Tank, top ve Amerikan düşmanlığı

Başbakan Erdoğan'ın "PKK'da top, tank gibi ABD'ye ait ağır silahlar çıktı" sözleri ABD'yi kızdırdı. ABD'li müfettişlere bu iddialarla ilgili herhangi bir bilgi-belge verilmedi.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "PKK kamplarında top, tank gibi ABD'ye ait ağır silahlar çıktı" suçlamasına ABD yönetiminin tepkisi, yalanlama açıklamalarıyla sınırlı kalmayacak gibi görünüyor. Başbakan Erdoğan'ın hafta içinde Nev York'ta, düşünce kuruluşu Dış İlişkiler Konseyi'nde yaptığı bu açıklamaya ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Tom Casey yanıt vermiş, ellerinde bunu destekleyecek bir bilgi olmadığını söylemişti.
Radikal'e bilgi veren Amerikan kaynakları, bu resmi açıklamanın yanı sıra başka çarpıcı bilgiler de verdi.
Buna göre, daha önce Türkiye'nin PKK'nın elinde ABD menşeli silahlar bulunduğu haberleri üzerine Amerikan yönetimi içinde başlatılan soruşturmanın parçası olarak 27 Eylül Perşembe günü, yani Başbakan'ın bu açıklamayı yaptığı gün ABD'den gelen üst düzey iki müfettiş heyeti Ankara'da temas ve incelemelere başladı. ABD Dışişleri ve Savunma bakanlıklarına ait iki müfettiş heyeti, 27 ve 28 Eylül günlerinde Ankara'da Dışişleri, Genelkurmay ve Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilileri ile toplantılar yaptı. Bu toplantılarda Amerikalı yetkililer, Türkiye'nin elinde, PKK'nın üzerinde, kamplarında ele geçen, ya da elinde olduğu yolunda bilgi bulunan Amerikan envanterindeki silahlara dair bilgi istediler.
Türk makamları, ülke için tehdit kaynağı olan bu duruma ilişkin ellerindeki belgelerle birlikte bilgileri de Amerikalı müfettişlere verdiler.
Radikal'e bilgi veren ve isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, "Bunlar arasında PKK'nın elinde Amerikan kökenli tank, top, ağır silah bulunduğu yolunda hiçbir bilgi, iddia, iz dahi yok.
Bu iddialar Genelkurmay'ın, Dışişleri'nin, polisin elinde olsaydı, ortaya çıkarılması için mutlaka paylaşılırdı" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan'dan 'tank-top' açıklamasının ABD Dışişleri'nce yalanlanması ardından iddiasında ısrar, ya da (tıpkı hafif silahlar konusunda ısrarlı olunduğu gibi) Türkiye'nin elinde kanıt bulunduğu yolunda açıklama bekleyenler, bu konunun medyada geniş şekilde işlenmiş olduğu' türünden bir yumuşatma demeci duyabildiler ancak. Erdoğan, dün Ankara'ya dönüşünde de bu konuya değinmedi.
Erdoğan, Nev York'ta, haklı olarak PKK elindeki ABD kökenli silahların Türk haklını çok kızdırdığını söylüyor. Bunu da konuşmasında Türkiye'deki Amerikan aleyhtarlığı bağlamında söylüyor, yani bu haberlerin Türk halkındaki (zaten dünya rekorunu elinde tutan) Amerikan aleyhtarlığını artırdığını ima ediyordu.
Bu tür haberlerin aleyhtar havayı artırdığı da doğru bir saptama. Ama bu noktada olaya bir de medya açısından bakmalı. Aynı gün haber merkezlerine gelen iki haberden birisi, sekiz eski ABD Dışişleri bakanının Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'ye Ermeni soykırımı tasarısını oylatmaması için ortak imzayla mektup yazmış olmasıydı. Bu, Türk ve Amerikalı diplomatların ve Türkiye'ye destek veren (başta Musevi olmak üzere) lobilerin büyük çabasıyla ortaya çıkan önemli bir gelişmeydi. Bu haber deyim yerindeyse kaynadı gitti. Çünkü Başbakan Erdoğan'ın PKK elinde tank, top dahil ABD menşeli silahlar bulunduğuna dair açıklaması vardı. Önemli bir açıklamaydı ve dünyadaki her haber merkezi için bu açıklama, diğerine göre daha çok haber değeri taşırdı.
Eğer gerçekten PKK (bir gerilla hareketi için intihar sayılabilecek şekilde) tank kullanıyorsa (çünkü 1- Açık hedef olurlar, 2- Tanka bakmak, saklamak, ikmal etmek Kalaşnikof, ya da el bombası taşımak gibi değildir) ve bunlar ABD kökenliyse, bu büyük bir rezalettir.
Türkiye'nin Başbakanı'nın bunu dile getirmesi, elinde bu yönde kanıtlar olduğunu akla getirir.
Erdoğan'ın bu kanıtları açıklaması, hem Türkiye'nin güvenliği, hem ABD ile ilişkilerinin gerçek boyutunda algılanması, hem de kendi itibarı açısından önem taşıyacaktır. Çünkü neticede Erdoğan ekim sonundaki (muhtemelen 24-25) Londra seyahati dönüşünde, muhtemelen kasım başında bir kez daha Vaşington'a, bu kez Başkan George Bush ile görüşmeye gidecek. Bush bu konuyu açarsa, Erdoğan'ın 'Medyada görmüştüm' dışında söyleyecek sözü olmalı. Kanıt varsa da Bush'un bunu nasıl izah edebileceği sorulmalı.
Aksi takdirde, Erdoğan'ın yeniden seçilmesinden çok memnun olduğunu açıklayan ve onu ABD'nin dostu olarak tanımlayan ABD yönetiminin zihninde, Türkiye'de hükümetin Amerikan aleyhtarlığını gidermek için pek de bir şey yapmadığı, hatta körüklediği yolunda soru işaretleri başlayacak gibi görünüyor. Muhalefet, muhalefetliğini yapacaktır. Hükümetin muhalefetle bu konularda rekabete girdiği bir ortamda, ne etnik milliyetçiliğin yükselişinden, ne bu yükselişin getirdiği iç ve dış sorunlardan şikâyete en azından hükümetin hakkı olmaz.