Terörün ta kendisi

Bu saldırı doğrudan sokaktaki insanı hedef almış bir saldırıdır, terör eyleminin ta kendisi, terörizmin yalın halidir.

Görüntüleri vermek yayın yasağına giriyor, ama anlatabiliriz.

Hayır, otobüsün içinde evlerine giden, ya da durakta bekleyen masum sivillerin parçalanmış bedenlerini, onlara ilk yardıma gelen sağlık görevlilerinin tek tek nabız almaya çalışmalarını değil.

Ama 13 Mart akşamı Türkiye’nin başkenti Ankara’da, Ankara’nın en hareketli kavşağı Kızılay’da, Başbakanlık, Adalet ve Eğitim bakanlıklarına 100-150 metre uzaklıkta metro çıkışında, otobüs durakları önünde ve daha 17 Şubat saldırısı üzerinden bir ay geçmeden yapılan bu eylemin nasıl gerçekleştiğini anlatabiliriz.

***

Bir otomobil önce hızını düşürüyor, sonra bekleyen otobüsün yanına iyice yaklaşıyor ve muhtemelen en çok sayıda insanın canına kıymak için orta hizasını geçtiği sırada patlama oluyor; güvenlik kameralarında görünen bu.

Bir ay kadar önce, 17 Şubat’ta PKK’nın gölge örgütlerinden TAK tarafından üstlenilen saldırı, Genelkurmay’ın askeri ve sivil personelini taşıyan servis otobüslerine yapıldığı için, sanki öyle olması meşruluk kazandırıyormuş gibi “askeri servis aracına” vurgusu yapılmıştı dışarıda.

Dün yapılan ise doğrudan sokaktaki insanı hedef almış bir saldırıdır, terör eyleminin ta kendisi, terörizmin yalın halidir.

***

Neticede dün gece yarısı itibarıyla 34 insanımızın öldürüldüğünü, 19’u ağır 125’inin yaralandığını Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu açıkladı.

İçiçleri Bakanı Efkan Ala, “Yüzde yüz önlemek imkansız, ama ona çalışıyoruz” dedi, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ hiç konuşmadı, daha çok başı öne eğik halde durdu yanlarında.

Başbakan Ahmet Davutoğlu her saldırının ardından olduğu gibi bir güvenlik “zirvesi” daha topladı, her zaman olduğu gibi ona Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın da katıldığı özel olarak duyuruldu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise devletin terörizmin her türlüsü karşısında “meşru müdafaa hakkını kullanmaktan vazgeçmeyeceğini” açıkladı.

***

Bu saldırı tam PKK’nın kendisinden küçük dokuz silahlı, yasadışı örgüt ile ortaklık oluşturduğu açıklamasından bir gün sonra yapıldı.

Gece yarısı itibarıyla henüz üstlenen olmamıştı, ama dün akşamki saldırı, son dönemde Suriye iç savaşı kaynaklı olarak Türkiye’nin Başkenti Ankara’da yapılan üçüncü büyük terör saldırısıydı.

İlki 10 Ekim 2015’te 103 kişinin öldürülmesiyle sonuçlanan IŞİD eylemiydi.

***

Her üçünden sonra da güvenlik zirveleri birbirini izledi.

İhmal yoktur denildi. İntihar eylemcisini durdurmak zordur denildi.

Üstelik 17 Şubat saldırısından sonra, her şehrin ayrı güvenlik modeli oluşturulacak gibi iddialı bir hedefle Ankara’da özel önlemlerin uygulamaya konulduğu bizzat Başbakan tarafından açıklandı.

***

Ama ne o zirveler, ne Ankara için özel strateji, ne bir kaç gün önce duyurulan 20 aracın bombalı eylemlerde kullanıldığı şüphesiyle arandığına dair istihbarat raporları, ne Kızılay-Bahçelievler arasında Suriye kökenli bir bombacının eylem yapabileceği ihbarı, hiç biri dünkü eylemi engellemeye yetmedi.

Kanlı eylem nasıl terörün ta kendisi ise, bu da gerçeğin ta kendisidir.

Bitmek bilmeyen toplantılar ve bitmek bilmeyen nutuklar altında artık daha fazla güvenlik, demokrasi içinde daha fazla güvenlik ve huzur beklemek bu milletin hakkıdır.