Türk-Amerikan ilişkilerini sıkıntılı günler bekliyor

Senatör McCain'in Senato'da Türkiye'ye atanacak Büyükelçi Bass'ı sıkıştırmasının amacının Erdoğan'ın canını acıtacak bir gösteri yapmak olduğu belliydi. Çünkü Bass'ın Senato'ya verdiği ifade, ABD'nin Türkiye siyasetindeki öncelikleri gösteren güçlü bir belge niteliğinde.
Türk-Amerikan ilişkilerini sıkıntılı günler bekliyor

Senatör John McCain’in yapmak istediği çok açıktı.

“Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla” der gibi müstakbel Ankara Büyükelçisi John Bass’ı hırpalayarak Cumhurbaşkanlığına yürüyen Başbakan Tayyip Erdoğan’a mesaj vermek ister gibiydi.

Adeta, “Burada, Amerikan başkentinde hakkında işte böyle düşünülüyor” demek istiyordu.

Bass, 15 Temmuz günü Ankara Büyükelçiliği atamasının onayı için ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi’nin karşısına çıktı.

Aslında ABD’nin önümüzdeki dönem Türkiye siyasetine dair çok önemli başlıklar sıraladı; onlara geleceğim.

Sunumu bitince, soru cevap faslı başladı. Orada McCain söze girdi.

Demokrat Başkan Barack Obama’nın en dişli muhaliflerinden birisi Cumhuriyetçi Senatör McCain.

Bass’a (aslında yansıtma yoluyla Erdoğan’a) vurmaya başladı: Başbakan Tayyip Erdoğan Anayasayı değiştirerek gücü kendisinde toplamayı düşünüyordu. YouTube, Twitter gibi sosyal medya yasakları gibi uygulamalarla birlikte acaba Büyükelçi bu durumu “Otoriterliğe gidiş eğilimi” olarak görüyor muydu?

Aslında ABD Dışişlerinin kriz yönetimi uzmanlarından olan büyükelçi Bass, diplomatik bir cevapla durumu idare etmeye çalıştı, ne de olsa –eğer onaylanırsa- önümüzdeki birkaç yılı geçireceği ülkenin güçlü yöneticisinden bahsediyor olacaktı.

Erdoğan’ın demokratik bir ülkenin, seçimle gelen lideri diyecek oldu ki, McCain “Farkındayım onun” diye kesti sözünü, pek de nazik olmaya çalışmadan; “Siz soruma cevap verin, ‘Evet’ mi, ‘Hayır’ mı?”

Büyükelçi yine istifini bozmadan “Eğer öyle şeyler söz konusu olursa” diye başlayacak oldu, McCain yine kesti: “Olursa mı” dedi, YouTube, Twitter’ın kapatılması zaten söz konusu olmamış mıydı?

Uzatmayalım, bu “Evet mi, hayır mı?” faslı beş kere tekrarlandı. Bu arada McCain, “Düzgün cevap vermeyerek onaylanmanızı tehlikeye atıyorsunuz” diye aba altından sopa gösterdi. Büyükelçi direniyordu. Ama sonunda McCain “Doğru dürüst bir yanıt alamazsam bu atamayı desteklemeyeceğim” diye açıkça tehdit edince, Büyükelçi Bass pes etti; “Otoriterliğe gidiş eğilimidir” cümlesi ağzından çıktı.

Tehdit şaka değil, geçenlerde Senato Atjantin’e gidecek büyükelçiyi onaylamadı mesela. Dışişleri Bakanı John Kerry 8 Temmuz’da www.politico.com internet sitesine yazdığı yazıda, halen 53 diplomatın atamasının Senato'da (Cumhuriyetçi muhalefetin engellemesiyle) beklemekte olduğunu ve bunun Amerikan çıkarlarına zarar verdiğini söyledi. Saydığı ülkeler arasında Türkiye’de vardı.

McCain’in asıl amacının Erdoğan’ın canını acıtacak bir gösteri yapmak olduğu nereden belli biliyor musunuz? Bass’ın Senato’ya verdiği ifadeden.

Çünkü aslında bu ifade, ABD’nin içinde bulunduğumuz dönem izlemekte olduğu ve öngördüğü Türkiye siyasetindeki öncelikleri gösteren gayet güçlü bir belge.

Suriye’yi, Irak’ı, İran’ı saymıyorum bile, onlar zaten ortada, Bass ifadesinde IŞİD’e özellikle dikkat çekerek “Türkiye sınırlarında çok gerçek tehlikelerle karşı karşıya” diyor.

“Eğer atamam onaylanırsa” diye Türkiye’ye dair siyasetinde nelere öncelik vereceğini Obama’nın 2009’daki Ankara konuşmasında “Demokrasi durağan değildir, geliştirilmelidir” sözüne atıfta bulunarak şöyle sıralıyor: Media özgürlüğü güvence altında mı, hukukun üstünlüğü yeterince korunuyor mu, yurttaşların gösteri ve ifade özgürlüğü var mı, yargıya siyasi müdahale söz konusu mu ve azınlıklar seslerini yeterince duyurabiliyorlar mı? Diğer öncelikler arasında Kürt barış diyalogunun geleceği, 1915 Ermeni meselesin, Heybeliada Ruhban Okulu da bulunuyor. Daha bunun Ukrayna’sı, Rusya’sı, Kıbrıs’ı, NATO’su var.

McCain’in hedefi Erdoğan ama hem kendi ülkesinin müstakbel büyükelçisini hem de iki ülke arasındaki ilişkileri biraz daha zora sokuyor.

Senato’daki oturumda soruldu Bass’a, ‘Göreve Türkiye’deki Cumhurbaşkanlığı seçiminden önce mi başlayacaksınız?’ diye. Ne desin? Onun elinde değil.

Ama Bass’ın Türkiye’ye gönderilirse güven mektubunu görev süresi 27 Auğstos’ta dolmuş olacak Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e vermesi ile yeni Cumhurbaşkanına vermesi arasında bir fark olacak. Özellikle de12’inci Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan olursa, Bass güven mektubunu McCain’in zorlamasıyla “Otoriterliğe gidiyor” dediği Erdoğan’a sunmak zorunda kalacak. Zor bir durum açıkçası.