Türkiye Rusya'nın blöfünü görünce kriz patladı

Şu bir gerçek. Türkiye NATO üyesi olmasaydı belki yine sınırlarını korumak için bütün uyarıları yaptıktan sonra Rus uçağına ateş açardı. Ama Türkiye NATO üyesi olmasaydı Rusya şimdiye kadar -argo deyimle 'façasının bozulmasına' çok sert bir karşılık verebilirdi.

Türk F-16’larının vurup düşürdüğü Rus Su-24 avcı-bombardıman uçağı, sadece Türkiye’nin değil, herhangi bir NATO üyesi ülkeni vurup düşürdüğü (Sovyet zamanı dâhil) ilk Rusya savaş uçağıdır.

Uçağın 24 Kasım saat 9’u 24 geçe düşürülmesinden yaklaşık bir sat sonra Rus Savunma Bakanlığı uçağın kendilerine ait olduğunu açıklamıştır; bu önemlidir, çünkü Suriye hava kuvvetleri elinde de Su-24 uçakları bulunmaktadır.

Ancak Rus savunma bakanlığı Türk hava sahasının ihlal edilmediğini de söyledi.

***

Bunun üzerine önce Genelkurmay hangi ülkeye ait olduğunu o zaman saptamadıkları iki uçağın 5 dakika boyunca 10 kere uyarıldığını, ama uyarılara aldırmayan uçaklardan sınırı geçene “müdahale edildiğini” duyurdu.

Dışişleri bakanlığı bir hamle daha yaptı Ankara’nın ihlal gerekçesini güçlendirmek için Rusya dâhil Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesinin büyükelçiliklerine yazılı olarak durumu iletti, belgeleri sundu.

Gözler Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un bugün, 25 Kasım’da yapılması planlanan Türkiye ziyaretine çevrildi.

***

Eğer Lavrov İstanbul’a gelir Türk Dışişleri Bakanı (dün itibarıyla yeniden Mevlüt Çavuşoğlu) ile görüşürse, bu gerilimin krize dönüşmeden engellenme niyetini gösterecekti; aksi haldeyse gerilimin artabileceğini.

Türkiye o aşamada NATO’yu olağanüstü toplantıya çağırdı.

Başbakan Ahmet Davutoğlu da –yeni kabinesini açıkladıktan sonra- Türkiye’nin sınırları koruma hakkı bulunduğunu duyurdu; Ankara geri adım atmıyordu.

***

O sıralarda Lavrov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Soçi’de Ürdün Kralı Abdullah ile görüşüyordu.

Görüşme bitince önce Putin’den zehir zemberek açıklamalar geldi: Türkiye Rusya’yı sırtından bıçaklamıştı. Putin Türkiye’yi “terörün işbirlikçisi” olmakla, IŞİD’in yasadışı petrol ticaretine karışmakla suçluyordu.

Lavrov ise geziyi iptal ettiğini açıkladı, yetmedi Rus vatandaşlarını “Mısır’dan daha güvenli değil” dediği Türkiye’ye gitmemeye çağırdı.

 ***

Lavrov bununla Türkiye’nin Ruslara bağımlı hale gelen turizm sektörünü hedef alıyordu.

Gerçi Gazprom bu gerilim nedeniyle şu aşamada Türkiye’deki elektrik üretiminin neredeyse yarısının bağımlı olduğu doğal gaz sevkiyatını kesmeyi düşünmediğini açıkladı…

Ama şu aşamada mesele turizm ve enerji sektörlerinden çok, askeri-siyasi gerilimin azaltılmasında..

***

Rusya’nın Türk uçaklarıın düşürdüğü jetin kendisine ait olduğunu açıklaması Ankara’nın bir şeyden emin olmasını sağladı.

Günlerdir Türkmen grupların saldırı altında olduğunu dile getiriyor, hatta BM’yi uyarıyordu.

En son 21 Kasım cumartesi akşamı (dün görevini Çavuşoğlu’na iade edip müsteşarlığa dönen Feridun Sinirlioğlu (ABD Dışişleri Bakanı John Kerry ile birlikte) Lavrov’u aramış ve hem sınır ihlalleri, hem Türkmenlere saldırı konusunda dikkat çekmişti.

