'Türk demokrasisinin kalitesi bizi ilgilendirir'

ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa İşleri'nden sorumlu yardımcısı Victoria Nuland, "NATO ittifakı demokratik değerler üzerine kurulmuş ve yükselmiştir. Bizler hükümetlerin halkın hizmetinde olduğu toplumlarız, halkın hükümet hizmetinde olduğu değil" diyor.

“Türk demokrasisinin kalitesi bizi ilgilendirir” sözünü sahibi ABD Dışişleri Bakanlığı'nın Avrupa İşleri’nden sorumlu yardımcısı Victoria Nuland; hem Bush, hem Obama dönemlerinde dış ve güvenlik siyasetinin icrasında önemli görevler üstlenmiş tecrübeli bir diplomat.

15 Nisan’da İstanbul’a gelmeden önce Varşova’daydı. 15-16 Nisan tarihlerinde Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu başta olmak üzere üst düzey yetkililerle (ve sadece resmi değil, sivil toplum temsilcileriyle de) bir dizi önemli temasta bulunduktan sonra görüşme fırsatımız oldu.

Bu planlı bir ziyaretti gerçi, acil önem taşıyan bir konu nedeniyle yapılmıyordu. Ama Türkiye’nin iç ve dış siyasette önünde duran iki gelişmenin öncesinde yapılması bakımından zamanlama önemine de sahip.

Bunlar 13-14 Mayıs’ta Antalya’da yapılacak NATO Dışişleri Bakanları toplantısı ve tabii ki 7 Haziran parlamento seçimleri. Tabii bir de Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun gelecek hafta yapacağı Washington temasları var; hem de tam Ermeni meselesinin 1915’in 100’üncü yılı nedeniyle tavan yapacağı 24 Nisan haftasında.

FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

***

Diğer konulara girmeden bu Polonya-Türkiye bağlantısını Radikal okuru olarak bilmek hakkınız, çünkü diğer konular ABD açısından bakıldığına o stratejik eksene oturuyor.

Belki hatırlayan olur, 30 Eylül-2 Ekim 2014 tarihleri arasında ABD Ticaret Bakanı Penny Pritzker Başkanlığında büyük Amerikan şirketlerinin üst yöneticilerinden oluşan bir heyeti yatırım imkânlarını araştırmak üzere Türkiye’ye gelmişti. Onların da ilk durağı Polonya olmuştu.

Nedir Amerikan stratejisi açısından Türkiye ve Polonya’yı bu kadar öne çıkaran?

***
Evet, doğru: ABD’nin işletilmesi NATO tarafından üstlenen Füze Kalkanı projesinin iki önemli ülkesi Polonya ve Türkiye: Füzeler Polonya’da, erken uyarı radarları da Türkiye’de (Malatya, Kürecik’te) konuşlu.

Yani füzeler Rusya’nın batısında, radarları da güneyinde. ABD ile Rusya’nın arası ise Ukrayna nedeniyle fena halde bozuk.

Üstelik birazdan okuyacaksınız, ABD Türkiye’den Ukrayna ve Rusya’ya yaptırımlar konusunda daha fazlasını istiyor.

***
Nuland’a bu Füze Kalkanı bağlantısını hatırlatınca şunları söyledi:

  • “Varşova ile Doğusundaki zorlukları (Ukrayna’yı kastediyor) Türkiye’de de güneyindeki zorlukları (Irak, Suriye “ve şimdi de Yemen” diyor) konuştuk İkisi de önemli NATO müttefiklerimiz. Ve bütün müttefiklerimiz için her iki yöndeki istikrarı sağlamaya yönelik katkı vermeleri önem taşıyor. Dolayısıyla, hem Varşova’da, hem de İstanbul’da her iki konuyu da (yani Ukrayna’yı da, güneydeki sorunları da) ele almak gerekiyor.”

Her iki alanın ortak paydası Rusya’dır. Şimdi bundan sonraki konu başlıklarını bu stratejik çerçeve içinde değerlendirmek ne olup bittiğini daha iyi anlamamızı sağlayabilir.

***

Zaten Nuland Türkiye’deki “demokrasinin kalitesinden”, ifade özgürlüğü, şiddet içermeyen gösteri hakkı, basın özgürlüğü ve internet özgürlüğü gibi alanlara değinirken bunların yalnızca siyasi değil ekonomik ve güvenlik boyutları da olduğunu vurguluyor.

Siyasi olmanın yanı sıra ekonomik boyutu da anlamak o kadar zor değil. Peki, ya güvenlik boyutu? Şöyle açıklıyor:

  • “Şu bakımdan ki NATO ittifakı demokratik değerler üzerine kurulmuş ve yükselmiştir. Bizler hükümetlerin halkın hizmetinde olduğu toplumlarız, halkın hükümet hizmetinde olduğu değil. Dolayısıyla ister ABD, ister Türkiye olsun yurttaşlarla hükümet arasındaki diyalogun canlı, güçlü ve özgür olması gerekir.”

