Toptan'ın adaylığı, Gül'ün adaylığı

Meclis Başkanlığı'na Köksal Toptan'ın üçüncü turda ve AK Parti oylarıyla seçileceği tahmin ediliyordu. CHP, DTP ve DSP milletvekillerinin de katkısıyla bu sonuç alındı.

Meclis Başkanlığı'na Köksal Toptan'ın üçüncü turda ve AK Parti oylarıyla seçileceği tahmin ediliyordu. CHP, DTP ve DSP milletvekillerinin de katkısıyla bu sonuç alındı.
Toptan'ın seçilişinin adından Erdoğan'ın yaptığı açıklama doğrudan cumhurbaşkanı seçimi sürecine atıfta bulunuyordu: "Böyle birinci turda gerçekten yüksek katılımla 450 gibi bir oy almak suretiyle Köksal Bey'in seçilmiş olması, Meclisimizin bu dönem açılışında güzel bir adım oldu. Temennimiz odur ki bundan sonraki süreçte de buna benzer neticeleri hep birlikte yaşayalım."
Buradan Erdoğan'ın, cumhurbaşkanı seçiminde de 'benzer' bir netice alabileceğine inandığı söylenebilir mi? Bunu söylemek zor. Erdoğan, yaşanacak sürecin ne kadar çetrefil olduğunun farkında.
Dün sabah saatlerinde Toptan'ın kendisini ziyareti sırasında oyunu vaat eden CHP lideri Deniz Baykal'ın, seçimin ardından sözleri buna işaret ediyordu: "Memnuniyet verici bir güzellik yaşandı. Bunun, cumhurbaşkanı seçiminde de devamını diliyoruz. İktidar böyle bir anlayış sergilerse,
biz katkı vermeye hazırız."
Baykal'ın demek istediği belli. Gül'ün aday olmasını istemiyor. Erdoğan Gül'ü desteklemekten vazgeçerse, adayına bağlı olarak oy dahi verebiliriz diyor.
Baykal'ın bu yaklaşımı üzerine tepkisi sorulan Erdoğan'ın "Milletin iradesinin bir kenara konmasına demokrasi izin vermez" diyerek, Toptan'ın aldığı oyun, cumhurbaşkanı seçimi üzerinde bire bir katkısı olmayacağını, sorunun hâlâ ortada durmakta olduğunu gösterdi.
Burada kilit kelime olan uzlaşma, artık AK Parti grubunda ciddi bir alerjiye neden oluyor. Erdoğan'a yakın bir isim olarak bilinen Hüseyin Besli, dün CNN Türk'te Hande Fırat'a "Artık uzlaşma kelimesini duymak istemiyorum" diyordu; "Uzlaşma demek, benim istediğim gibi yapmazsan demektir. İsterseniz oydaşma diyelim, ortak akıl diyelim, ama uzlaşma dendiğini duymak istemiyorum."
Besli'nin, sözü uzatmadan, diplomasiye kaçmadan bir saptaması daha oldu: "CHP, eşi başörtülü 10 isimle de gidilse, dayatma diyecek. Eşi başörtülü olmayan 1 isimle de gidilse kabul edecek." Aynı yayında bulunan CHP'li Yılmaz Ateş itiraz etti, ama "Peki neden Gül değil o zaman?" sorusuna da bütünüyle tatmin edici bir yanıt veremedi.
Gül'e yapılan haksızlık
Gül kuliste sessizdi. Sakin görünmeye dikkat ediyordu, ama kendisini uzun süredir tanıyan vekiller 'gergin' olduğu kanısındaydı. Sorulara yanıt vermedi. Aslında söyleyeceğini daha günler öncesinden söylemişti.
Şu günlerde Gül'e yapılan haksızlığın başında, kararın Gül'e ait olduğunun söylenmesi geliyor. Eğer bununla, 'Gül'ün açıklayacağı karar, aday olmayacağını söyleyecekse ona aittir' gibi bir mantık çarpılması kast ediliyorsa, bir anlam taşıyabilir. Aksi halde haksızlıktır.
On birinci cumhurbaşkanı olmak istediğini söyleyen Gül olmamıştır. Onu 24 Nisan günü AK Parti grubunda aday gösteren kişi, Başbakan Tayyip Erdoğan idi. Gül'ün cumhurbaşkanı seçimi Anayasa Mahkemesi'nden döndükten sonra adaylığını kâğıt üzerinde çekmiş olması, hem 22 Temmuz seçimleri sürecinde, hem de seçimden sonra yaptığı "İradeyi görmezden gelemeyiz" açıklaması ile geçersiz kalmış sayılmalı.
Anlamı şu: Erdoğan 24 Nisan açıklamasının arkasında durdukça, Gül'ün adaylığı geçerlidir. Erdoğan'ın bu açıklamasından, yani Gül'ün adaylığından vazgeçtiğine dair bir beyanı olmadı.
Bu yönde izlenimler, Erdoğan'ın seçimin ardından verdiği 'uzlaşma' mesajlarına dayanıyor. Uzlaşma sözcüğü konusunda AK Parti'deki hissiyattan bir kesit verdik. Ama Erdoğan burada bir 'yöntemde uzlaşmayı' kast ediyor olabilir mi? Nitekim son iki günde gördüğümüz böyle bir şeydi. Muhalefete isimle gitmek yerine çoğunluğun üzerinde mutabık kalması muhtemel bir isim açıklanıp, süreç öyle ilerletildi.
Cumhurbaşkanlığı seçim süreci başlıyor. İlk 10 gün aday gösterme süresi. Bakarsınız Erdoğan bu defa bir değişiklik yapıp, adayını, ki halihazırda
adayı Gül'dür, son günü beklemeden açıklar mı?
Bir soru daha: Toptan 450 oy aldı diye Gül, ya da bir başka adayın da 450 oy alma zorunluluğu yok. MHP lideri Devlet Bahçeli'nin 367 yoklama şartını engel olmaktan çıkartmasından bu yana Gül ya da herhangi bir isim, üçüncü turda 276 ve üzerinde bir oyla seçilebilir. Şu anda psikolojik ortam dışında elimizde başka veri yok.