Türkiye, Irak, Suriye istihbaratı Ankara'da toplandı

Erdoğan dün bakanlar, Başbuğ ve Gül ile Kürt açılımını konuşurken istihbaratçılar toplantıdaydı

Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Emre Taner dün Ankara’da Irak ve Suriye gizli servis şeflerini ağırladı.
Başbakan Tayyip Erdoğan sabah saatlerinde Milli Güvenlik Kurulu (MGK) üyesi bakanlarıyla Kürt sorununun iç ve dış boyutlarını değerlendirirken, Başbakanlığa çok da uzak olmayan bir başka binada bu önemli bölgesel istihbarat zirvesi yapılıyordu.
Zirvenin ana konusu, Bağdat’ta 19 Ağustos’ta meydana gelen bombalama eylemi sonrası Irak ve Suriye arasında tırmanan gerilimi giderme amaçlıydı. Hatırlanacağı gibi Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu 31 Ağustos’ta önce Bağdat, sonra da Şam’a giderek Irak ve Suriye yetkililerinin görüşünü almış ve konuyu ‘aile içinde çözme’ telkininde bulunmuştu.
Irak, saldırıdan Suriye’de üslenen eski BAAS partisini sorumlu tutuyor, Suriye ise olayla kendisinin bir ilgisi olmadığını öne sürüyordu.
Her iki taraf da Türk heyetine kendi söylediklerini doğrular bilgiler sunmuşlardı.
İşte o bilgiler, Türk istihbaratının elindeki bilgilerle birlikte dün Ankara’da masaya yatırıldı.
Yani Ankara’nın Şam ve Bağdat arasındaki gerilimi giderme çabası, Dışişleri’nin çabasıyla sınırlı kalmadı, MİT de devreye girmiş oldu.
Bu önemli, çünkü Ankara, Bağdat ile Şam’ın, özellikle de şöyle bir dönemde gerilim içinde olmasını istemiyor. Birkaç neden sıralanabilir:

1- Türkiye, bölgedeki istikrarsızlığın bir an önce giderilmesini istiyor. Yeni bir gerilim kaynağı Ankara açısından hayati olan işbirliği konularını geciktirebilir,

2- Bu işbirliği konuları arasında PKK’ya karşı mücadele ve genelde Kürt sorununun çözümünde ilerleme sağlamanın yanı sıra,

3- Yeni bölgesel enerji projeleri de yer tutuyor.
Enerji projeleri orta vadeye yayılan stratejik önem taşıyor, ancak PKK ile mücadele ve Kürt sorunu meselesi öyle değil; Başbakan Erdoğan önümüzdeki birkaç ay içinde sonuç istiyor.
Irak ve Suriye istihbaratıyla, devlet ve hükümet başkanları ve bakanlar düzeyde yürüyen ilişkilere paralel olarak askeri ve istihbari işbirliği de bu nedenle had safhada önem taşıyor.
MİT Müsteşarı Emre Taner’in 2006’dan bu yana sürecin içinde aktif olarak bulunduğu, hatta siyasi düzeyde ilişkiler henüz o kadar sıcak değilken Iraklı Kürt liderlerle (daha Sezer’in cumhurbaşkanlığı döneminde) MGK kararıyla temas kurmaya başladığı artık bir sır değil.
Taner’in İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan ile de temas içinde olduğu yolundaki iddialar doğrulanmış değil. Ancak Taraf’ın dünkü haberine göre, avukatları, Öcalan’ın birkaç hafta önce savcılara yazılı olarak verdiği görüşlerinin MİT aracılığıyla bu işle ilgili devlet kademelerine ulaştığına inanıyorlar. Dün Davutoğlu ile Ermenistan, Kafkasya ve enerji konularını görüşen CHP lideri Deniz Baykal’ın iddiası da bu. MGK üyesi sıfatıyla dar toplantılara katılan Adalet Bakanı Sadullah Ergin, CNN Türk’te yaptığınız programda bu iddiayı reddedip, metinleri görmediğini görme yetkisinin de bulunmadığını söylemişti.
Dün Ankara’da yapılan toplantının zamanlama açısından da anlamı var.
Erdoğan’ın geçen yıl Bağdat’ta imzaladığı anlaşma uyarınca üç ülkenin dışişleri ve diğer işbirliği alanlarındaki bakanları -muhtemelen önümüzdeki ay Bağdat’ta yapılacak ilk ortak bakanlar kurulu toplantısı öncesi yarın İstanbul’da buluşuyorlar. Tesadüfe bakın ki, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad bugün İstanbul’da Başbakan Erdoğan ile iftar yemeğine katılacak. Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim’in, İstanbul’da olacak Irak Dışişleri Bakanı Hoşyer Zebari ile buluşması ihtimali sürpriz değil. İki ülke arasında gerilim düşerse, PKK’ya karşı bölgesel işbirliği imkânlarının artması da olmamalı.
Tam bu ziyaret öncesi Esad’ın -özellikle hükümete yakın duran gazetelerin yöneticilerine ‘Silah bırakan Suriye uyruklu PKK’lılara vatandaşlık veririm, affederim’ demeci vermesinin rastlantı olmaması gibi.
Ankara’ya dönersek; Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un -askerin Kürt açılımı hevesini kıran Dursun Çiçek vakası ardından ilk kez yeniden Başbakan Erdoğan’a haftalık ziyarette bulunması ve bu görüşmenin iki saatten fazla sürmesi, ardından Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün yanında bir saatten fazla kalması da kayda alınmalı.
Belki de Başbakan’ın ABD seyahati ve Meclis açılışı ardından masaya konduğunu göreceğimiz yemek dün pişirilmeye başladı.