Tarihi gün, hızlı gelişmeler

Peres ve Abbas'ın buluşması, Türkiye'nin gelişen ekonomi ve demokrasisinin ürünü. Bünyede artan hararet ise tehlikeli.

Dün Meclis'teki tablo etkileyiciydi. İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ı iki yanına alan Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, tarihi bir gelişmenin aktörü olduğunun bilincinde görünüyordu.
Meclis Başkanı Köksal Toptan da öyle...
Peres ve Abbas'ın İbranice ve Arapça konuşmaları Genel Kurul Salonu'nda yankılanırken, Ankara'da görevli yabancı büyükelçiler kulaklıklarından dinledikleri konuşmadan parçaları dikkatle not alıyorlardı. (Peres'in Cahit Sıktı Tarancı şiiri okuması Genel Kurul'da takdir toplayan bir incelikti.) İki lider, tıpkı aynı ülkenin Meclis'indeki siyasi partiler gibi, ayrı ayrı şeyler söylediler, birbirlerini, eleştirdiler, ama aynı çatı altında birbirlerini dinlediler. Bu onlar açısından ilk kez oluyordu ve her ikisi de bu çatının Türk parlamentosunun çatısı olmasından dolayı teşekkür ettiler. Birbirlerine de teşekkür ettiler ve ellerini sıktılar.
ABD'nin Annapolis şehrinde yakında başlayacak Ortadoğu barış görüşmeleri öncesi ilk kez Türkiye'de ortaya çıkan bu tablo, İsrail ve Filistin girişimcilerini 'Barış İçin Sanayi' sloganıyla Gazze ve ardından Batı Şeria'da bir araya getirme projesi sayesinde oldu. Yani parlamenter diplomasinin öncesinde, ekonomi diplomasisi ilk adımı attı. Türkiye'nin gelişmekte olan ekonomisi ve diplomasisi ile, dünyanın bu en sorunlu bölgesinde daha önce atılmamış somut adımlar atmaya başlaması güzel. Peres ve Abbas, Meclis'e bu girişimin belgesi olan Ankara Forumu anlaşmasını Çankaya Köşkü'nde imzalayıp, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun ev sahipliğinde yemeğe katıldıktan sonra gelmişlerdi. Yani günü birlikte geçirdiler denebilir. Yemek Başbakan Tayyip Erdoğan'ın günlük programında görünüyordu. Ancak Başbakan gitmemeyi tercih etti. Onun yerine iki bakan kabulüne karar verdi ki, o iki bakandan biri, Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan, Erdoğan ile görüştükten sonra arkadaşı Hisarcıklıoğlu'nu yalnız bırakmamak ve bu tarihi olayı kaçırmamak için yemeğe yetişebildi. Başbakan'ın sandalyesi boş kaldı. Erdoğan bir gece önce Çankaya Köşkü'nde Peres için verilen yemekte de ancak çorbanın sonuna dek durmuş, MYK toplantısına yetişeceği gerekçesiyle ayrılmıştı.
Başbakan'ın MYK'da özellikle ABD gezisi ve Irak'taki PKK faaliyetine karşı yapılacaklar üzerinde konuştuğunu ve vekillere Bush'a 'Ya Türkiye, ya Barzani' restini çekip, 'Tabii ki Türkiye' gibi bir yanıt aldığını söylediğini, siyasi muhabirimiz Nazif İflazoğlu'nun kulis haberinden öğrendik.
Önceki akşam, Erdoğan, Peres'le görüşmeden az önce Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Ergin Saygun'u kabul etmesi Ankara'da birkaç spekülasyona yol açtı. Bunlar arasında;
1- ABD ile istihbarat alışverişi mekanizmasının tamamlandığı, 2- İstihbarat alışverişine başlandığı, 3-Hükümetin askere harekât için gerekli siyasi direktifi verdiği de bulunuyordu.
Her üçünü de doğrulatmak mümkün olmadı.
Ancak sabah saatlerinde gelen Irak sınırında Gabar dağlarında PKK ile çatışmaya giren dört askerin şehit olduğu ve Türk uçak ve helikopterlerinin Zaho yakınlarında PKK tarafından kullanılan terk edilmiş bir köye saldırı düzenlediği haberi, spekülasyonları artırdı. Haberin birinci kısmı ne yazık ki doğruydu. Ama sınır ötesi harekâtı ne Türk yetkililer, ne de Iraklı Kürtler doğruluyordu; haberi yayan PKK kaynakları idi daha çok.
PKK ile DTP arasında, Avrupalıların artmasını isterken yok olan mesafe, Ankara'da hızlanan gelişmelerin bir başka boyutu. DTP'nin başına Nurettin Demirtaş'ın gelişinden bu yana parti, PKK çizgisinden her sapmayı 'taviz' olarak görmeye ve 'mücadelemiz sürüyor, sürecek' keskinliği içinde davranmaya başladı. Yeni DTP yönetimi, daha önceki Ahmet Türk-Aysel Tuğluk çizgisinin aksine, adeta kapatılmak için çabalıyor. Belki de bunu, PKK'nın Türkiye'yi kötüleme propagandasının bir parçası olarak yapmak istiyorlar. Irak'ın kuzeyinde ABD-Türkiye ve Kürt yönetiminin işbirliği ihtimali arttıkça PKK'nın DTP'yi daha da uç noktalara savurarak Ankara'nın dengesini içeriden bozma ihtimali artıyor. Tehlikeli bir oyun.
Dün Peres ve Abbas'ı dinleyen vekiller arasında DTP'liler de, DTP'lilerin derhal Meclis'ten atılmasını isteyen MHP'liler de, Deniz Baykal'ın Irak Kürtlerine yeni yaklaşımı sonrası Irak Kürtlerinden heyetlerle temas kuran CHP'liler de vardı.
Meclis'in bünyede artan hararetiyle, dışarıdan görünen sakinliği çelişiyor. Bu da hızlanan gelişmelerin bir parçası.