Yabancı yatırımcının en korktuğu senaryo

Bugünlerde Ankara, 22 Temmuz öncesi havayı doğru anlamak isteyen yabancı yatırımcı kuruluş temsilcilerinden geçilmiyor.

Bugünlerde Ankara, 22 Temmuz öncesi havayı doğru anlamak isteyen yabancı yatırımcı kuruluş temsilcilerinden geçilmiyor. Gün geçmiyor ki her biri milyarlarca dolar yatırımı temsil eden şirketlerin, kuruluşların temsilcileri siyasiler, bürokratlar, akademisyen ve gazetecilerden randevu isteyip gerçek resmin nasıl ve gerçekçi senaryonun hangisi olduğunu sorgulamasın.
Yakın zamana dek yabancı yatırımcıların temsilcileri İstanbul'daki sorgulamalarla yetinirlerdi. Ancak son birkaç yıldır, belki bu milatı Kemal Derviş dönemi olarak almalı, İstanbul'da genellikle borsadaki iniş çıkışlara ve Ankara'da kim iş başındaysa onu ya övmeye, ya yermeye ayarlı tahlillerle yetinmiyorlar. Hatta önce İstanbul'dan bir harikalar diyarı havası aldıktan sonra daha çok zamanı Ankara'da geçiriyorlar.
Son bir kaç gündür bu kuruluşlardan etkili birkaçının temsilcisiyle görüşme fırsatım oldu. İzlenimlerimi şöyle aktarabilirim:

    1- Hangi ankete güveneceklerini bilemiyorlar. Çok sayıda anketçi kuruluşun ortaya çıkması ve bunlar arasındaki rekabetin giderek daha ucuza ve kısa sürede anket üretme zorunluluğuna yol açmasının çoğunun isabetleri konusunda kuşku doğurduğu kanısı hâkim.
    2- Yine de belli fikirler oluşmaya başlamış görünüyor. Geçtiğimiz haftaya dek 22 Temmuz'da seçimlerin yapılıp yapılmayacağını dahi soran yatırımcı kuruluş temsilcileri, artık 23 Temmuz senaryoları üzerinde yoğunlaşıyorlar.
    3- Burada amaç, dünyadaki para fazlasını Türkiye'de daha fazla ve nasıl değerlenip değerlenmeyeceğini ölçmek. Önemli bir nokta, yatırımcılara göre, Türkiye 22 Temmuz seçimlerinde bir istikrar sınavından geçerse, sıcak paranın en azından bir kısmı, yıllardır hep konuşulan istihdam üretici sanayi, tarım, hizmet yatırımlarına dönüşebilir.
    4- Ürettikleri senaryolar içinde en kötüsünün, yabancı sermayeyi en korkutan senaryonun bir CHP-MHP koalisyon hükümeti olduğunu düşünenler yanılıyor. CHP-MHP koalisyonu ihtimali, yabancı sermayenin ikinci kötü senaryosu. O da CHP'den değil, MHP'nin AB-karşıtı ve yabancı sermayeye kuşkuyla bakan görüşlerinden kaynaklanıyor. Ama bu durumu, en kötü senaryoya göre idare edilebilir buluyorlar.
    5- Yabancı yatırımcıyı en ürküten senaryo, 23 Temmuz'da AK Parti'nin 367 Anayasa değiştirme sınırının üzerinde bir Meclis desteği bulması. Bu durumda AK Parti'nin üreteceği özgüven fazlasıyla Türkiye'deki bütün taşları yerinden oynatacağı ve tek parti ile geleceği düşünülen istikrarın kâbusa dönüşeceği endişesi başgöstermiş.
    6- Yabancı yatırımcı için iyi durum senaryosu, AK Parti'nin 367 sınırından uzakta, ama 276 güvenoyu sınırının biraz üzerinde sandalye sayısıyla tek başına hükümet kurması ve icraatının güçlü muhalefetle dengelenmesi. Bunun ilk göstergesi, böyle bir parlamento aritmatiğinin zorlamasıyla yeni cumhurbaşkanının uzlaşmayla seçilmesi olacak.

Ama bakarsınız Türk seçmeni sandıktan başka bir senaryo çıkarıp yabancı yatırımcıya sürpriz yapar.

* * * * *
Genelkurmay açıklaması
Genelkurmay Başkanlığı, 13 Haziran'da ABD'deki Hudson Enstitüsü'nde yapılan senaryo çalışmasının 15 Haziran'dan itibaren Türkiye'de duyulması üzerine dün bir açıklama yaptı.
Genelkurmay'ın açıklaması zamanlama olarak ilginçti. Yalnızca, MGK toplantısının hemen öncesinde yapılmış olması açısından değil. Daha da çok, başlangıcındaki bir cümle açısından. Genelkurmay, açıklamanın gecikme nedenini, "Tartışmanın boyutlaını ayrıntılı olarak saptamak ve yaratılan ortamın arkasındaki aktörlerin gerçek yüzlerini ve niyetlerini ortaya çıkarmak maksadıyla" izah ediyor.
Açıklama, Meclis Başkanı Bülent Arınç'ın "Genelkurmay'dan açıklama bekliyorum" çağrısından bir gün sonra geldi. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün "Askerden terk etmesini beklerdim" çıkışında, "Eğer terk etmemişlerse, bilmiyoruz" mealinde kayıt vardı.
Bir de o sırada Vaşington'da bulunan AK Partili Egemen Bağış'ın "İddialara katılanlar vatan haini" sözü var. Ancak Genelkurmay, senaryonun bildirilmediği toplantıya şifahi davetle ve Ankara'dan izinle katılan TSK Ataşesi Tuğgeneral Bertan Nogaylaroğlu'nun, dile getirilen görüşlere katılmadığını vurgulamış.
Bu tartışma bu açıklamayla biterse, sürpriz olur, ama biz öyle umalım.