Türkiye G20'yi kriz bölgesinde ağırlıyor

G20 zirvesinde dünya liderlerini ağırlarken bir yandan dört dış politika denklemini, birbirine bağlı olarak aynı anda, yani "simültane" çözmek zorunda; tabii can yakan Kürt meselesini unutmuyoruz, o da zaten Suriye, Irak ve İran'dan bağımsız değil.

Türkiye dünyanın sanayileşmiş ve gelişmekte olan ekonomik güçlerini bir araya getiren Yirmiler Grubu’nu 15-16 Kasım’da Antalya’da, krizlerin vurduğu bir bölgenin tam ortasında ağırlıyor.

Gerçekten de haritayı önünüze alıp pergelin iğnesini Antalya’ya koyup yarıçapı 1,000 kilometre olan bir daire çizerseniz, çevrelediğiniz alanda dünyanın pek çok önemli krizinin bulunduğunu görürsünüz.

Kuzeyde Ukrayna’dan güneyde Mısır’ı, İsrail-Filistin ihtilafını, batıda Kosova’dan doğuda Azeri-Ermeni ihtilafını, o arada Yunanistan’da süren ekonomik krizi, Kıbrıs’ta bitmek bilmeyen husumeti ve tabii Irak ve Suriye iç savaşını kapsayan bir daire bu.

***

Belki de bu yüzden Türkiye G20’nin Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın vereceği açılış yemeğindeki tartışma konusunu Suriye krizi olarak önermesine pek az itiraz geldi.

Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu’nun geçen hafta Rus mevkîdaşı Sergey Lavrov’u özel olarak arayıp Antalya’da mutlaka görmek istemesi bununla bağlantılı.

Çünkü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, G20’de siyasi kriz tartışmanın BM Güvenlik Konseyi’ndeki veto gücünü zayıflatacağı düşüncesiyle bugüne dek zirvelere dışişleri bakanıyla gitmemişti.

***

Ancak en son dün ABD Başkanı Barack Obama’nın Antalya Zirvesi'nde diğer liderlerle Suriye konusunda önemli görüşmeler yapacağını açıkladıktan sonra Suriye konusunun Antalya Zirvesi'nde, belki zirvenin asıl teması olan ekonomik kapsayıcılığın da önüne geçmesi ihtimali var.

Zirvenin bir gün öncesine Viyana’da Türkiye’nin dörtlü çekirdeği oluşturan ülkeler arasında (ABD; Rusya ve Suudi Arabistan’la birlikte) olduğu, dışişleri bakanları düzeyinde Suriye görüşmelerinin konmuş olması Rusya’nın da itirazını yumuşattığını gösteriyor.

Zaten dünya nüfusunun üçte ikisini, dünya ticaretinin yüzde 80’i ve gayrı safi dünya hasılasının yüzde 85’ini temsil eden liderlerin Suriye iç savaşına bu kadar yakın mesafedeyken konuşmaları değil, konuşmamaları yadırganırdı.

***

Bölgedeki krizler küresel siyaset ve nihayet ekonomiyi etkilerken Türkiye bundan fazlasıyla payını aldı, fazlasıyla parçası haline geldi.

G20 zirvesinde dünya liderlerini ağırlarken bir yandan dört dış politika denklemini, birbirine bağlı olarak aynı anda, yani “simültane” çözmek zorunda; tabii can yakan Kürt meselesini unutmuyoruz, o da zaten Suriye, Irak ve İran’dan bağımsız değil.

***

Başbakan Ahmet Davutoğlu hükümetinin aynı anda uğraşmak ve ilerleme sağlamak zorunda olduğu bu dört denklem şunlar:

1-      Suriye iç savaşının getirdiği sorunlar. Artık bunlar arasında bir numaraya Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütü yükselmiş bulunuyor (IŞİD’e karşı kapsamlı bir hava harekâtı hazırlanmakta olduğu haberleri var),

2-      Suriye iç savaşının getirdiği mülteci sorununun Avrupa Birliği’nde bir numaralı siyasi sorun haline gelmesi ve AB’nin bu konuda Türkiye’nin yardımına ihtiyaç durması,

3-      Türkiye’nin Suriyeli mülteciler krizinin getirdiği fırsat ile AB ile ilişkilerini canlandırma yoluna girmesi,

4-      Ve nihayet Türkiye-AB ilişkilerinin geliştirilmesi önünde bir engel olan Kıbrıs sorununun çözümü için BM gözetiminde yürütülen görüşmeler.

Tablo hayli karmaşık ve sadece Türkiye’nin bir tutum alıp almamasıyla çözülemeyecek kadar geniş zemine yayılmış görünüyor.

***

Dolayısıyla G20 Antalya Zirvesinde Suriye konusunda –tabii ki mucize bir çözüm değil ama- ilerleme sağlanması sadece Türkiye’nin değil, ilgili bütün ülkelerin elini bir ölçüde rahatlatacak, gerilimi bir nebze olsun düşürecektir.

Ama her halükarda, tamamen ekonomik amaçlarla kurulmuş G20’nin bu kadar ciddi bir siyasi sorunu –Türkiye’nin önerisiyle- tartışacak olması, G20’nin ilerideki siyasi etkisi üzerine de yeni fikirlerin ortaya atılmasına yol açabilir.

***

İSTANBUL MARATONU NOTU:

İstanbul Maratonunun 37’incisi 15 Kasım Pazar günü yapılacak. Bu maratona ben de ODTÜ forması altında katılacağım, ama anca 10 km kısmına. Köprüyü yaya geçme heyecanını da ilk defa yaşamış olacağım. Amacımız ihtiyaç sahibi ODTÜ öğrencilerine eğitim bursu sağlamak olacak. Bu amaca katkı vermek isteyenler http://istodtumd.org adresinden bilgi alabilir.
Bekliyoruz.