Türk generali ABD'den nasıl Suriye madalyası alır?

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Akar'ın ABD 'Liyakat Lejyonu' madalyasını kimin elinden aldığını ve bunun Kürt meselesine, IŞİD'le savaşa nasıl bağlandığını biliyor muydunuz? Buyurun öyleyse...

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar’ın ABD Başkenti Washington'a indiği 26 Ocak günü, Amerikan Hava Kuvvetleri'nin desteklediği birleşik Kürt güçleri Kobani, ya da Ayn el-Arab’daki, Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) güçlerini gerileterek kontrolü ele aldı.

Aynı gün, Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) Başkanı Mesud Barzani, bu zaferin Türkiye’nin topraklarını Irak’tan Kobani’ye Peşmerge geçişine açması sayesinde mümkün olduğunu söyleyerek Başbakan Ahmet Davutoğlu ve hükümetine teşekkür etti.

Tabii Kobani’de savaşan yalnızca Peşmergeler değildi. Onlar gelmeden de PYD ve PKK’ya bağlı milisler Kobani’de IŞİD saldırılarına karşı direniyordu.

Hükümetin Türk sınırlarını Peşmergeler'in Kobani’ye yani resmen Suriye toprağına gitmesi için açması, ABD Başkanı Barack Obama ile Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan arasında 18 Ekim’i 19’a bağlayan gece yapılan bir telefon konuşması ardından mümkün olmuştu. Zaten 20 Ekim sabahı da ABD Hava Kuvvetleri Kobani’deki Kürt güçlerine havadan silah, mermi ve diğer askeri malzeme yardımı indirmeye başlamıştı.

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar'a ABD 'Liyakat Lejyonu' madalyası verildi.

Barzani’nin resmi teşekküründen önce, yakın çevresinden isimler Türkiye’nin Kürt savaşçılara topraklarını açmasının kendileri için ne kadar önemli olduğuna dikkat çektiler.

Öyle ya Türkiye topraklarını 2003’te Irak’ın işgali harekâtına başlarken NATO müttefiki AB’nin geçişine dahi açmamıştı.

Hatırlayacaksınız, ABD Irak’a hem güneyden hem kuzeyden girmek istiyordu.

AK Parti hükümeti bunun için Meclis’ten izin istemiş, ancak AK Parti grubunun üçte biri muhalefetle birlikte “hayır” deyince, 1 Mart tezkeresi reddedilmişti.

Bu nedenle haftalarca Mersin, İskenderun açıklarında karaya çıkıp Irak’a geçmeyi bekleyen Amerikan Ordusu 4’üncü Piyade Tümeni Kuveyt’e yönlendirilmiş, kuzey cephesi açılamamış, Irak’taki tek işbirlikçi güç olarak Kürtlerin bölgedeki yıldızı Amerika'nın gözünde yükselmeye başlamıştı.

Türk-Amerikan ilişkileri ise inişteydi. Dibe 4 Temmuz 2003’te (daha sonra Irak Cumhurbaşkanı olacak Celal Talabani’nin karargahının bulunduğu) Süleymaniye’de vurdu.

Orada görev yapan Türk Özel Kuvvetleri, Amerikan askerleri tarafından “terör eylemlerine kalkışmak” suçlamasıyla, başlarına çuval geçirilerek aşağılanmak suretiyle gözaltına alındılar.

Amerikalılar'ın gözünde Kürt güçlerin itibarı, özellikle de IŞİD’in Musul’u işgal ettiği 10 Haziran 2014 tarihinden sonra yeni bir yükselişe geçti. Irak ordusundan geri kalan ve İran destekli Şii milislerle birlikte IŞİD’e karşı duran ve gerileten silahlı güçler Kürtlerinkiydi. Üstelik bunlar yalnızca Peşmergeler değil, aralarında ABD’nin (Türkiye’nin talebiyle) terörizm listesine aldığı, 1999’da lideri Abdullah Öcalan’ın yakalanmasına yardım ettiği PKK da vardı.

Evet, hükümet PKK ile Kürt sorununa siyasi çözüm arayışıyla görüşmeler yürütüyor son iki yıldır. Ama Kobani’de IŞİD’I geriletip kontrolü ele geçirmelerinin hem PKK, hem de HDP’nin sadece moralini değil, görüşmelerdeki elini yükselttiğinin de farkında Ankara.

Şimdi tabloya farklı bir açıdan bakmaya devam edelim.

27 Ocak’ta HDP’nin 10 kadar vekili Kobani’deki zaferi savaşçıların yanında kutlaması ve akşamında İdil’de PKK’lılar silahlarıyla, ahali gibi güvenlik güçlerinin de seyrettiği Kobani geçit resmi yapmasından bir kaç saat sonra Orgeneral Akar, Pentagon’un “Liyakat Lejyonu” madalyasını aldı.

ABD Savunma Bakanlığı Pentagon, madalyanın Akar’ın Batı savunma ittifakı NATO’ya “Sıradışı katkıları” nedeniyle verildiğini açıkladı.

Madalyayı kim taktı biliyor musunuz?

ABD Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Raymond Odierno.

Ya da şöyle söyleyeyim: Hani o 2003 kışında haftalarca Akdeniz açıklarında bekleyip, bekledikçe Türkiye’ye bilenen 4’üncü Piyade Tümeni vardı ya… İşte onun komutanı.
O tümen daha sonra Kuveyt üzerinden Irak’a girmiş, Musul ve Saddam Hüseyin’in memleketi Tikrit’i Kürt güçlerin desteğiyle işgal etmişti; bir yıl sonra Saddam’ı da onun birlikleri yakalayacaktı.

Ama Odierno asıl olarak 4 Temmuz’da Süleymaniye’de Türk askerinin başına çuval geçiren Albay Bill Mayville’in komutanıydı. (O hadise sonrası Türkiye küplere binmişti. Ortak komisyon kuruldu. Bir yıl sonra o hadiseyle ilgili üç sıralı komutan, Abdullah Kılıçarslan, Sadık Ercan ve Köksal Karabay’ın Silahlı Kuvvetlerle ilişkisi kesilmişti. ABD tarafındaki üç komutan Mayville, Odierno ve CIA başkanlığı da yapacak olan Davir Petreaus ise sürekli terfi aldı.)

Dünya küçük… Önümüzdeki Ağustos ayında Genelkurmay Başkanı olması beklenen Akar, madalyasını Odierno’nun elinden aldı.

Resmi gerekçesi ‘NATO’ya sıradışı katkı’ olmasına karşın Hürriyet’in deneyimli Washington muhabiri Tolga Tanış, kaynaklarına dayanarak madalyanın gerekçesindeki ayrıntıları Akar’ın Suriye krizinde ve Türk ve Amerikan özel kuvvetleri arasındaki işbirliğinin geliştirilmesinde oynadığı rol olarak yazdı.

Bu katkıların ne olduğu Türk kamuoyunca henüz meçhul. Türk ve Amerikan özel kuvvetleri Suriye’de mi, Irak’ta mı, IŞİD’e karşı mı işbirliği yaptılar da ABD bunu mu takdir etti?

Öğreniriz nasıl olsa, er ya da geç, yazarız, hiç bir şey gizli kalmıyor.

Bu arada, Akar’dan önce bir Türk komutanı daha ABD’nin ‘Liyakat Lejyonu’ madalyasına layık görülmüş; o da AK Parti döneminde olmuş. Dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt madalyasını 2005’te almış.