Terör ve olağanüstü hal yayılıyor

IŞİD ile mücadele için kapsamlı, sürdürülebilir ve ortaklaşa bir stratejinin bir an önce oluşturulması gerekiyor. Bu stratejinin IŞİD'i doğuran koşulların başında gelen Suriye iç savaşının son bulması, yani Suriye'nin geleceğiyle birlikte ele alınması gerekiyor. Aksi halde terör de, korku da, ilan edilip edilmemesi önemli değil, olağanüstü yönetim halleri de yayılmaya devam edecektir.

Almanya İçişleri Bakanlığının 17 Kasım akşamı Hannover’de oynanacak Almanya-Hollanda maçını iptal etmesi ve sonrasında şehirde hayatı durma noktasına getirecek önlemlere başvurması, daha önce belki de eşi görülmemiş bir durum ortaya çıkardı.

Bir şehir, ülke, hatta haberin yayılma etkisiyle bütün Avrupa, daha bir terör eylemi yapılmadan, sadece onun olma ihtimaliyle terörize edilmiş oldu.

IŞİD, tarihin en eski ve en korkunç silahını harekete geçirmiş görünüyor; bu silah korkunun ta kendisidir.

 

***

Yanlış anlaşılmasın, Alman hükümetinin eylem yapılabileceğine dair istihbaratı aldıktan sonra vatandaşlarının hayatını tehlikeye atmamak için maçı iptal edip, sonra hayatı durma noktasına getirecek önlemler almasında değil sorun.

Sorun şu anda bütün dünyayı diken üzerinde oturtan IŞİD terörü ve onu doğuran koşulların hâlâ devam etmesinde.

Deniz Baykal’ın 17 Kasım’da Meclis açılışında söylediği “Devlet ve cemaat eliyle din ve mezhep dayatmanın bedeli” olarak ifade ettiği durum, Türkiye için yaptığı bir uyarı olabilir, ama IŞİD’i doğuran koşullar olarak Irak ve Suriye için artık geçmiş olan bir durum tespiti sayılmalı.


***

Alman hükümetinin maçı iptal etmesinin sabahında Paris’in ortasında bir evde sıkıştırıldığı bildirilen iki IŞİD şüphelisiyle polis arasında çıkan çatışma 7 saat sürdü.

Sonunda militanlardan birisinin kendisini, diğeriyle birlikte patlattığı açıklandı.

Bu bize yabancı bir durum değil; daha birkaç gün önce, 15 Kasım’da Gaziantep’te –üstelik 10 Ekim Ankara saldırısı nedeniyle aranmakta olduğu açıklanan- bir IŞİD militanı da yakalanmamak için üzerindeki bombaları patlatarak kendisini öldürmüştü.


***

Paris çatışmasında dikkat çekici bir yan da, askeri birliklerin göreve çağırılması oldu.

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande parlamentodan 3 ay olağanüstü hal ilan edilmesini istedi.

Hükümet, Twitter ve Facebook’a başvurarak IŞİD saldırıları ve kurbanlarına ait görüntülerin yayınlanmamasını istedi.


***

Askeri birliklerin yerleşim alanlarındaki (bizim bir süre önce Silvan’da, halen Nusaybin’de görmekte olduğumuz üzere) çatışmalara katılması, ifade özgürlüğüne korumacı gerekçelerle kısıtlama getirilmesi, olağanüstü hal ilanı, Türkiye’de de eleştiri konusu olan uygulamalar.

Tabii, burada medya olarak çuvaldızı kendimize batırma ihtiyacı, yaşananlardan ders çıkarma gereği de var; örneğin şiddet eylemlerinin görsel olarak verilmesinde hem eylemdeki korkunun yaygınlaştırılması amacına istemeden ortak olmamak, hem de saldırı kurbanlarının haklarına saygı bakımından çok daha dikkatli olmamız gerekiyor.

Asıl dikkat çekmek istediğim terör saldırılarının Batı Avrupa’yı da tehdit etmeye başlamasıyla AB’nin gelişmiş demokrasilerinin de en sert önlemlere başvurmakta tereddüt etmemesi.

Halkın can güvenliğini sağlamak için alınacak önlemlerin hukuka uygun olmasını beklemek herkesin hakkı, burada da, oralarda da.

Ama terör eylemleri yayıldıkça hükümetlerin cevabı da sertleşiyor, can korkusu altında hak ve özgürlükler birer teferruata dönüşüyor ne yazık ki.


***

Bu sadece Türkiye, Fransa, Almanya, ABD için geçerli değil; kervana Rusya da katıldı.

Yine 17 kasım günü Rus gizli servisi FSB, 4 Kasım günü Mısır’dan kalkan yolcu uçağının bir terör eylemi, bombalama sonucu düştüğünü açıkladı; daha önce IŞİD zaten eylemi üstlenmişti.

Bunun üzerine Moskova, uçaklarıyla IŞİD’in Suriye’deki karargâhı Rakka’ya (Fransa ile birlikte) bomba yağdırmaya başladı; Rusya yakın zamana dek IŞİD’den çok Beşar Esad muhaliflerini vurmakla eleştiriliyordu.

***

IŞİD ile mücadele için kapsamlı, sürdürülebilir ve ortaklaşa bir stratejinin bir an önce oluşturulması gerekiyor.

Bu stratejinin IŞİD’i doğuran koşulların başında gelen Suriye iç savaşının son bulması, yani Suriye’nin geleceğiyle birlikte ele alınması gerekiyor.

Aksi halde terör de, korku da, ilan edilip edilmemesi önemli değil, olağanüstü yönetim halleri de yayılmaya devam edecektir.