Telefon dinlemeler Köşk gündeminde

Gül'ün talimatıyla Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın faaliyetleri denetlenmeye başlandı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül dün siyasi parti liderleriyle görüşmelerinin ikinci turunda MHP lideri Devlet Bahçeli’yi Çankaya Köşkü’nde ağırladı. Gündeminde bir gün önce CHP lideri Deniz Baykal ile ele aldığı konular vardı.
Bu konular içinde Ermenistan ve Azerbaycan ile ilişkiler güncel önem taşıyor.
Cumhurbaşkanı Gül’ün bugün haraket edeceği Prag’taki Doğu ve Güney Avrupa Enerji Zirvesi’ndeki görüşmeleri öncesi Türkiye’deki iki büyük muhalefet partisinin görüşlerini alması anlamlı oldu.
Bu zirve sırasında Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan baş başa bir görüşme yapacaklar.
Bu son bir yıl içinde iki liderin yapacağı dördüncü görüşme olacak. Beşincisi, bir ay kadar sonra Rusya’nın Sen Petersburg kentinde ayarlanmış bulunuyor. Yani Türkiye’de yanıltılmış kamuoyu inancının aksine, Azerbaycan ve Ermenistan çok ciddi ve ayrıntılı görüşmelerini özellikle Yukarı Karabağ ve Karabağ’ı çevreleyen işgal altındaki Azeri topraklarının statüsü üzerine sürdürüyorlar.
Türkiye, Ermenistan’la normalleşme sürecini Azerbaycan’ın Ermenistan’la anlaşmasını gözeterek, ancak ona paralel yürütüyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan daha önce Ermenistan’la sınır kapısının açılmasının Karabağ sorunu çözüm yoluna girmeden mümkün olmayacağını söylemişti. Genel Kurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, bu sözlere tamamen katıldığını 29 Nisan basın toplantısında ifade etmişti. Cumhurbaşkanı Gül bu normalleşme sürecinde kritik rol oynuyor. Buzların erimeye başlamasında geçen eylül ayında Türk ve Ermeni milli futbol takımlarının Dünya Kupası eleme karşılaşmasını Erivan’da Sarkisyan ile birlikte izlemesinin payı büyük olmuştu.
Maçın rövanşı önümüzdeki ekim ayında Türkiye’de. O zamana dek somut ilerleme kaydedilmesi beklentisi yüksek.
Cumhurbaşkanı Gül, Prag’ta hem Aliyev, hem de Sarkisyan’la görüşmeyi planlıyor. Muhalefetin bu konulardaki nabzını alarak Prag’a uçması bu nedenle önem taşıyor. Çünkü Ankara yeni bir zemin bulacaksa, bu zemin Meclis’te bulunacak. Ancak Ankara’nın başka önemli gündemleri de var. Örneğin Ergenekon davası çerçevesinde tartışılmaya başlayan telefon dinlemeleri ve telefon dinleme yetkileri.

Telefon dinlemeler denetimde
Cumhurbaşkanı belki bu konuları muhalefet liderleriyle görüşmüyor, ama telefon dinleme faaliyeti üzerine Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Devlet Denetleme Kurulu bir inceleme başlatmış bulunuyor.
Hatırlanacağı gibi Cumhurbaşkanlığı basın merkezi 29 Ocak 2009’de bir açıklama yaparak kamuoyunda ‘üst kurullar’ olarak bilinen ‘düzenleyici ve denetleyici kurumların faaliyet ve işlemlerinin Cumhurbaşkanı talimatıyla denetime alındığını açıklamıştı.
Bu kurullar arasında Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu da bulunuyordu.
Dün Cumhurbaşkanlığı kaynaklarından teyidini aldığımız üzere, Bilgi Teknolojileri Kurumu denetlemesiyle ilgisi çerçevesinde bu incelemeye Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) dahil edilmiş durumda.
TİB doğrudan Başbakan’a bağlı çalışan ve denetimi de yine Başbakan’ın atadığı kişilerce yapıldığı için muhalefetin eleştirilerine neden olan bir devlet kurumu.
Telefon dinleme faaliyetinin amacı dışına taştığı ve usulsüz yapıldığı eleştirileri en son Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt’ün yaptığı açıklamalar ve takip eden suç duyurusu ile zirveye çıkmıştı. Emekli Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt da İstanbul’da yaptığı bir konuşmada, görev yaptığı sırada, kendisine istihbarat vermekle görevli devlet kurumların Silahlı Kuvvetler hakkında istihbarat çalışması yaptığını öne sürmüştü. (Burada yalnızca Emniyet’i suçlamak eksik kalabilir; çünkü Jandarma İstihbaratınının da bir dönem Jandarma dışındaki komutanlar hakkında istihbarat topladığı kuşkusu Ergenekon iddianamesiyle kayda geçmiş durumda.) CHP lideri Baykal konuyu zaten sürekli gündemde tutuyor.
Köşk kaynakları, Cumhurbaşkanı Gül’ün talimatıyla başlatılan denetlemenin özel olarak telefon dinleme faaliyeti şikâyeti üzerine başlatılmadığını söylemenin ‘eksiklik nedeniyle yanlış’ olacağını söylüyorlar. Ancak bir yargıç, bir hesap uzmanı ve bir bilgisayar uzmanından oluşan ekip tarafından yürütülen çalışma üzerine şu hususları da vurguluyorlar: 1- Bu kapsamda bir çalışma ilk kez yapılmaktadır, 2- Bu kurumların yalnız mali değil, bütün faaliyetleri denetlenmektedir, 3- Bu denetim, TİB dahil kurumların tek tek daha özelleşmiş denetlenmesine kapı açmaktadır.
Dolayısıyla, belki yeterli sayılmasa da önemli bir adım atılmış bulunuyor. Yetersizliği kısmen çalışmanın özel olarak bu kuruma yönelik olmaması yanı sıra, telefon dinlemelerin yalnızca TİB üzerinden yapılmadığı kuşkusundan kaynaklanıyor. Yasadışı telefon dinlemelerin üzerine gidilmesi konusunda da yürütme gücünün vatandaşı ikna edici adımlar atması gerekiyor.