Yabancılara göre üç yatırım riski

Uluslararası yatırımcılar, mali kuruluş temsilcileri Türkiye'nin NATO kararı olmadan bir Suriye kara harekatı riskinin artık endişe kaynağı olmadığı görüşünde. Peki yabancılar neleri risk olarak görüyor?

Türkiye’de yatırım ortamına bakan yabancı gözlemcilere bu soruyu mesela üç hafta kadar önce soracak olsaydınız alacağınız cevap Suriye’ye bir kara harekatı ihtimali olurdu.

Artık değil. Şaşıracaksınız belki, ama Türkiye’nin 11-12 Şubat’ta Münih’teki “anlaşmazlıkların giderilmesi” anlaşmasına taraf olmasının ardından Suriye’deki PYD-YPG hedeflerine topçu ateşiyle “karşılık” verdiğini açıklaması, tek taraflı olarak Suriye’ye girmeyeceğinin işareti olarak yorumlanmış.

Yani uluslararası yatırımcılar, mali kuruluş temsilcileri ve elçiliklerde ekonomi biriminden sorumlu diplomatlar Türkiye’nin –özellikle de Rusya ile yaşanan sorundan dolayı- kendisini NATO sistemine bağladığını ve ABD liderliğindeki koalisyon ya da daha iyisi NATO kararı olmadan bir Suriye kara harekatı riskinin artık endişe kaynağı olmadığı görüşünde.

***

Türkiye’de hâlihazırdaki yatırım ortamı önünde gördükleri riskler ise şöyle özetlenebilir.

1-      Merkez Bankası ve para politikası. Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın görev süresi 19 Nisan’da dolacak. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan uzunca bir süredir hem Merkez Bankası’nın bağımsızlığı ilkesini sorguluyor, hem de faizlerde daha sert indirime gitmediği için Başçı’yı ve Para Kurulu’nu suçluyor. Bu suçlamalara dönem dönem hükümetin bazı üyelerinin de katılması siyasi baskılama olarak yorumlanıyor. Başçı yeniden MB Başkanı olarak atanabilir. Ancak bu da tek başına Türkiye’nin para politikasında köklü değişiklik olmayacağı, yeniden enflasyonist politikalara dönüşe yol açmayacağı garantisi sayılmıyor. Çünkü eş zamanlı olarak MB Para Kurulu'ndaki bazı üyeliklerin de süresi doluyor. Para Kurulu’nda hükümeti temsil eden Hazine Müsteşarlığı'nın uzunca bir süredir (Cavit Dağdaş tarafından) vekaleten yürütülmesi de yatırımcılar tarafından dikkatle izleniyor. Özetle Türkiye’nin Merkez Bankası siyasetindeki bir değişiklik ihtimali, ciddi bir yatırım riski olarak değerlendiriliyor.

2-      Büyük şehirlerde terör eylemleri. İster IŞİD’in İstanbul’da 11 Alman turisti, ister PKK-YPG’nin Ankara’da 29 askeri personeli katlettiği intihar eylemleri olsun, büyük şehirlerdeki terör eylemleri güvenlik ortamını, dolayısıyla yatırım ortamını etkileyen ciddi bir risk unsuru olarak anılıyor.

3-      Özel şirket yönetimlerine el konulma ihtimali. Hükümet yatırımcılara İpek-Koza Grubu yönetimine kayyum atanmasını, ikna edici olmasa da “paralel yapıya destek” adı altında komplo çerçevesinde izah etmeye çalıştı. Ancak Cumhurbaşkanı Ekonomi Baş Danışmanı Yiğit Bulut’un devlet televizyonu TRT’de, CHP’nin orada hissesi olduğu için İş Bankası’nın kamulaştırılması gereğinden bahsetmesi, yabancı yatırımcıyı alarma geçirdi. Türkiye’nin en büyük özel bankasının siyasi nedenlerle kamulaştırılabileceği ihtimalinin yetkili bir ağız tarafından dile getirilmesi, zaten yargının siyasi etkilerle karar aldığının tartışıldığı bir ortamda yatırımcı endişesine yol açtı. Banka hisseleri borsada değer kaybetti, tartışma büyüdü. İleride Türkiye’ye gelen dış yatırımcının başına da benzeri bir durum gelip gelmeyeceği sorgulanmaya başlandı. Hükümet İş Bankasının kamulaştırılması planının olmadığını açıkladı. Yine de yabancı gözlemciler, hükümetin siyasi nedenlerle özel şirket yönetimlerine müdahalesi ihtimalini ekonomik riskler arasına aldı.