Yargı reformu da bir yere kadar

Anayasa değişirse hâkim ve savcıların soruşturma iznini artık Adalet Bakanlığı değil, HSYK verecek

Adalet Bakanı Sadullah Ergin açık yüreklilikle yargı reformunun Avrupa Birliği uyumu çerçevesinde geldiğini söyledi dün. Toplumda yargı reformuna ihtiyaç olmadığı için değil, ama herhalde AB gibi zorlayıcı unsur olmadan bu reformun gelmesini daha çok bekleyeceğimiz için.
Ergin 24 Ağustos Pazartesi günü Bakanlar Kurulu’na yaptığı sunumun benzerini dün Hâkimevi’nde gazetelerin Ankara temsilcilerine de yaptı.
Böylelikle zaten aylardır (14 Nisan 2008’den bu yana) Bakanlığın internet sitesinde duran taslak çalışmanın, en azından bundan sonraki yasama faaliyetine zemin oluşturacak ilk şeklini öğrenmiş olduk. Yargı Reformu Stratejisi başlığıyla oluşturulan metin, 8-10 Haziran 2009 tarihlerinde Ankara’nın Kızılcahamam ilçesi Hâkimevi’nde düzenlenen çalıştay ile ortaya çıkmaya başlamış. Buradaki ön taslak daha sonra, 7 Temmuz’da Avrupa Komisyonu’nun bilgisine sunulmuş, 11 Temmuz’da da Hatay’da yapılan Reform İzleme Grubu toplantısında da Bakanlar Kurulu’na sunulacak hale getirilmiş. Eylül ayında, yeniden AB Komisyonu’na sunulacak. Hükümet belli ki reformu 1 Ekim’de açılacak Meclis’e getirmeden önce AB yönünden bir sorun kalmasın istiyor.
Bu metnin ön taslağının oluştuğu Kızılcahamam çalıştayına Anayasa Mahkemesi, Yargıtay,
Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Milli Savunma Bakanlığı, Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Noterler Birliği ve Yüksek Öğretim Kurumu temsilcileri katılmış. Bu durum, katılan kuruluşların bütün taleplerinin bu metinde yer aldığı anlamına gelmiyor; Bakan itirazların ve önerilerin kayda alındığını, yasanın oluşma sürecinde yeniden değerlendirilebileceğini söylüyor.
İlk üç maddesi sırasıyla yargı bağımsızlığının güçlendirilmesi, yargı tarafsızlığının geliştirilmesi ve yargının verimliliği ve etkinliğinin artırılması olmak üzere Strateji taslağı 10 amaç altında derlenmiş.
Birinci amaç, yargı bağımsızlığı ve gerek strateji taslağı gerekse strateji Eylem Planı Taslağı
bu konuda önceliği Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) vermiş.
Bu doğal. Çünkü Türkiye’de yargı bağımsızlığı önündeki engellerden söz edildiğinde ilk akla gelen HSYK ve Adalet Bakanı ile Müsteşarı’nın bu Kurul’da Başkan ve Yardımcı sıfatıyla yer almaları geliyor. Bu durum Avrupa Birliği’nin Türkiye raporlarında da siyasetin yargıya müdahalesi olarak yazılıyor ve (tıpkı haziran ayında Meclis’ten çıkan askeri yargı usülleri yasası gibi)  öncelikli olarak düzeltilmesi istenen maddeler arasında bulunuyor.
Adalet Bakanı ve Müsteşarının varlığının yargıya siyaset müdahalesi olarak görülmesinin nedenleri arasında, Bakan ve Müsteşarı olmadan Kurul’un karar alamaması, Bakanlığın hâkimler ve savcıların soruşturma ve disiplin işlemlerinden de sorumlu olması ve sicillerinin Bakanlık Teftiş Kurulu tarafından belirlenmesi yer alıyor.
Eylem Planı Taslağı’nda HSYK’nda geniş değişiklik öngörülüyor. Üye sayısı 20 civarına çıkacak. Yargıtay ve Danıştay, şimdi olduğu gibi her üye için üç adayı cumhurbaşkanının seçimine sunmak zorunda kalmayacak, belirleyecekler. Türkiye’deki 12 bin civarındaki hâkim ve savcı da oy kullanarak birinci sınıf hâkimler arasından Kurul’a üye gönderebilecek.
Daha önemlisi, Bakan’ın söylediğine göre, Reform yapılabilirse, HSYK artık Bakanlık’tan (bina, bürokrasi ve işleyiş olarak) ayrılacak. Hâkim ve savcılar hakkındaki disiplin, inceleme soruşturma işlemleri artık Bakan’ın önüne gelmeyecek, HSYK içinde gerçekleştirilecek. Yargı mensupları için nesnel performans esasları getirilecek. HSYK kararları yargıya açık olacak. Ve Kurul, Adalet Bakanı ve Müsteşarı olmadan da artık toplantıp karar alabilecek.
Evet, buradan da anladığınız üzere, Bakan ve Müsteşarı Kurul’da kalıyor. Ergin, “Bu bir ısrar değil, gereklilik” diyor. Meclis’e hesap verme ve Bakanlıkla koordinasyonu sağlama açısından gerektiğini hem zaten üye sayısı artacağına göre Bakan ile Müsteşarı’nın oylarının önem taşımayacağını söylüyor. Türk usulü HSYK’ya Türk usulü reform.
Reform taslağında başka pek çok önemli madde var. Yargıtay ve Danıştay üzerindeki yargı yükünün hafifletilmesi, istinaf mahkemeleri kurulmasından, örgütlenme özgürlüğüne (YARSAV reform çıkarsa yoluna aynen devam edebilecek), Anayasa Mahkemesi’nin görev tanımı ve yapısının değiştirilmesinden Kamu Denetçiliği’ne (ombudsmanlık) dek pek çok önemli dönüşümü kapsıyor reform strateji taslağı.
Ama önemli bir sorun var. HSYK’dan Anayasa Mahkemesi’ne, Kamu Denetçiliği’ne dek pak çok başlık Anayasa değişikliği gerektiriyor. Anayasa değişikliği için Başbakan Tayyip Erdoğan’ın muhalefetin kapısını çalması gerekiyor.