Tezkereyle gelen...

Irak'ın PKK'ya kapıyı gösterişi, Ermeni tasarısından imza çekilişi, tezkereyle geldi.

İki gelişmeye dikkat çekmek gerekiyor. Birincisi, ABD Temsilciler Meclisi'nde oylanmak için gün bekleyen Ermeni soykırımı yasa tasarısında rüzgârın Türkiye lehine dönmeye başlamış olması. İkincisi, Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zabari'nin dün PKK'dan Irak'ı derhal terk etmesini istemesi. Yıllarca KDP'nin üst yönetiminde bulunan Zabari, Reuters haber ajansının sorularını yanıtlarken Türkiye geniş çaplı bir kara harekâtına girmedikçe, sınırlı hava harekâtının mümkün olabileceğini de söylüyor.
Burada durup, bu iki gelişmenin ortak noktasını bulmak gerekiyor.
Ermeni karar tasarısına ABD Kongresi'nde verilen destek imzalarının geri çekilmeye başlaması ile birlikte düşünülmesi gereken bir gelişme daha var. Ermeni konusunun takipçisi olan Temsilciler Meclisi'nin Demokrat Başkanı Nancy Pelosi, hafta başında verdiği bir demeçte, Cumhuriyetçi yönetimden gelen 'karar tasarısını oylatmama' telkinlerini yeterli bulmadığını, zaten ABD Başkanı George Bush'un da henüz kendisini aramadığını söylemişti. Hafta ortasında verdiği demeçte ise Kongre gündeminde terörle mücadele gibi, vergiler gibi önemli konuların bulunduğunu, Ermeni oylamasının gündeme alınmasının kesin olmadığını söylüyordu. O arada, Bush'un da kendisini aradığı anlaşılıyordu.
İki demeç arasında geçen sürede
1- Hükümet, Vaşington'daki büyükelçisi Nabi Şensoy'u danışmalarda bulunmak üzere Ankara'ya çağırdı,
2- Türkiye'de hükümet bıçağın ne kadar kemiğe dayandığını göstermek üzere 'PKK yeniden saldırırsa Irak'a girmek dahil her şeyi yapmak üzere', bir tezkere ile Meclis'ten yetki başvurusu yapmıştı,
3- Bunun üzerine Irak'tan sorumlu bir Amerikalı general, Türkiye'nin Irak'taki faaliyetleri için (başta İncirlik olmak üzere) verdiği desteğin ne kadar yaşamsal olduğunu söylemişti.
Belki de o zamana dek Türkiye'den yükselen sesleri o kadar ciddiye almayan Kongre üyeleri, ki buna Pelosi dahil, konunun düşündüklerinden daha ciddi olduğunu gördüler. Bush'un tezkere geçtikten sonra yaptığı ve topyekûn kara harekâtının Türkiye'nin çıkarlarına olmayacağı açıklaması bu bakışı sağlamlaştırdı. Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Bush'a tepki olarak "Meclis'in ne dediği önemli" diye üstelemesi Türkiye'nin artık pek çok şeyi göze aldığı şeklinde okundu. Ardından Zabari'nin açıklaması geldi.
Aslında Zabari'nin dünkü açıklamasını Bush'un önceki günkü açıklamasının devamı olarak görmek de mümkün. Zabari, Irak Dışişleri Bakanlığına getirilmeden önce, yıllarca Mesud Barzani'nin Kürdistan Demokratik Partisi'nin gayrı resmi dışişleri bakanı olarak ABD ve AB ülkerinde fevkalade ilişkiler geliştirdi. Oradaki havayı en iyi koklayan Iraklı olduğu söylenebilir.
Bu iki gelilşme arasındaki ortak nokta, tezkeredir.
Bu aynı zamanda CHP'li Şükrü Elekdağ'ın "ABD, Barzani üzerinde yeterince baskı kursa, PKK Irak'ta barınamaz. Öyleyse neden kurmuyor?" şeklinde kavramlaştırdığı haklı sorusuna da yanıt sayılabilir.
Demek ki Türkiye'nin bıçağın artık (en son bir haftada 30 yurttaşının PKK tarafından katledilmesiyle) kemiğe dayandığını yüksek sesle söylemesi, kendisini tehdit edenleri tehdit etmesi ve bu amaçla muhtemelen kendi zararına olacak sonuçları da göze aldığını göstermesi gerekiyormuş. Vaşington, Bağdat ve Erbil'de bazı konuların daha iyi anlaşılması böyle mümkün oldu ne yazık ki.

* * * * *
Haluk Koç, Baykal'a rakip
CHP'nin eski Meclis sözcülerinden ve bir dönem Genel Başkan Deniz Baykal'ın gözdelerinden Haluk Koç, dün adaylığını resmen ilan etti. Koç ciddi bir siyasetçi. Dün Baykal'ı 'kendisinde herkes adına düşüme hakkı görmekle' ve partide çok sesliliği engellemekle suçlarken "Oysa biz sol bir partiyiz" dedi. Bu sevindirici. Demek ki Koç, daha bir kaç ay öncesine dek yaptığı gibi CHP içinde Onur Öymen ile milliyetçilik rekabetine girmeyecek artık.
CHP'de Gülsün Bilgehan da hareketli. Bilgehan ve Koç, Baykal'a karşı ittifak yapacaklar mı? Parti içinde giderek yıldızı sönen, ama belli bir delege desteği bulunan Mustafa Sarıgül ne yapacak?
CHP ile ilgilenenler bu soruları sorarken, önceki günkü tezkere oylamasıyla ortaya çıkan durum dikkatlerden kaçıyor.
Yıllardır Baykal'ın (Önder Sav ile birlikte) iki kolundan biri olan Eşref Erdem'in tezkereye 'hayır' demesi, CHP kulisine bomba gibi düştü. Asıl Eşref Erdem'in ne yapacağına bakmak lazım.