Taşlar yerine oturmaya başladı

AKP hükümetinin icraatlarının önünde artık 'Çankaya engeli' kalmayacak. CHP, bu işi kan davasına dönüştürmeyecek...

AK Parti ve yandaşlarından gelen 'İşi uzatmayalım' çağrıları beklendiği gibi yankı bulmadı ve Abdullah Gül'ün cumhurbaşkanı seçimi beklendiği gibi dünkü ilk turda gerçekleşmedi. Ama dün önemli bir gözlem yapma imkânı oldu. İlk tur cumhurbaşkanı seçimi, 22 Temmuz'da oluşan Meclis'te taşların yerine oturmaya başladığını gösterdi.
Meclis'in 1 Ekim'deki açılışından itibaren daha net gözleme imkânı bulacağımız tabloyu şöyle özetlemek mümkün:

  • AK Parti: Abdullah Gül'ün en geç 28 Ağustos'ta cumhurbaşkanı seçilmesi, Bakanlar Kurulu'nda da, parti bünyesinde de bir dizi değişikliği beraberinde getirecek. Erdoğan'ın icraatını gerçekleştirirken artık önünde (en son dün yakındığı) Cumhurbaşkanı Ahmet Nacdet Sezer'in vetoları gibi bir engel bulunmayacak. Bu durum Erdoğan'ı hem kamuoyu, hem de kendi seçmen kitlesine karşı daha sorumlu hale getiriyor. Bakanlar Kurulu'nun açıklanması ve hükümet programında ortaya konulacak vaatler, Erdoğan'ın seçim sürecinde izlediği 'Merkeze kayarken, merkezi yeniden tanımlama' siyasetinde ne kadar samimi olduğunu da gösterecek. Ancak büyük parti grubu, çok parçalı muhalefet, o muhalefette DTP'nin varlığı gibi etkenler, kısa olmayan bir vadede, grup bütünlüğü açısından sorun getirebilir.
  • CHP: Deniz Baykal yönetiminde CHP seçimden en çok darbe alarak çıkan parti oldu. Daha önce, ayrılsalar da Meclis'te CHP ile birlikte davranabileceklerini söyleyen DSP'nin, süratle CHP'den kopup, cumhurbaşkanı seçiminde Tayfun İçli'yi nafile aday göstermek suretiyle oturuma girmesi, CHP'yi yalnız bıraktı. Bu yalnızlık CHP'yi etkilemiyor; Mustafa Özyürek'in 'Bildiğiniz yolda yalnız yürümeniz, yanlış olduğunuz anlamına gelmez' sözü doğru. Ancak Baykal'ın 'Gül'e karşıyız, ama bir meşruiyet tartışması açmıyoruz. Meclis'in seçtiği cumhurbaşkanı meşrudur' ifadesi, bugünkü tavrını bir tür kan davasına dönüştermeyeceğini de gösteriyor. CHP, cumhurbaşkanı seçiminin ardından bir 'yaraları sarma' sürecine girebilir.
  • MHP: Devlet Bahçeli, seçimin hemen ardından 'cumnhurbaşkanı seçimine gireceklerini' açıklayarak, bir yerde Abdullah Gül'e Çankaya yolunu açan kişi oldu. MHP'nin Meclis'te izleyeceği muhalefet hattının, 'kendi yolunda, meşruiyetçi' olacağı işaretleri alınıyor. MHP Grubu, Genel Merkez tarafından özellikle DTP odaklı 'kışkırtmalara kapılmamaları gerektiği' konusunda uyarılıyor. Bu konu sorulduğunda MHP'liler, Başbakan Erdoğan'ın seçim sürecindeki 'Kurban olam yıldızına, ayına' afişlerini müstehzi ifadeyle hatırlatıyorlar.
  • DTP: 'Türkiye partisi' olma iddiasıyla yola çıkan, ilk gün yemin töreninde MHP'lilere nezaket göstererek puan topamaya çalışan DTP'lilerin Meclis'teki ilk girişiminin yasadışı PKK lideri Abdullah Öcalan'ın hapishane koşulları üzerine olması yeni soru işaretlerine yol açtı. Zaten seçileceği belli olan Gül'e destek için 'Kürt sorununa çözüm' açılımı istemeleri, demokratik siyasette meşru ama gerçekçiliği de tartışılır bir adım oldu. Ahmet Türk deneyimli bir parlamenter. Ancak DTP grubunun parlamenter politikalarla özellikle kısa dönemde sorunları olabilir.
  • DSP: Hafta sonu kurultayını toplayarak seçim sonrası yeniden yapılanan DSP'nin genel başkanı Zeki Sezer'in Meclis dışında olması ve DSP'nin şu anda 20 kişilik bir gruba sahip olmaması, ilk bakışta sanıldığı gibi bir dezavataj olmayabilir. Tersine, DSP Meclis'teki (belki de ileride artacak) 13 kişilik varlığını, siyasette koz olarak kullanabilir, varlığını hissettirebilir.
  • Bunun dışında Meclis'te, kendi başlarına aritmatik gücü bulunmayan, ama belli meseleler üzerine ne dediklerine hep dikkat edilecek üç isim var. Eski Başbakan Mesut Yılmaz bunların başında geliyor. Yılmaz'ın DYP ve ANAP'taki gelişmeleri yakından ve aktif olarak izlediği biliniyor.
    Hatfa sonu yapılan BBP kongresinde yeniden genel başkan seçilen Muhsin Yazıcıoğlu, kendisine bağlı kesimin hissiyatını, dün Gül'e oy vereceğini ilan ederek açıkladı.
    Ufuk Uras da, ÖDP kanalıyla sosyalist solun bakışını Meclis'e taşıyor. Örneğin dün Meclis'e girip boş oy atarak, siyasetini parlamenter çatı altında sürdüreceğini, ama önündeki seçeneklere bağlı kalmayacağını gösterdi.
    Taşların yerine oturması, bir anlamda safların belli olması demek; o da dün netleşmeye başladı.