Türkiye ne yapacak?

ABD'ye giden Genelkurmay Başkanı Büyükanıt'ın gündeminde PKK, Ermeni tasarısı ve Irak var. ABD'nin gündemi ise İran. Türkiye İran'a uygulanacak yaptırımlara sıcak bakıyor. Ancak özellikle Ermeni tasarısıyla ilgili gelişmeler kafa karıştırıyor.<br></br><I><b>Murat YETKİN'in yazısı</b></I>

WASHINGTON - Aslına bakarsanız yalnızca ABD'nin değil, Avrupa Birliği'nin gündeminde de İran var. Dün AB Dışişleri Bakanları İran'a yönelik Birleşmiş Milletler yaptırımlarına uyma kararı aldı. Önceki gün İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinecad'ın Tahran'da, Milli Güvenlik Konseyi Başkanı Ali Laricani'nin ise Münih'teki Güvenlik Politikaları Konferansı'nda yaptığı konuşmaların payı oldu.
Münih toplantısının ilk gün yıldızı ABD'nin uluslararası siyasetine dur deme niyetini ilk kez açıkça beyan eden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin olmuştu. İkinci gün yıldızı ise Laricani oldu. Münih toplantısına katılan ABD eski savunma bakanlarından William Cohen ile Washington havaalanında birlikte bavul beklerken, Fehmi Koru ile birlikte yaptığımız ayaküstü sohbette Laricani'nin bildik İranlı politikacılar kadar sert olmadığını, ancak diyaloga açık olduğu mesajını verse de diğerleriyle içerik olarak aynı şeyi söylediğini vurguladı.
Putin'in çıkışı, belki ABD ve İsrail'de İran'ı nükleer programına karşı askeri müdahalede bulunmak isteyenleri bir ölçüde caydırdı. Ancak ne tamamıyla ortadan kaldırdı, ne de İran'a yaptırım uygulanması planlarını geri çekti. Hatta görüldüğü gibi bunları hızlandırdı. Çünkü Putin dahi, İran'a (ya da herhangi bir uluslararası soruna) BM kararı olmadan askeri müdahaleye karşı çıkarken, İran'ın Uluslararası Atom Enersiji Ajansı (UAEA) Başkanı Muhammed El Baradey'e neden hâlâ yanıt vermediğini
merak ettiğini söyleyiverdi. Çünkü, 1- BM yaptırımları bilindiği gibi Rusya ve Çin'in onayı olmadan söz konusu değil, 2- Rusya, İran'ın nükleer enerji programını bu kriz vesilesiyle tamamen kontrolüne almak istiyor.
Gelinen noktada İran'ın nükleer enerjiye ancak uluslararası denetime açık olması kaydıyla sahip olması gerektiği üzerinde uluslar- arası görüş birliği oluşmuş durumda.
Türkiye bunun dışında değil. Ankara, İran'ın bu gidişle 2-3 yıl içinde nükleer silah üretme kapasitesine ulaşabileceğini tahmin ediyor ve bundan hoşnutsuzluğunu ifade ediyor. Öte yandan BM yaptırımları, İran'la geniş
enerji ve ticaret anlaşmaları olan Türkiye'ye bu nedenle kısa dönemli ve ileride ABD'nin anlaşıp evine döndüğü nükleer silah sahibi bir komşuyla düşman olmama kaygıları nedeniyle uzun dönemli kaygıları var.
Dün Ankara'da yapılan Nükleer Terörizmle Mücadele İçin Küresel Girişim toplantısının, ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Almanya, Fransa, İtalya, Kanada, Japonya, Kazakistan, Fas ve Avustralya diplomatlarını bir araya getirmesi rastlantı değil. Toplantıya başkanlık eden Dışişleri'nin güvenlik işlerinden sorumlu Müsteşar Yardımcısı Büyükelçi Rafet Akgünay, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün son ABD gezisinde yanındaydı.
Ankara'da bu toplantı yapılırken, ABD'de Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt temaslarına başlıyordu. Gül'ün görüştüğü ABD Başkan Yardımcısı Dick Chenney ile bir hafta sonra da Büyükanıt'ın görüşecek olması, uluslararası siyasette çok alışılmış bir uygulama değil. Belki de 1 Mart 2003'ten ağzı yanan ABD, bu kez önemli bölgesel güvenlik sorunlarında askerin ne dediğini de en üst düzeyde ayrıca dinlemek istemiştir. (Bu noktada, Büyükanıt ziyaretinin Gül ziyaretinden önce planlanmış olduğu da önemli bir ayrıntı sayılmalı.)
Gül'ün de, Büyükanıt'ın da gündeminde Irak, Irak'taki PKK varlığı ve Ermeni soykırımı iddialarına ilişkin Kongre faaliyeti var.
Gül gibi, Büyükanıt da Ermeni tasarısının geçişinin Türk-ABD ilişkilerine ağır hasar vereceğini söyleyecek. İncirlik üssünün ABD'lilere sınırlanması ya da kapatılması, yalnızca Irak, Afganistan'a (ve ileride belki de İran'a) yönelik ABD hareket kabiliyetini azaltır. Türkiyede ABDde bundan zarar görür.
Bir yanda Türkiye'nin Irak, PKK ve Ermenistan konusunda çıkarları, diğer
taraftan uluslararası planda İran'a yaptırımlar konusunda oluşan görüş birliğine aktif olarak katılma talepleri. Türkiye hangisini seçmeli? Ankara'nın asıl yanıt aradığı soru, bize açıkça söylemeseler de bu. Yanıtı da açık gibi görünüyor. Türkiye, İran'a yaptırımlara katılmaya yakın duruyor.