Ya anketler yanılıyor, bizi de yanıltıyorsa?

Anket şirketleri İngiltere seçimlerinde deyim yerindeyse çuvalladı. Acaba bizde de benzer bir tablo ortaya çıkar mı?

Türkiye'deki seçimlerden tam bir ay önce, 7 Mayıs'ta İngiltere seçimleri yapıldı.

Seçimleri Başbakan David Cameron'un Muhafazakar Partisi kazandı.

Bu sadece İşçi Partisi ve Liberaller için değil, anket şirketleri için de bir hezimet oldu.

***

Çünkü anket şirketleri seçimlere bir kaç gün kala, hatta resmi sonuçlar ilan edilmeden hemen öncesine dek iktidardaki Muhafazakarlar ile ana muhalefetteki İşçi Partisi arasında nefes nefese bir çekişme olduğunu söylüyordu.

Buna göre İskoç milliyetçisi SNP kilit rol oynayacak, o İşçi, ya da Muhafazakar kimden koalisyon için daha fazla taviz alırsa o parti de hükümeti kuracaktı.

Öyle olmadı, Cameron bir dört yıl daha görevde. 1987'den bu yana İşçi Partisine en kötü yenilgiyi tattıran Ed Miliband ve diğer yenilen parti başkanları istifa etti, onlarda öyle.

Anket şirketleri bu hiç de kıl payı olmayan farkı nasıl göremedi?

***

Üstelik benzeri bir durum yakın zaman önce İsrail seçimlerinde de görülmüştü.

Mart 2015'teki İsrail seçimlerinde de hem yerel şirketler, hem de merkezleri ABD'de, İngiltere'de olan anlı şanlı olanları kötü çuvalladı.

Onlara kalırsa yeni kurulan merkez-sol Siyonist Birlik Partisi, Başbakan Binyamin Netenyahu'nun sağcı Likud Partisi'ni yakalamış, geçmek üzereydi.

Netenyahu o kadar açık farkla kazanmadı ama yine de kazandı; tek başına olmasa da koalisyon hükümetini kuruyor.

***

The Guardian siyaset yazarı Alberto Nardelli, anket şirketlerinin üstüste gelen isabetsizliğini dün sıcağı sıcağına yorumladı.

Yazar üç ihtimal üzerinde duruyordu.

Ya seçmenler anketçi sorularına doğru cevap vermiyor, ya oy kulübesine girince fikir değiştiren seçmen sayısı tahminlerin ötesinde artıyor, ya da anket şirketlerinin kullandığı sorgu, hesap ve tahmin yöntemlerinin artık modası geçiyor, toplumun eğilimini yansıtmakta yetersiz kalıyordu.

***

Müsaadenizle bu tahlile ben de bir soruyla katılmak istiyorum.

Acaba bu isabetsizlikte bazı anket şirketlerinin toplumun nabzını ölçmek yerine kamuoyuna yön vermeye çalışma tuzağına düşmesinin, diğerlerinin de onlarla rekabet tuzağına düşmesinin payı olabilir mi?

Çünkü eskisi gibi değil piyasa; çok şirket var ve rekabet yüksek.

***

Ne var ki, şirket sayısı arttıkça isabet oranı artmıyor.

Türkiye'de daha az anket şirketi varken daha isabetli tahminler yapılabiliyordu.

Oysa 2011 seçimlerinde ve sonrasında kamuoyunda daha çok bilinen şirketlerin değil, daha yeni şirketlerin daha isabetli sonuçlar alması dikkat çekiyor.

***

Bugünlerde Türkiye'deki anket şirketleri artık son tahminlerini yapmak için gece gündüz çalışıyor.

İşleri daha önceki seçimlere göre iki değil, üç misli zor.

Çünkü üç ayrı kademede tahmin yapmak zorundalar.

***

Birincisi malum, iktidara kim, ne kadar oyla oturacak.

Gerçi burada, adeta muhalefet partilerinde de AK Parti'nin birinci olacağı, CHP ve MHP'nin onu izleyeceği kanısı var.

Buradaki iddia AK Parti'nin (2011'deki yüzde 50'den sonra) yüzde 45'in altına düşüp düşmeyeceği, ne kadar düşeceği üzerinde yoğunlaşıyor. Keza CHP'nin yüzde 26'dan 30'a ulaşıp ulaşmayacağı, MHP'nin yüzde 14'ün üzerine ne kadar katabileceği tartışması var.

***

İkinci iddia, HDP'nin adaletsiz yüzde 10 barajını aşıp aşamayacağı üzerine.

Çünkü aşması halinde Meclis'teki sandalye dağılımı tamamen değişecek, bambaşka, seçmeni daha çok temsil eden bir dağılım ortaya çıkacak.

Zaten üçüncü iddia, yani seçimlerden sonra AK Parti'nin parlamenter rejimden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın istediği türden bir başkanlık rejimine geçiş sağlayacak yeni bir anayasa yolunu açıp açamayacağı da bir ölçüde HDP'nin Meclis'e girip girmemesine bağlı.

***

Mevcut anket sonuçlarını görüyorsunuz.

Seçime şurada bir aydan az kalmasına rağmen sonuçlarda ciddi bir yakınsama görülmüyor.

AK Parti'yi yüzde 48 gösteren de var, yüzde 38 gösteren de. HDP'yi yüzde 8 gösteren de var, yüzde 14 gösteren de. Bunlar ciddi farklar.

Ve seçime bir aydan az vakit kalmasına rağmen hâlâ kararsızları yüzde 10'dan fazla gösteren anketler var.

***

Acaba bizde de seçmen anketörlere eskisine göre daha çok yalan söylemeye mi başladı?

Acaba bu telefon dinlemeler, fişlemeler filan insanlarda verdiği cevabın devletin eline geçmesi endişesini mi doğuruyor.

Ama böyle bir durumun iktidardaki AK Parti oylarının olduğundan da yüksek görünmesine yol açması beklenir; mesela İngiltere ve İsrail'deki anketler de iktidardaki partileri olduğundan az gösteriyordu.

***

Acaba hızlı şehirleşme ve şahsi çıkar odaklı siyaset anlayışının yaygınlaşması bir kısım seçmeni kararını son dakikaya bırakmaya mı sevkediyor?

Ya da anket şirketlerinin seçmen davranışının mantıklı olmaktan çok duygusal olmaya başladığını hesaba katan yeni sorgu, ölçüm, hesap ve tahmin yöntemleri geliştirmesi mi gerekiyor?

***

Aslına bakarsanız bu olası nedenlerin tamamı birbirine bağlı.

Fazla gün kalmadı, herkesin takkesi önüne düşecek.

Kimin kendisini geçmiş hatalara düşmemek için yenileyebildiği, kimin bu zor seçimden daha isabetle çıktığı görülecek.