Türk Silahlı Kuvvetleri değişim içinde

<arabaslik>İlk işaret verildi</arabaslik></br>Üç komutanla kahvaltı programı, Genelkurmay Başkanı da gelmeye karar verdiği için değişti. Komando kararı, TSK'nın değişmeye mücadele koşullarında başladığının ilk işaretiydi.

Önceki akşam üzeri, Eğirdir'deki Dağ Komando Okulu'nda 'Çok maksatlı kule' dahil 'Güç engelleri' parkurunu gösterdi askerler bize. Çok maksatlı kule dediğiniz, 70 metre yüksekliğinde (Boğaziçi Köprüsü'nden yüksek) bir atlama-tırmanma kulesi. Türk ve Çek komando adaylarının bir halata tutunarak nasıl kendilerini aşağı bıraktıklarını, sonra nasıl bir şey olmamış gibi yine merdivene koştuklarını izlemek bile cesaret işiydi. Oysa bu kule, 127 istasyonluk bir güç, kondisyon ve özgüven kazanma parkurunun yalnızca bir istasyonuydu. Diğerlerini saymayacağım.
Ama dünyada eşi olmadığı komutanlarca söylenen bu askeri eğitim makinesi üzerine birkaç cümle etmeliyim: 1- Aksiyon filmlerinde 'Bu da olmaz' dediğiniz her şey ve fazlası oluyor. 2- Bir insanın kendisini bu akıl almaz zorlukta işleri yapmaya odaklaması için gerçekten o işi yapmaya inanması, inandırılması gerekiyor. 3- Bunu yapanların bir kısmı, subay, astsubay, uzman erbaş gibi, meslek olarak bu askerliği seçenler değil, hani bakkala ekmek almaya göndermeye kıyılamazken vatani görevine koşan delikanlılar.
Gece tatbikatlarını izlerken bir albay ve bir general ile, ayrı ayrı şunu konuştuk: 27 kişilik komando kollarının ortalama dörtte biri subay, astsubay ve uzman çavuşlardan, çoğunluğu yedek subay, er ve erbaşlardan oluşuyordu. Evet yedek subay, erbaş ve erler arasında komandoluk için gönüllü olanlar azınsanmayacak ölçüdeydi. Ama neticede askerlik bu çocuklar için bir hayat tercihi olmamıştı, vatani görevdi. "Üstelik"
dedi harekâtçı albay, "Burada verilen üstün nitelikli eğitimin 15 ay sonra bir anlamı kalmıyor, terhis oluyorlar".
Biraz önce yemekte, Eğitim Doktrin Komutan Yardımcısı Korgeneral (dünkü yazımda yanlışlıkla orgeneral yazıldığı için özür borçluyum) Necdet Özel ile SAT komandolarından savaş pilotlarına, denizaltıcılardan komandolara dek askeri personele ne kadar özel eğitim verildiğini, bunun başlı başına ülkeye yatırım niteliği de bulunduğunu konuşuyorduk.
Oysa komando eğitimi alan er, erbaş ve yedek subaylar için bu eğitim ancak
15 ay işe yarıyordu.
Tatbikatları izledikten sonra okul komutanı Tuğgeneral Serdar Ekizoğlu, şaşırtıcı cesarette, kısa bir konuşma yaptı. Ekizoğlu "Türk Silahlı Kuvvetleri değişim içindedir" diyordu. Ne demek istediğini sorduğumda da netti: "Ordunun bundan sonraki kademeleri işte bu alanlardan oluşacak, buralardan yükselecek." Sözlerinde Prusyavari bir askerlik gururu da yok değildi ama, genç general sanki daha dipten gelen bir vurguyla konuşuyordu.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Şükrü Sarıışık ve Eğitim Doktrin Komutanı Orgeneral Orhan Yöney'in akşam saatlerinde Eğirdir'e geldiği ve sabah kahvaltısında birlikte olacağımız akşamüzeri duyurulmuştu.
Ancak sabah program değişti. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt da geliyordu. Büyükanıt'ın önceki gece Mehmet Ali Birand'ı telefonla arayarak Kanal-D'de Enis Berberoğlu, Fikret Bila ve benim de konuk olduğumuz program nedeniyle kutladığını biliyorduk. Demek ki gelmeye gece yarısı karar vermişti. Komutanlarla kahvaltı iptal oldu, doğrudan basın toplantısına geçtik.
Basın toplantısında, Büyükanıt'ın kısa sözleri sonrasında konuşan Başbuğ'un ağzından Silahlı Kuvvetler'in altı komando tugayının iki yıl içinde tamamen mesleği askerlik olan askerlerden oluşturulacağını öğrendik. 2008'de yedek subaylar, 2009 sonunda er ve erbaşlar sistem dışına çıkacaktı. "Devamlılık" açıklaması, önceki geceki terhis
sohbetini ve generalin "TSK değişim içinde" sözlerine ayrı anlam katıyordu. TSK değişmeye mücadele koşulları altında başlıyordu.


Harita neydi, Başbuğ ne diyecekti?
Dünkü basın toplantısı hazırlıkları sürerken, projektörü deneyen uzmanlar bir haritanın yansıda belirmesine yol açtı. Bu bir haritaydı ve Türkiye'nin Irak sınırı boyunca uçları kuzeye dönük bir yay, kısmen Irak topraklarını da kapsayacak bir şekilde sarı renge boyanmıştı.
Gazeteciler, herhalde basın toplantısında açıklanacak diye düşündü. Ancak toplantı sona ererken hâlâ yansı boştu. Enis Berberoğlu, Büyükanıt'a haritayı sordu. Bizler de merak ettiğimizi söyledik.
Büyükanıt, "Ne haritası?" diye sordu.
Başbuğ, "İzah edeyim" diye mikrofonu isteyince, Büyükanıt, "Bir dakika, ne olduğunu bir anlayayım. Yansıyı göreyim" dedi. Uzmanlar yansıyı açtılar. Harita çıktı.
Döndü ve Başbuğ ile paylaştığı kürsünün ön sırasında oturan, aralarında Genelkurmay Harekât Başkanı Korgeneral Bekir Kalyoncu ve Korgeneral
Özel'in de bulunduğu komutanlara hitaben, "Bu brifingde mi kullanılacak? Ne maksatla hazırlandı?" diye sordu.
Başbuğ, bu haritanın Türk uçakları tarafından havadan çekilen görüntülerin alanını gösterdiğini, vakit olsaydı, görüntüleri de izletebileceklerini açıkladı.
Bunun üzerine Büyükanıt, haritayı kastederek "Özel anlam yüklemeyin" dedi.
Ancak ne görüntüler, ne de yansı sunumu hazırlanan diğer görsel malzeme, Başbuğ tarafından sunulamadı. Buna zamanın elvermediği açıklaması getirildi. Dolayısıyla, Büyükanıt dün sabah basın toplantısına katılmasaydı, tek başına sunum yapacak Başbuğ'un başka neler söyleyeceği ve gazetecilerle paylaşacağı soru işareti olarak kaldı.