Türkiye'yi Suriye denkleminden çıkarmak

Erdoğan istedi diye ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bıçak sırtı dengelerle vardıkları anlaşmayı daha uygulanmadan değiştirip Türkiye'nin PYD veya onun askeri kanadı olan YPG'yi vurmasına cevaz verir mi?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün PYD’nin Suriye ateşkes anlaşmasının dışında tutulmasını talep etti.

Talebin adresi 27 şubat gece yarısından itibaren yürürlüğe gireceği açıklanan anlaşmayı duyuran ABD ve Rusya.

Anlaşma şu haliyle, tıpkı 18 Aralık 2015’teki BM’nin 2254 sayılı Güvenlik Konseyi kararı ve 11 Şubat’taki Münih çerçeve anlaşmasında olduğu üzere sadece IŞİD ve El-Nusra’yı dışarıda tutuyor.

Yani sadece IŞİD ve El –Nusra’yı vurmak serbest bu ateşkes anlaşmasına göre.

Hükümet bu ateşkes anlaşmasını “memnuniyetle” karşıladı ama PYD’yi vurmanın da serbest olmasını istiyor; malum, PYD’nin de PKK ile aynı olduğu gerekçesiyle ABD ve diğer muhatapların da PYD’yi terörist saymasını istiyor.

***

Peki, Erdoğan istedi diye ABD Başkanı Barack Obama ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin bıçak sırtı dengelerle vardıkları anlaşmayı daha uygulanmadan değiştirip Türkiye’nin PYD veya onun askeri kanadı olan YPG’yi vurmasına cevaz verir mi?

Bu pek mümkün görünmüyor.

Bir defa Rusya’nın 24 Kasım’da uçağının düşürülmesinin ardından Türkiye’nin Suriye konusundaki herhangi bir önerisine, özellikle de Beşar Esad’a nefes aldıran ateşkes anlaşmasının delinmesine onay vermesi şu anda imkansız görünüyor.

Üstelik bu durum Türkiye’den başkalarını da rahatsız etmeye başlamışken. Mesela İngiltere Dışişleri Bakanı Philip Hammond, 23 Şubat’ta, yani ateşkes duyurusunun yapılmasından sonra Suriye rejimi, Rusya ve PYD arasındaki koordinasyondan rahatsızlık duyduklarını açıkladı.

Bu haftalardır Türkiye’nin bağıra çağıra söylediğinin, İngiliz üslubuyla tekrarıydı sanki.

***

Tabii asıl ABD’nin tutumu önemli.

ABD tabii ki biliyor PYD ile PKK’nın aynı olduğunu. Ama bırakın PKK’nın başka bir görüntüsü olan TAK’ın üstlenmiş olmasını, YPG çıkıp 17 Şubat Ankara Katliamı'nı üstlenmiş olsaydı dahi ABD’nin şu sıra YPG-PYD’yi Erdoğan’ın istediği üzere terörist ilan etmesi ihtimali pek yok.

Çünkü sahada kendi adına savaşıp ölmeye hazır bir silahlı güce ihtiyacı var ABD’nin; o da PYD-YPG.

Nitekim Erdoğan’ın bu kadar ısrarına karşın Obama da hala “YPG’ye topçu ateşini kes” ısrarında.

Pentagon’dan dün yapılan açıklamada da Türkiye ve NATO’daki müttefiki arasındaki PYD ihtilafı “görüşülmekte olan bir başlık” olarak zikredildi; aynı açıklamada “Türkiye olmaksızın başaramayız” denmesine karşın.

***

Tabii burada Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun El Cezire’ye verdiği mülakatta, Türkiye’yi NATO olmaksızın Suriye’de bir kara harekâtına ittirmek isteyen Arap ülkelerine “Size nasıl güvenelim” sitemini de kayda geçmemiz gerekiyor.

Ankara’nın kapalı kapılar ardında belli ki rüzgârlar sert esiyor.

Erdoğan’ın olmayacağını kendisi de kestirdiği halde “PYD’yi ateşkes anlaşmasının dışına çıkarın” demesi, siyasi gerçekleri ve sınırlamaları görüyor olmasına karşın, doğru bildiği pozisyonda ısrarından vaz geçmediğini gösteriyor.

Çünkü madalyonun bir de diğer yüzü var.

***

Rusya’nın ağırlığını koymasının ardından Türkiye’nin bırakalım oyun kurucu olmayı, ateşkes anlaşmasının asli aktörlerinden olmadığı, ABD’nin de katkısıyla neredeyse denklemden dışlandığı ortada.

Ancak Suriye ile 910 km sınırı olan, ortak kültürel, tarihi bağları bulunan ve Amerikalılar, Ruslar buralardan gittikten sonra da kalacak olan Türkiye’nin dışlandığı bir denklemin ne kadar süreyle geçerli olacağı da tartışmaya açıktır.

Türkiye’nin dışında tutulmaya çalışıldığı Suriye ateşkesi, evet, istekleri yerine gelmeyen Erdoğan’ı hayal kırıklığına uğratmıştır, belki kısa sürede Obama ve Putin’e kendi kamuoylarına sunacakları bir başarı örneği de verebilir, ama sürdürülebilir midir? Orası şüpheli.

 

http://www.radikal.com.tr/151717215171721

YORUMLAR
(1 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

Rahatsız mı oldunuz, yorum mu yapıyorsunuz belli değil ! - user1152740

- Çünkü sahada kendi adına savaşıp ölmeye hazır bir silahlı güce ihtiyacı var ABD?nin; o da PYD-YPG. - YPG kendi topraklarında savaşıyor, sonunda eline ne geçeceğini hep birlikte göreceğiz. Peki Suud-Katar ortak projesinde bizim elimize geçenler, bu savaşa devam etmemiz konusunda bir motivasyon sağlıyor mu ? Yoksa piyonların savaşıp-öldüğü bu savaşta düşecek şahlardan birine mi sahibiz ? Türkiye'nin oyun dışı kalmasına dair bu kaçıncı yazı ben bilemedim, Türkiye'nin oyun içinde neler yaptığını görmenize rağmen nasıl hala buna düşünüyorsunuz anlamıyorum. Sizce dahil olacağımız bu oyunda bir çözüm önerimiz var mı ? Yoksa dün cumhurbaşkanının resmi itirafıyla da onayladığı ama kurtarmaya gücünün yetmediği o vahşi selefi örgütler sınırımızda ve Suriye içinde Alevi, Kürt Ezidi kafası keserken, kadınları köle pazarında satıp tecavüz ederken biz Fatih'te lokma dağıtmaya devam mı edelim ? Kültürel ve tarihi bağlardan kastınız umarım bu değildir. Şüphenizi de giderelim: Irak.