Unutulması zor bir gün

Şimdi bakalım 21 Mart'ta Türkiye'yi sırtındaki ağır yüklere rağmen iç barışa taşıyacak bir Nevruz görecek miyiz?
Unutulması zor bir gün

Hükümetin böyle bir zamanlamayı mı kas-tettiğini belki hiç anlayamayacağız. Ama üç BDP milletvekili İmralı’da mahpus yasadışı PKK lideri Abdullah Öcalan ile gerçekten kritik bir görüşmeyi, 1915 Çanakkale Deniz Zaferi’nin yıldönümünde, 18 Mart Şehitler Günü’nde yaptı.

Başbakan Tayyip Erdoğan, Türklerin, Kürtlerin aynı bayrak altında işgalcilere karşı aynı ülkü ile savaşıp şehit düştüklerini anlattığı sırada, BDP’li milletvekilleri PKK’nın Avrupa ve Kandil kanatlarına iletilmek üzere son mesajları alıyordu. Görüşme sonrası konuşan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, yalnızca Öcalan’la birlikte yazdıkları kısa bir metni okumakla yetindi, soru cevaplamadı; sütten ağzı yanan, yoğurdu üfleyerek yiyordu. Mesaja göre Öcalan, silah bırakıp çekilmek dahil kapsamlı bir iç barış için Meclis’in katkısını bekliyordu. Asıl mesaj 21 Mart Nevruz’da Diyarbakır’da (bir ihtimal Leyla Zana tarafından) okunacaktı.

Demirtaş’ın yüzü gülüyordu ama dün yüzü pek gülmeyenler de vardı.

Başbakan Erdoğan’ın Çanakkale’de aralarında Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel’in de bulunduğu dinleyicilere hitap ederken, seleflerinden İlker Başbuğ hakkında Silivri’deki 13’üncü Ağır Ceza’da ömür boyu hapis cezası isteniyordu. Savcı Mehmet Ali Pekgüzel, Başbuğ’un yanı sıra, Ergenekon’dan yargılanan, aralarında CHP’nin seçilmiş ama göreve başlayamamış milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal, eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, sosyalist profesör Yalçın Küçük, ağır hasta Kemalist Rektör Fatih Hilmioğlu gibi birbirinden çok farklı geçmişlerden gelen sanıklar hakkında daha müebbet istiyordu. Hatta, halen Meclis çatısı altındaki CHP milletvekili, sağ kökenden gelen eski ATO Başkanı Sinan Aygün için de müebbet istenmişti.

Demek ki, Türkiye için unutulması zaten zor bir gün olan 18 Mart’ta unutulması zor iki gelişme daha İmralı ve Silivri’de yaşanmış oluyordu.

Ama bu 18 Mart bir başka açıdan da unutulması zor bir gün olacak. Fener Rum Ortodoks Patriği, inananları gözünde Ekümenkik sıfatı taşıyan Birinci Bartolomeo, dün yeni seçilmiş Papa Birinci Francis’in 19 Mart’ta yapılacak göreve başlama töreni için Roma’ya uçtu.

Bunda ne var diye sormayın. Neredeyse bin yıldır ilk defa bir Ortodoks partiği bir Katolik Papa’yı görmek için Vatikan’a gidiyor. Bu en son 1054’te görülmüş bir olay, dile kolay tam 959 yıl; daha Türkler Anadolu’ya yerleşmeye başlamamış, öyle söyleyelim. Bartolomeo’nun Francis’i kutlamaya gitmesi, Doğu ve Batı kiliseleri arasında süren bin yıllık soğukluğu gidermek doğrultusunda atılan önemli bir adım sayılıyor. Doğu kilisesi temsilciliğini güçlendirecek bir unsur, Bartolomeo’ya Ermeni Ortodoks Kilisesi Patrik Vekili Aram Ateşyan’ın eşlik etmesidir. Nereden baksanız tarihi bir ziyaret.

Bunların hepsi bir güne sığdı ve hepsi ayrı ayrı yankısı takip edilecek türden gelişmeler.

Şimdi bakalım 21 Mart’ta Türkiye’yi sırtındaki ağır yüklere rağmen iç barışa taşıyacak bir Nevruz görecek miyiz? Ümit edelim ki iç barış yalnız Kürt sorununda değil, her alanda hâkim olsun.