Yedi yıl önce bugün

Yedi yıl önce bugün Meclis'te 5+5 oylaması vardı.Süleyman Demirel'in dokuzuncu cumhurbaşkanlığının sona ermesine 40 gün kalmıştı.

Yedi yıl önce bugün Meclis'te 5+5 oylaması vardı.Süleyman Demirel'in dokuzuncu cumhurbaşkanlığının sona ermesine 40 gün kalmıştı. Parlamentoda çoğunluğun oyunu alacak bir aday ismi henüz ortaya çıkmamıştı. Türkiye, birkaç aydır, Başbakan Bülent Ecevit'in ve bir ölçüde koalisyon ortağı MHP lideri Devlet Bahçeli'nin desteklediği, ilhamını Çankaya'dan alan bir formülü tartışıyordu.
Bu siyasi formül, '5+5' şeklinde ifade ediliyor ve Anayasa'nın 101'inci maddesinin değiştirilerek, cumhurbaşkanının 7 yıllığına ve bir kez seçilmesi yerine, beş yıllığına seçilmesi ve ikinci kez seçilmesine de imkân verilmesini anlatıyordu. Anlaşma sağlanırsa Demirel, onuncu cumhurbaşkanı olarak da seçilerek Çankaya'da kalacaktı.
ANAP lideri Mesut Yılmaz, planı destekliyor görünse de, çoğunluk Yılmaz'ın bir yolunu bulup kendisinin Çankaya'ya çıkmak istediğini biliyordu. Meclis'in kırılgan dengeleri içinde Anayasa değişikliği için gerekli oya ulaşılabileceği kuşkulu idi. Pazarlıklar böyle başlamıştı.
Refah Partisi 28 Şubat süreci ardından kapatılmış, Fazilet Partisi kurulmuştu. FP yönetimi, parti kapatmalara ilişkin 69'uncu maddenin, Necmettin Erbakan'ı özel olarak kollamak üzere değiştirilmesini şart koştu. Milletvekilli maaşlarına zam yapacak şekilde Anayasa'nın 86'ncı maddesi de pakete dahil edildi. Böylece 101, 69 ve 86'ncı maddeler birlikte oylanacaktı.
Anayasa değişikliği için 29 Mart 2000'de yapılan ilk tur oylama, Demirel cephesinde soğuk duş etkisi yaptı. Kabul oyları Anayasa değişikliği sınırının çok altındaydı. Gözler 5 Nisan'da yapılacak ikinci tur oylama ve oylamada kilit önem taşıyacağı anlaşılan FP'ye çevrilmişti.
Ancak Erbakan ve ekibinin Demirel'i cumhurbaşkanı yapma karşılığında, paçayı kurtarma pazarlığına girmesi, zaten 28 Şubat sürecinden, 1997'den itibaren işin artık böyle gitmeyeceğini gören 'Yenilikçi Hareketi' rahatsız etmişti. Grup Başkanvekili Bülent Arınç, Erbakan'ın dış politika yıldızı ve devlet bakanı Abdullah Gül, Maliye Bakanı Abdüllatif Şener, yine Grup Başkanvekili Salih Kapusuz, ayrıca Abdülkadir Aksu, Cemil Çiçek gibi isimler artık siyasi geleceklerinin Erbakan'ın kişisel selametine bağlanmasını istemiyorlardı. İstanbul'un karizmatik belediye başkanı Tayyip Erdoğan, dört ay hapis cezasını tamamlamış ve kendisine sahip çıkmayan merkezden bağımsız siyasi hazırlıklara başlamıştı. Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek hareketin içindeydi.
İkinci tur oylamanın yapıldığı 5 Nisan günü, FP grubu ortadan ikiye bölündü. Demirel'i yeniden Çankaya'ya taşıyacak 5+5 formülünün çökmesinde, ANAP'ın sözünde durmamasından etkili unsur, FP'deki Yenilikçilerin, Erbakan'ı çileden çıkaran toplu hareketi olmuştu.
Gül zaten 8 Mart'ta Arınç ve Şener ile düzenlediği basın toplantısıyla 14 Mayıs'taki Kongre'de Erbakan'a karşı adaylığını açıklamıştı. 5 Nisan oylaması, Yenilikçileri hızlandırdı. Kongre'de 'Hoca'nın 633 oyuna karşın 331 oy toplamayı başardı. Bölünmenin tabana yansıması kaçınılmazdı. FP'nin de kapatılmasıyla Erbakan, sağ kolu Recai Kutan'a Saadet Partisi'ni kurma yetkisi verdi. 20 Temmuz 2001'de kurulan Saadet Partisi içinde yeri olmayan Yenilikçiler, 14 Ağustos 2001'de Adalet ve Kalkınma Partisi'ni Erdoğan liderliğinde kurdular.
Gül'ün 14 Mayıs 2000 Kongresi'nde yaptığı konuşma, AK Parti'nin ideolojik yöneliminin ana hatlarını belirliyordu. Teşbihte hata olmaz; Milli Görüş hareketi, İslamcı poltikalar açısından Avrupa'daki komünist partilerin yaklaşımına denk ise, Yenilikçi hareket Avrupalı sosyalist, ya da sosyal demokrat partilere denk sayılabilirdi.
İlginç olan, AK Parti'nin post-modern askeri darbe sayılan 28 Şubat sürecinden, Milli Görüş'ün bazı kadroları tarafından çıkarılan dersler üzerine inşa edilmesiydi. Arınç'ın "Beni 28 Şubat AB'ci yaptı sözü" aslında çok şey açıklıyordu.
AK Parti'nin kopuşunu getiren son damla, cumhurbaşkanlığı seçimi tartışması olmuştu.
28 Şubat'ı yöneten Demirel'e oy vermeyen Yenilikçiler, Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer'e oy vermekten çekinmemişlerdi. Bu, bir anlayış değişikliğini de gösteriyordu.
Şimdi AK Parti, yedi yıl önce kendi kopuşundaki son damlaya vesile olan cumhurbaşkanlığı seçiminin yenisi karşısında bir sınav veriyor. Erdoğan'ın yalnızca değişik kesimlerden aldığı nabızdan değil, kendi partisini doğuran süreçten çıkaracağı sonuçlar da var mutlaka.