Türkiye, Çin füzeleri kararından döner mi?

Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar'ın Hürriyet Daily News'a yaptığı açıklamalar yeni ayrıntılar ortaya koyuyor.

Savunma Sanayii İcra Komitesi’nin 26 Eylül’de yaptığı toplantıda uzun süredir gündemde olan uzun menzilli hava ve füze savunma sistemi için Çin devlet şirketi CPMIEC’yi tercih etmesinin yankıları devam ediyor.

Türkiye’nin bu kararına, en büyük askeri müttefiki ABD ve Türkiye’nin de üyesi olduğu Batı savunma ittifakı NATO’dan tepki gelmişti. NATO’dan gelen tepki, Çin sisteminin NATO hava savunma sistemiyle ortak işletime uyumlu olmadığı yönünde idi; yani Türkiye kendi hava savunma sisteminin fişini NATO prizine takamayacak, bir anlamda yalnız çalışacaktı. ABD ise bununla birlikte Çin şirketinin Kuzey Kore, İran ve Suriye’ye silah satışı nedeniyle kara listesinde olduğunu hatırlatıyordu.

Bu tepkilere ilk karşılık Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün “Karar kesin değil” sözleriyle gelmişti. Ve bu da doğruydu, çünkü daha sözleşme görüşmeleri vardı ve Başbakan Tayyip Erdoğan başkanlığındaki dört kişilik komitenin daha önce de sözleşme aşamasında tercih değiştirdiği olmuştu; bu işin doğasında vardı.

Komite üyelerinden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel, Meclis açılış resepsiyonunda neden Çin sisteminin tercih edildiği sorularına “Siyasi otoriteye sorun” gibi bir yanıt verdi; yani hükümete. Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz dün Vatan gazetesine tercihin gerekçesini ortak üretim, teknoloji transferi ve fiyatın daha ucuz olması şeklinde açıkladı. Ama bu açıklama ne NATO ne de ABD’den gelen eleştirilere tam cevap veriyordu.

Savunma Sanayii Müsteşarı Murad Bayar’ın İngilizce yayımlanan Hürriyet Daily News gazetesinden Burak Bekdil’e yaptığı açıklamalar hem Türkiye’nin tercihi konusunda daha farklı bir bakış hem de yeni ayrıntılar ortaya koydu. Sıralayalım: 

1- Başlangıçta 4 milyar dolar (yaklaşık 8 milyar lira) tahmin edilen proje için Çin şirketi 3.44 milyar dolar teklif etmişti. 

2- Yüzde 50’ye varabilecek ortak üretim teknoloji transferi içeriyordu. Milli yazılım söz konusu olabilecekti; ama bu, sözleşme görüşmelerine bağlıydı. 

3- S-400 füzelerini teklif eden Ruslar daha ilk aşamada elenmişti. Sürpriz ise Fransız-İtalyan konsorsiyumu Eurosam’ın Aster-30 sistemi, Amerikan Raytheon’un Patriot’larının önüne, ikinci sıraya geçmişti. Yani Çin FD-2000 sistemi üzerinde anlaşılamazsa, görüşme sırasında Amerikalılar değil, Avrupalılar olacaktı.

4- Türkiye sistemin NATO-uyumlu olmasını daha işin başında şart koşmuştu. Çinliler de kendi sistemlerini NATO’ya uyarlama sözü vermişlerdi.
Bayar tabii ki ABD ve NATO’nun asıl kaygısının Çin füze sisteminin teknik uyumda olmadığının farkında. Türkiye’nin hava savunma fişi NATO prizine takılır takılmaz NATO’nun gizli savunma şifrelerinin Çin’in bilgisayar korsanlığında uzman elemanlarınca elektrik süpürgesiyle emilir gibi saldırı altında kalacağı korkusu var asıl. Bayar bu nedenle NATO uyumunun Çinliler değil bir Türk şirketi tarafından üstlenileceğini, ABD ve NATO’nun müttefikleri Türkiye’nin savunma hassasiyetlerine güvenmeleri gerektiğini söylemiş.

Türkiye’yi bu tercihi yapmaya iten başka gerekçeler de yok değil. Bunların başında, Türkiye’nin en büyük dış silah kaynağı ABD’nin temel olarak siyasi nedenlerle teknoloji transferi, milli yazılım gibi konularda taviz vermemesi geliyor. Türkiye’nin saldırı helikopteri ihalesinde İtalyanlara yönelmesinin en önemli nedeni buydu. Radikal’de 28 Eylül’de yayımlanan ‘Obama, Çin füzeleri için Erdoğan’ı arar mı?’ yazıma yorum yapan Fatih Tokatlı, Türkiye’nin bu nedenle Çin ve Ukrayna teknolojisi elde ederek son dönemde topçu roketi üretmeyi başardığını hatırlatmış. Yine okurlarımızdan Haldun Demirok ise AWACS uçakları örneğinde 6 yılı bulan fiili teslimat gecikmelerine dikkat çekmiş. Bütün bu etkenlerin Türkiye’yi yeni kaynak arayışlarına zorladığı da bir gerçek.

Baştaki sorumuza dönüyoruz: Türkiye, Çin füzeleri kararından döner mi? Bu kararın bir daha değerlendirilmesi kesinlikle söz konusu. Ama bu defa ABD ve Avrupa şirketleri teklif verirken ortak üretim, teknoloji transferi, milli yazılım ve fiyat konularında neyi geçmeleri gerektiğini bilecekler, koşullar eskisine göre daha zor. Tabii Çinliler de bu sahadaki süper ligde ilk defa oynama fırsatını (bu Çinlilerin Batı dünyasına ilk hava savunma sistemi satışı olmaya aday) kaçırmamak için ellerinden ne geliyorsa yapacaklar. Sonuçta işin askeri olduğu kadar siyasi sonuçlarını da hesap ederek kararı verecek merci Türk hükümeti, Başbakan Erdoğan olacak.