i Suriye’ye asker göndermeye ikna eden kişidir) Suud yönetimin “ilahi adalet” ile cezalandırılacağı tehdidinde bulubndu.

Bunun ardından Suudi Arabistan’ın Tahran Büyükelçiliği ve Meşhed başkonsolosluğu öfkeli kalabalıkların saldırısına uğradı.

Bağdat’ta sokağa dökülen Şiiler, daha yeni açılan Suud büyükelçiliğinin kapatılmasını istediler.

İlerleyen saatlerde Suudi Arabistan İran ile ilişkilerini kestiğini açıkladı.

***

Bu gelişmeler karşısında Ankara mı ne düşünüyor?

Dün akşam itibarıyla öğrenmek mümkün olmadı. Dün nöğleden sonra Dışişleri dahil devlet daireleri arasında aşağıdan yukarıya doğruı hummalı bir mesaj trafiği yaşandı açıklama yapılacaksa ne denebileceği üzerine.

Ama gün akşam olduğunda hâlâ bir açıklama yapılmamıştı; belki de hükümet yeni stratejik ortağı Suudi Arabistan’ı üzecek bir açıklama yapmak istemiyordu, bunu da öğrenemedik, bütün sorulara “Şu anda herhangi bir yorum yapılamadığı” cevabı veriliyordu.

***

İslam adına yapılan terörizme karşı bir İslam ittifakının Suudi Arabistan önderliğinde kurulması daha ortaya ilk atıldığında kötü bir fikirdi.

Suudi Arabistan’daki koyu baskı rejiminin Arap dünyasındaki (Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun deyimiyle) “aşırılıkçı” hareketlerin, El Kaide dahil kaynağı olduğu kanısı bu kadar yaygınken, bu adıma bir halkla ilişkiler çalışması olma dışında değeri verilmesi yanlıştı.

Dünyadaki en baskıcı rejimlerden biri önderliğinde kurulan bir ittifaka Türkiye’nin girmesi de doğru değildi.

***

Daha yanlışı, özellikle de Suudi Arabistan Sunni-Şii ihtilafını körükleyecek şekilde Türkiye’nin zaten sorunlu Doğu komşusu İran ile hasım haline gelmiş haldeyken bu İttifaka asker vermesi olacaktır.

Halen Suriye, Irak, İran sınır bölgelerinde artan PKK eylemleri, operasyonlar, sokağa çıkma yasakları, insan hakları ihlalleri söz konusuyken Türkiye’nin Sünni-Şii karşıtlığı ekseninde Suud-önderliğindeki koalisyona asker vermesi doğru olmayacaktır.

Türkiye, Suudi-İran ihtilafında taraf olmamalı, bu konuda yetki ve sorumluluğa sahip olan Başbakan Davutoğlu ülkeyi ve halkı bir Sünni-Şii ihtilafından sakınmak, uzak tutmak için elinden geleni yapmalıdır. 

http://www.radikal.com.tr/149671114967113

YORUMLAR
(3 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

İran engellenmeli - user667675

Mezhepçilik,dinsel ayrımcılık,emek sömürüsü,cehalet çağımızın en büyük sorunudur.İslam dünyası şu an kendi ortaçağını yaşıyor.Savaş işgal ve hak gaspıyla hiç kimse istediğini elde edemez.Avrupa ortaçağ,birinci ve ikinci dünya savaşlarında onca ölüm ve kandan şunu öğrendi;herkese eşit,adil hak ve teşebbüs hürriyeti,din ve vicdan özgürlüğü,kimseye ayrım yapılmaması,evrensel hukuk kuralları ve hukukun üstünlüğü ancak bir toplumu bir arada tutmak için geçerli tek harçtır.Sünni arap dünyası ve birbirine karşıtlık içindeki şii iran pers emperyalizmi mezhepçilikle birbirlerinin ideolojilerini besleyen karşılıklı düşman kardeş haline gelmiştir.Her nerde şii bir azınlık olursa olsun onları örgütleyip,silahlandıran ve etkisinin olduğu tüm ülkeleri karıştıran İran bir şekilde engellenmeli.Ortak akıl,evrensel hukuk ve ne gerekiyorsa.Sünni veya suudi arap hanedan ve krallıklar ve yapay diğer ortadoğu devletleri de pek masum sayılmaz.Türkiye burada yapıcı diyaloğu teşvik etmeli ve etrafının İran-Rus ittifakınca çevrelenmesine göz yumamaz.

SAĞDUYUYA ÇAĞRI - user394360

Kişisel Amaçları için Hitler Almanyasını örnek göstermekten bile çekinmeyen bir anlayışa yapılan sağduyu çağrısının işe yarayacağını hiç ama hiç sanmıyorum.

Taraf - user449466

Biz taraf olmazsak bu işin tadı olmaz çünkü oluk oluk kan akmaz !!!!!!!!!