Vatandaşa alışveriş desteği IMF anlaşmasına mı bağlı?

İş ve işçi kuruluşları 'Kriz varsa, çare var' diye vatandaşı alışverişe çağırırken TOBB harcama desteği önerdi

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun önayak olduğu Türkiye’nin önce iş ve işçi kuruluşları geçen hafta ‘Kriz varsa, çare de var’ başlığı altında bir kampanya başlattılar.
Bu kampanya ile amaç iç tüketimi canlandırarak uluslararası krizin etkilerini hafifletmekti.
Kampanyayı açıklarken Hisarcıklıoğlu milli gelirin yüzde 70’inin hanehalkı tüketimine bağlı olduğuna dikkat çekmiş, hanehalkı tüketiminde canlanmanın ekonomideki durgunluğun aşılmasına yardımcı olacağını söylemişti.
Vatandaş çarşıya pazara çıkmalıydı, ama ne harcayacaktı? Evet, örneğin otomotive teşvik getirilmesiyle otomobil satışlarında yaşanan canlanma sırasında banka kredilerine pek başvurulmamış olması yastık altı parasının
piyasaya çıktığını gösteriyordu. Ama işsizliğin giderek arttığı ortamda düşük gelir grubu neyle, nasıl harcama yapacaktı?
Krizin ilk patlak verdiği ABD’de belli bir miktar paranın, harcama çeki olarak vatandaşlara belli bir geçerlilik süresi için verilip piyasayı canlandırma önlemleri gündeme gelmişti. Benzeri bir uygulama Türkiye’de de söz konusu olmuş muydu. CHP lideri Deniz Baykal’ın buna benzer bir önlemin alınıp alınamayacağını Meclis’te sorduğu biliniyordu.
Bu konunun hükümet tarafından da tartışma gündemine aldığı anlaşılıyor. Bu tartışmaların kısmen TOBB-ETÜ üniversitesinin araştırma kuruluşu TEPAV’ın Küresel Kriz Çalışma Grubu tarafından ‘Türkiye Ekonomisi İçin Kriz Önlemleri’ başlığı altında hükümete sunulan rapordaki öneriler temelinde yürütüldüğü haberleri alınıyor.
Raporun ‘Hanehalkı Harcama imkânları’ bölümünde bu çerçevede üç önemli öneri yer alıyor:
1-Emekliye nakdi yardım : Ayda 1000 TL’den az maaş alan emeklilere bir defaya mahsus olmak üzere 500 TL harcama ikramiyesi verilmesi öneriliyor. Böylece emeklilerin yüzde 97’sini oluşturan ve krizden en çok etkilenenler arasında yer alan 5.5 milyon kadar emekliye piyasayı da canlandıracak kaynak aktarımı sağlanabilecek. Bu adım, bütçeye Gayrı Safi Yurtiçi Hasıla’nın binde 4’üne karşılık gelen 2.7 milyar TL yük getirecek.
2-Muhtaçlara Nakdi Yardım:  Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan 2022 sayılı yasaya göre maaş alanlara bir defaya mahsus olarak 500 TL ödeme yapılması öngörülüyor. Yaklaşık 1 milyon 200 bin kişinin yararlanabileceği bu yardımın bütçeye yükü 632 milyon TL, yani GSYİH’nın yalnızca onbinde 8’i.
3-İşsizlik Sigortası Ödeneğinin Kullanımı:  Ocak 2009 itibarıyla 244 bin kişi işsizlik sigortası ödeneğinden yararlanıyor. İşsizliğin yükseldiği kriz ortamında, 2009 ortalamasının 350 bin kişi olarak gerçekleşmesinden endişe ediliyor. İşsizlik ödeneğinin yüzde 12’sinin sosyal güvenlik primi gideri olarak kaydedildiği ortamda bu ödemenin halihazırdaki maliyeti 1.7 milyar TL.
TEPAV bu konuda hükümete iki seçenek sunuyor: 1- Hazine katkısı milli gelirin binde 5’ine ve işsizlik ödeneği yasal üst limit olan asgari ücretin yüzde 80’ine çıkarılsın. Böylece ayda ortalama 989 bin kişiye, ayda 533 TL maaş verilebilecek. Bunun Hazine’ye getireceği yük 4.8 milyar TL hesaplanıyor. 2- Aynı Hazine yükü ile mevcut 356 TL maaş yükseltilmeden daha çok kişiye işsizlik ödeneği verilmesi yoluna gidilebilir. Böylece 1.4 milyon işsiz kısıtlı da olsa bir imkândan yararlanabilecek.
Hükümetin üzerinde durduğu başka projeler de var. Örneğin belli bir ihtiyaç belirlemeden işsizleri kamu hizmetine alıp ağaç dikimi gibi projelerde kullanmak önerisi var.
Ancak bu tip projelerde geri dönüş olmayabiliyor. Kişiler kazanılmış hak çerçevesinde kalıcı olarak kamu personeli olmak isteyebiliyor. Bu da hükümetin kamu personeli harcamalarını gereksiz ve kalıcı olarak yükseltmesi demek. Ayrıca bu projenin dillendirilip, gelecek seçimler öncesi siyasi spekülasyon amacıyla kullanılması iddialarına yol açması gibi bir riski de var.
Her durumda, iç talep yoluyla ekonomiyi canlandırıp istihdam yükünü azaltmayı amaçlayan bu projeler için ek kaynağa ihtiyaç var. O kaynak IMF ile anlaşma olmaz ise nereden bulunur. Bu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın aklını meşgul eden sorunlar arasında. Bir an önce önlem alınması gereği ise ortada.