Türkiye'nin bölgesel rolü

Hem Ortadoğu hem de AB'de mesafe almaya devam etmek bölge barışı için önemli.

Başbakan Tayyip Erdoğan, hem İsrail, hem Filistin devlet başkanlarının Ankara'da bulunduğu dün, ilginç bir çıkış yaptı. Erdoğan, bugüne kadar Türkiye'ye rağmen bölgede bir şeyler yapmaya gayret edenlerin istedikleri sonucu alamadıklarına dikkat çekerek, bunun nedeninin, Türkiye'yi dışlama gayreti olduğunu söyledi.
Erdoğan bu sözlerle 'Avrupa ve diğerlerini' kast ettiğini vurguladı. Diğerlerinin kim olduğu yoruma açık. İlk bakışta Erdoğan ABD'yi kastediyor diye düşünülebilir. Oysa, özellikle Ortadoğu ile ilgili gelişmelerde, Rusya'dan Mısır'a, Suudi Arabistan'dan İran'a dek dönem dönem çeşitli ülkeler çözüm arayışlarına Türkiye'yi dahil etmemek için çaba sarf ettiler. Türkiye'yi dahil etselerdi çözüm arayışları başarıya ulaşır mıydı? Bunu tam olarak bilemeyiz. Ama Türkiye'yi dahil etmeyince başarıya ulaşmadığını söyleyebiliyoruz.
Bunun somut örnekleri var. Örneğin, Irak savaşı. Mustafi ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, ABD'nin Irak'taki başarısızlığında 1 Mart 2003 tezkeresinin Türk parlamentosunca kabul edilmemesi sonucu, ABD askeri planlarının yara almasının payı olduğunu öne sürmüştü. Ancak ne Rumsfeld, ne başkası, o dönem Türkiye'nin gerçekten katkısı isteniyorsa, PKK ile mücadele gibi konularda isteklerinin dikkate alınmış olmasının gerekeceğinden söz etmedi hiç. Şimdi ABD, Irak'ta istikrarı sağlayabilmenin parçasının Türkiye'ye PKK ile mücadelesinde yardımcı olmaktan geçtiğini görüyor.
Keza, önce Irak'ta savaşı önleyebilmek, sonra da istikrarı sağlamak için Irak'a komşu ülkeler zirvesi için çabalayan Türkiye başta ABD ve AB'den destek görmemişti. Kasım başında İstanbul'da yapılan son toplantı, küresel çapta katılıma ve desteğe sahne oldu.
Üçüncü örnek, Türkiye'nin yakın zamana dek 'dar anlamda Ortadoğu', yani İsrail-Filistin meselesindeki çözüm arayışlarının özenle dışında tutulmasıdır. O kadar ki, Türkiye ayağını kapının arasına yerleştirmek için kendi fırsatını kendi çıkarmak zorunda kalmıştı. TOBB önderliğindeki Gazze-Erez projesi tam olarak budur ve şimdiye dek İsrail-Filistin anlaşmazlığını yumuşatmak için bulunmuş en özgün, somut projelerden biridir.
O sayededir ki, bugün Şimon Perez ve Mahmud Abbas, Ankara Forumu etrafında Çankaya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün iki yanında, şimdiye dek bir araya gelen ilk İsrail ve Filistin devlet başkanları olacak. O sayededir ki, Rifat Hisarcıklıoğlu'nun ev sahipliğinde ilk kez aynı sofrada yemek yiyecek, Köksal Toptan'ın ev sahipliğinde ilk kez aynı çatı altında, Türk parlamentosunda birbirlerinin konuşmasını dinleyecekler. O sayede, Türkiye, pek çok muhalefete karşın Annapolis'teki Ortadoğu toplantısına davetli. Kapının arasına yerleşen ayak, içeri girmeyi sağlamış görünüyor.
Türkiye'nin kendisini Irak cephesinde PKK ile meşgul etmeyenlerin tuzağına düşmeden ve içine kapanmadan, hem AB, hem de Ortadoğu'da mesafe almaya devam etmesi hem bölge barışı, hem de Türkiye'nin iç dengeleri açısından önem taşıyor.

* * * * *
İstanbul'daki toplantıya dikkat!
İsrail ve Filistin devlet başkanlarının, ABD'deki Annapolis toplantısından önce ve ilk kez bugün Ankara'da buluşuyor olmaları, bu buluşmanın Türkiye'de ve bölgede herkesi memnun ettiği anlamına gelmiyor. 15-17 Kasım'da İstanbul'da Feshane Kültür Merkezi'nde yapılacak 'Kudüs Buluşması', bir nevi ret cephesi niteliğinde.
Kudüs Buluşması'na katılacak isimler arasında Kudüs Müessesesi Mütevelli Heyeti Başkanı ve Müslüman Kardeşler örgütünün ideologlarından Yusuf El Karadavi, Cemaat-i İslami lideri Gazi Hüseyin Ahmed ve İslami Hareket lideri Şeyh Raid Salah da var.
Diplomatik kaynaklara göre, Kudüs Buluşması aynı zamanda Hamas başta olmak üzere Ortadoğu ülkelerinde İslamcı rejimler kurmak isteyen partilere bir nevi destek toplama işlevi de görecek. Ankara güvenlik kulislerinde istihbarat servislerinin bu yönüyle Kudüs Buluşması'nı yakından takip edeceği tahminleri yapılıyor.
Toplantıya Türk hükümeti adına kimsenin katılıp katılmayacağı bilgisi henüz yok.
Kudüs Buluşması'na ev sahipliği yapacak olan Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı aralarında önemli kısmı muhafazakâr çizgide 105 dernek ve vakfın şemsiye kuruluşu. Hayır faaliyetleriyle de bilinen TGTV'nin yönetimi 24 Eylül'de Cumhurbaşkanı Gül tarafından tebrik amaçlı olarak kabul edilmişti.