Bu hadiseyle Türkmenlerin saldırıya uğradığı bölgede Rus savaş uçaklarının operasyon yaptığı resmiyet kazandırmış oldu.

***

Belki de bu yüzden, hem Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande ile ortak basın toplantısı yapan ABD Başkanı Barack Obama, hem de NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rusya’yı haksız, Türkiye’yi haklı bulan açıklamalar yaptı.

Çünkü her ikisi de Rusya’nın o bölgede yaptığı operasyonların “sorunlu” olduğunu, Rusya’nın güçlerini Esad’ı güçlendirmek için değil, IŞİD’i güçsüzleştirmek için kullanması gerektiğini ve her ikisi de Rusya’nın “ihlal olmadı” açıklamasına karşın, Türkiye’nin verdiği bilgilerin doğru olduğunu söyledi.

Ne de olsa sadece Rusya’nın değil, hemen herkesin olan biteni uyduları aracılığıyla izlediği günümüz dünyasında böyle konularda söylenen yalan hemen ortaya çıkardı.

***

Şu bir gerçek. Türkiye NATO üyesi olmasaydı belki yine sınırlarını korumak için bütün uyarıları yaptıktan sonra Rus uçağına ateş açardı.

Ama Türkiye NATO üyesi olmasaydı Rusya şimdiye kadar –argo deyimle ‘façasının bozulmasına’ çok sert bir karşılık verebilirdi; böyle demeçlerle değil, askeri olarak. (Daha kısa süre öncesine dek NATO ve AB’den çıkıp Şangay Grubuna girme fantazilerinin ne kadar temelsiz olduğu ortaya çıktı mı sizce?)

Rusya bunu yine yazar bir kenara ama şu anda nasıl ABD ve NATO’nun bu yüzden Rusya ile çatışacak hali yoksa, Rusya’nın da yok.

***

Rusya, İran’ın ısrarıyla Suriye’ye giderken, bir anlamda Türkiye ve ABD’ye “Akranınıza çatın” diye meydan okuyordu.

O kadar ki, Rus pilotlar beş dakika içinde gelen on uyarıya cevap dahi vermemişlerdi.

Rusya’nın restine, Türkiye de rest çekince yapılan blöf ortaya çıktı; işte bu uçak kriziyle açığa çıktı.

***

Bunun Türk-Rus ilişkilerinde olumsuz yansımaları olabilir, bu yansıma sadece turizm ve enerji alanıyla sınırlı kalmayabilir; hazırlıklı olmak lazım.

Ama dünkü hadisenin bize gösterdiği önemli iki sonuç daha var:

1- ABD, Türkiye’nin Rusya uçağını düşürmesiyle ortaya çıkan gerilimin Türkiye ve ABD’nin Irak ve Suriye’de IŞİD’e karşı ortak hareket etme planlarını değiştirmeyeceğini açıkldı. Tabii Rus uçak ve füzleri bu iki hava sahasında vızır vızır dolaşırken bu çok kolay olmayacak, yeni bir yol bulmak gerekecektir,

2- Türkiye Batı itifakının parçası gibi davranıp ortak siyaset üretimine geri dönünce, Batıdan istediği destek ve dayanışmayı almaya başladı. Bir başka açıdan bakıldığında Avrupa Birliği’nin Ukrayna meslesinde “dur” diyemediği Rusya’ya, Türkiye güneyde Suriye meselesinde “dur” demiş oldu. Neticede Beşar Esad yönetimine arka çıkmak için İran’ın zorlamasıyla Suriye’ye giden Rusya, istemeden Esad yönetimini daha da endişeye sevkedecek bir adıma atmış oldu;

Rusya’nın 30 Eylül’de hava operasyonlarına başlaması nasıl Suriye krizinin gidişini değiştirmişse, dün Türk jetlerinin bir Rus jetini düşürmüş olması da değiştirecektir. Sırada IŞİD’e karşı söz verilen Türk-ABD operasyonu var. Bakalım yapılırsa o nasıl değiştirecek?