Türkiye IŞİD akınlarının dışında mı kaldı?

Soğuk Savaş dönemlerini anımsatacak şekilde ABD ve Rusya kendi aralarında görüşüp bölgeye bir şekil verme niyetinde. Tutar mı? Kolay değil, ama tablo bu. En azından şimdilik Türkiye bu tablonun dışında.

Alman Tornado jetleri ve 550 kadar askeri personel dün ikindi saatlerinden itibaren Adana’daki İncirlik Üssü'ne gelmeye başladı.

Resmen bugünden itibaren Almanya da IŞİD’e karşı ABD önderliğinde oluşturulan koalisyonun parçası haline geliyor.

Almanya parlamentosunun aldığı karara göreyse, Alman ordusu saldırı harekâtına katılmayacak, katılan müttefik uçaklara koruma ve istihbarat desteği verecek.

***

Aynı şekilde Suriye açıklarına sevk edilen Alman savaş gemileri de IŞİD’e karşı harekâta aktif olarak katılmak üzere oraya giden Fransız uçak gemisi Charles de Gaulle’e eşlik ediyor.

Fransa’nın uçak gemisindeki Super-Etendard ve Rafale jetleri ile Ürdün’de konuşlu Mirage avcı-bombardıman uçakları IŞİD’e karşı operasyonlara başladı bile.

Keza İngiliz parlamentosundan yeni çıkan karar ile İngiliz Tornado uçakları da Kıbrıs’taki Agrotur ve Dikelya üslerinden Suriye’deki IŞİD hedeflerini vurmaya başladı.

***

Amerikalılar zaten Temmuz’dan itibaren İncirlik’ten IŞİD’e akınlar düzenliyor, bunlara 24 Kasım’a kadar Türk F-16 jetleri de katılıyordu.

24 Kasım’da Rusya’nın Su-24 jetinin düşürülmesi, pilot yarbayın ölümü ardından Amerikalılar da bir süre uçuşlarını azaltmış temkinle davranmışlardı; ama önceki günden itibaren yine hava akınları başladı.

Örneğin dün Alman Tornadolarının İncirlik’e indiği saatlerde Amerikan F-16 avcı ve A-10 bombardıman uçaklarının yoğun iniş kalkışları gözleniyordu.

***

Öyle anlaşılıyor ki, ABD ve Rusya dışişleri bakanları John Kerry ve Sergey Lavrov’un Suriye’nin geleceğini kendi aralarında, yanlarına sadece BM Genel Sekreteri'ni alarak görüşmeyi kararlaştırmalarından bu yana ABD, Suriye hava sahasında Ruslardan kendisine bir tehdit gelmeyeceğini düşünüyor.

Oysa 24 Kasım’dan önce Viyana’da yapılan görüşmeler ABD ve Rusya’nın yanısıra Türkiye ve Suudi Arabistan’ın katkısıyla başlamıştı.

Şimdi, Soğuk Savaş dönemlerini anımsatacak şekilde ABD ve Rusya kendi aralarında görüşüp bir şekil verme niyetinde. Tutar mı? Kolay değil, ama tablo bu.

***

En azından şimdilik Türkiye bu tablonun dışında tutuluyor.

Türkiye, Suriye’deki IŞİD hedeflerine yönelik akınların da dışında tutuluyor.

Çünkü Moskova ile Ankara arasında ki uçak ihtilafı sükûn bulmadan Türk savaş uçaklarının Rusya’nın baskın güç olduğu Suriye hava sahasında uçuş yapması başlı başına bir risk; düpedüz çatışma riski.

***

Rusya ile ihtilaf gerekçesiyle hükümetin IŞİD’e karşı hava akınlarına katılmıyor olmaktan ne kadar hayıflandığı ayrı bir konu.

Neticede 910 km uzunluğundaki Suriye sınırında devriye gezmek ve hem Türkiye içindeki hem de Irak’taki PKK hedeflerini vurmak için elde daha fazla uçak bulunması anlamına geliyor bu.

Ama tablo, IŞİD’e karşı mücadeleye en stratejik üssünü ve hava sahasını açan Türkiye’nin hâlihazırda akınların dışında kalmış olmasıdır; şu anda ABD ve Rusya arasında sınırlı kalan diplomatik temasların dışında kalmasına paralel bir görüntü arz ediyor.

***

Tabii bir de Irak krizi çıktı ortaya.

Musul eğitim kampı takviyesi meselesinin bu boyuta gelmesinde Suriye’de Rusya ile yaşanan ihtilafın gizli aktörlerinden İran’ın bu krizin de gizli aktörü olması rastlantı değil.

Bu arada Rusya’nın fırsat görüp konuyu BM’ye taşımaya kalkması ama Bağdat’ın topa girmemesiyle eli boş kalması da kayda almaya değer bir gelişme oldu.

***

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) başkanı Mesud Barzani Ankara’da adeta devlet başkanı gibi karşılandı, ilk defa Ankara’daki bir karşılamada (daha önce yalnızca Erbil’de olmuştu) KBY bayrağı da protokolde yer aldı.

Ziyaretin ilk günü 9 Aralık’ta yapılan görüşmelerde MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve (geçici seçim hükümetinde bakanlık görevini yürüten) Dışişleri Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu’nun Bağdat’a gitmesi kararı çıktı.

O krizin sonuca bağlanmasının fazla uzamayacağı izlenimi kulise hakim.

***

Ancak Batılı ülkelerin Suriye hava sahasında uçmaya başlaması Rusya ve NATO arasındaki krizde tırmanmanın yerini durağanlığa bıraktığını gösterse de Türkiye ve Rusya arasında Suriye-uçak krizi hâlâ gerilimini koruyor.

ABD’nin neredeyse iki günde bir Türkiye’ye sınırın o 98 km’lik bölümün de kapatılması gereğini kamuoyu önünde söylemesi, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun oradan Suriye’ye “güvenli bölge” geçidi bırakma projesine hâlihazırda yanaşmayacaklarının işareti.

Belli ki Amerikalılar bunu Ruslarla konuşmalarında da bir unsur olarak değerlendirmek istiyor.

***

Erdoğan-Davutoğlu yönetiminin bu tabloyu doğru okuması Türkiye’nin iç ve dış güvenliği açısından önem taşıyor.

Keza Türkiye’nin sadece Suriye değil, bölgenin geleceği üzerine diplomasi masasında yer alması için Rusya ile sorunu diplomasi yoluyla geride bırakması gerekiyor.

Çünkü nasıl Suriye’nin geleceğini Türkiyesiz tartışmak kimseyi bir yere götürmeyecekse, Rusya (ve İran) unsurunu da gerçekçilik adına hesaba katmadan mesafe alınamayacağı görülüyor.