Türkiye 6 stratejik silahını modernize ediyor

TSK'nın altı komando tugayını profesyonel askerlerden oluşturma kararı, aslında, sağladığı fayda açısından en etkili modernizasyon projesi niteliğinde...

Türkiye geçtiğimiz hafta altı stratejik silahını modernize ederek bölgesindeki askeri ve siyasi caydırıcılığını artırmak yönünde önemli bir karar aldı. Bu karar, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İlker Başbuğ tarafından açıklandı.
Bu modernizasyon, Türkiye'nin F-4 ve F-16 savaş uçağı ya da M-60 ve Leopard-1 tank modernizasyonlarından daha önemsiz değil.
Türkiye silah modernizasyonu projelerinde başarı sağlayan bir NATO üyesi.
Örneğin, modernize edilmiş Leopard-1 tanklarının imkân ve kabiliyetleri, Almanya'dan hazır alınan Leopard-2 tanklarından üstün hale getirilmiş. Özellikle de elektronik haberleşme ve ısıya duyarlı, lazer kontrollü hedef bulma sistemleri konusunda.
Aslında son dönem Ankara'nın savunma konusunda aldığı en stratejik kararlar arasında, elektronikte olabildiğince Türk kaynaklara güvenmek, özellikle elektronik haberleşme sistemlerini Türkiye'de üretmek ve bunları
kullanmak geliyor. Ankara, Irak'ın dışarıdan aldığı elektronik sistemleri en gerektiği anda nasıl kullanamadığından, hatta onların kendisine karşı kullanılmasından ders çıkarmış.
Son modernizasyon projesi bütün bu projelerden çok farklı. Maddi maliyeti belki en düşük, ama sağladığı fayda belki en yüksek ve çok yönlü proje.
Üstelik yazının girişinde de vurgulandığı gibi, Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından, yanında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt olduğu halde, bir basın toplantısı ile açıklandı. Bu, Eğirdir'deki Dağ Komando Okulu'nda 27 Haziran'da Büyükanıt ve Başbuğ'un düzenlediği toplantıydı.
Belki hiçbirimiz o gün bu açıklamaya, burada yazıldığı gözle bakmadık. Ama altı komando tugayının 2009 sonuna dek tamamen mesleği askerlik olan personelce oluşturulması kararı, ciddi bir stratejik modernizasyon projesidir.
Komando birlikleri Türkiye'nin gerçek stratejik silahlarıdır.
ABD'nin, Rusya'nın, Çin'in kıtalararası balistik füzeleri küresel ölçekte neyse, bölgesel ve yerel ölçekte komando birlikleri Türkiye için odur.
Her anlamda ayrı ve üst bir sınıftaki SAT ve SAS komandoları bir yana konulacak olursa, Türkiye'nin zaten bu anlamda iki modern stratejik silahı vardı: Özel Kuvvetler Komutanlığı ve Jandarma Özel Harekât Tugayı. Bu birlikler zaten tümüyle profesyonel askerlerden, subay, astsubay ve uzman erbaştan oluşuyor.
Başbuğ'un açıklamasıyla beş kara kuvvetleri ve bir jandarma komando tugayının da önümüzdeki iki yılda bir üst kategoriye, tam profesyonelliğe yükseltileceğini, yani modernize edileceğini öğrenmiş olduk aslında.
Bu kararla askerin toplumdan gelen taleplere duyarlılığını göstermiş olması da, bu modernizasyon projesinin sosyal destek boyutu, bonus kredisi sayılabilir ki, her silahlanma projesine nasip olmaz.
Son bir not: Bir yanılgımız da, komando birliklerini yalnızca PKK ile mücadele ve Irak sınır söz konusu olduğunda düşünmek galiba.
NOT: Önümüzdeki hafta yıllık iznimin bir bölümünü kullanmak üzere müsaadenizi alıyorum...
Sezer-Erdoğan yemek tartışması
Geçtiğimiz pazartesi günü Karadeniz Ekonomik İşbirliği'nin 15'inci kuruluş toplantıları sırasında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in ve Başbakan
Tayyip Erdoğan'ın birbirlerinin yemeklerine katılmaması nedeniyle çok yorum yapıldı.
Olay sıcaklığı geçti. Dışişleri ve protokol konusundaki yetkililerden öğrendiklerimi aktararak, bu yorumların doğruluğunu tartışmaya açmak isterim.
1- Dünyanın hiçbir ülkesinde krallar, cumhurbaşkanları, başkanlar, başbakanların ya da hükümet başkanlarının verdikleri yemeğe katılmazmış. Katıldığı anda, yemeğin sahibi o sayılacağı ve altındaki makam gölgede kalacağı için bu yazılı olmayan bir kural sayılırmış. O nedenle
Sezer, Erdoğan'ın yemeğine davetli değilmiş.
2- Sezer'in Erdoğan'ı davet etmemesi bir kasıt sonucu değilmiş. Zaten davetli listesini Dışişleri hazırlamış Hazırlarken de Erdoğan'a sorulmuş. Ancak Başbakanlık, Erdoğan'ın aynı sırada (daha sonra başka nedenle yapılamayan) Medeniyetler Buluşması yemeğine ev sahibi olduğu gerekçesini bildirmiş. Bu da Çankaya tarafından anlayışla karşılanmış.
Çankaya kaynakları, Meclis Başkanı Bülent Arınç, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül gibi ağır AK Parti toplarının yemeğe davetli oldukları ve katıldıklarına işaret ederek, kasıt teorilerini yalanlıyorlar.