***

Bu tanım bize son haftalarda sık sık gündeme gelen “Türkiye NATO ve Batı sisteminden uzaklaşıyor” eleştirilerini hatırlatıyor. Nuland bu eleştirilere katılıyor mu? İşte cevabı:

  • “Buna katılmıyorum. Bakın, Türkiye yakında (13-14 Mayıs) Antalya’da NATO Dışişleri bakanları toplantısına ev sahipliği yapacak. Afganistan’da ön safta durmaya devam ediyor, (Ukrayna krizine bağlı olarak-MY) Kara Deniz’deki devriye görevi yapıyor. Türkiye’nin Irak’ta üstlendiği eğitim işlevi, peşmergelere verdiği silah ve eğitim desteği önemli güvenlik katkılarıdır. Libya’da, Yemen’de, Irak ve Suriye’de bu kadar gerilim varken, İran’ın bölgedeki rolü bu kadar konuşuluyorken Türkiye’nin bölgeye dair değerlendirmeleri, bizim Türkiye ile yakın temasta kalmamızı gerektiriyor.”

Kayıt düşmemiz gerekiyor: Saydıklarının tamamı askeri işbirliği konularıdır.

***

Tamam, Türkiye’nin (Nuland’ın ifadesiyle “Enerji güvenliği dahil”) bütün bu konularda işbirliği gerekiyor ama mesela Suriye konusunda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Barack Obama’yı müsamahakâr davranıp işi bu hale getirmekle suçladığı, Amerikan yönetiminin de yakın zamana dek Türk hükümetinin Suriye’deki radikal İslamcılarla irtibatını sert eleştirdiği biliniyor.

Özetle Suriye konusundaki görüş ayrılığı ne durumda? Nuland konuşuyor:

  • “(Beşar Esad’ın) düşmekte olan bir lider olduğu, gitmesi gerektiği konusunda açık konuşuyoruz. Müzakerelere döndürmek için doğru baskı formülünü bulmaya çalışıyoruz. ABD ve Türkiye’nin son aylarda Suriye üzerine öncesine göre daha fazla birlikte çalıştığını söyleyebilirim, mesela Kobani’de. Türkiye koalisyona bağlı gruplara destek oluyor. Hava akınları ve yabancı savaşçılarla mücadele konularında destek alıyoruz. İstihbarat paylaşımını daha da güçlendirmek istiyoruz ve bu konuda da iyi gidiyoruz.”

***

Ve sadede geliyoruz. Ankara ve Washington arasında ne kadar görüş ayrılığı olsa da NATO müttefikliğinin ortak paydası hâlâ Moskova olmaya devam ediyor.

Nuland, Ukrayna krizi nedeniyle Türkiye’den Rusya’ya dair beklentileri olduğunu, Türkiye’nin ABD ve AB yaptırımlarına rağmen Rusya’yla dev enerji yatırımlarının eşiğinde olduğu bir sırada açıkça ortaya koyuyor:

  • “Türkiye Ukrayna krizi konusunda siyasi destek veriyor. Beklentimiz, Türkiye’nin Moskova’ya bu işin böyle gidemeyeceği, Minsk’te verdikleri sözleri tutarak normalleşmeyi sağlamaları, birliklerini geri çekmeleri, Doğu Ukrayna’ya verdikleri desteği kesmelerinin bütün bölgedeki güvenliği artıracağı yolundaki mesajı iletmemizde yardımcı olmasıdır. Görüşmelerimizde Türk yetkililer, yaptırımlar nedeniyle Rusya ile ticaretin yüzde 35 düştüğünü söylediler. Ama Rusya’ya uluslararası ilişkilerin temel, küresel kuralları olduğunu, başka bir ülkenin bir bölümünü ısırıp koparmanın bazı sonuçları olacağını anlatmak için hepimizin belli fedakârlıklar yapması gerekiyor.”

Nuland, Ukrayna konusunun NATO’nun Antalya toplantısında önemli konulardan olacağını söylüyor.

Gelelim diğer iki konuya. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun tam da 1915’in 100’üncü yılı haftasında Vaşlington’da olacağını söylemiştik. Herkesin merak ettiği konu, Obama’nın 1915’i “Ermeni soykırımı” olarak anıp anmayacağı.

Nuland ne bu konuda bir yorumda bulundu, ne de İncirlik Üssü'nün daha geniş kullanımı konusunda.

Ancak ABD’nin Türkiye ile bu kadar geniş konu yelpazesinde, özellikle de Rusya konusunda bu kadar yakın irtibat içinde kalma ihtiyacından yola çıkarak, Obama’nın yine Ermenice “Büyük Felaket” ifadesinin karşılığı “Meds Yeghern demekle yetineceği tahmin edilebilir, en azından benim tahminim bu yönde.

Çünkü aksi halde ABD’nin bölgesel çıkarları yara alacak gibi duruyor.