Yeni hükümet, yeni anayasa

AK Parti ve CHP'nin Meclis'teki sandalye sayıları ülkenin iki ana siyasi akımının uzlaşmasıyla yazılabilecek yeni bir anayasayı bir hafta içinde Meclis'ten geçirebilmeye izin vermektedir.

Başbakan Ahmet Davutoğlu zaten müjdesini sabah AK Parti Grubunda vermiş, haber HDP eş-başkanı Selahattin Demirtaş’ın Twitter hesabından “Hadi cnm inş ya” mesajıyla karşılanmıştı.

Haber doğru çıktı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 7 Haziran seçimlerinden bir ay, iki gün sonra yeni hükümeti kurma görevini Davutoğlu’na verdi.

***

Davutoğlu yine sabahki konuşmasında ilk tur görüşmeleri Ramazan Bayramından önce, yani 17 Temmuz’dan önce yapmayı planladığını söylemişti.

Yani gelecek hafta.

Gerçi bu durum, özellikle CHP’de memnuniyetsizliğe yol açıyor; “Önce mülakat yapıp sonra mı teklif edecek?” diye soruluyor.

Öte yandan iş ikinci tura kalırsa eğer, Davutoğlu’nun her üç partiye tekrar gitmektense, sadece birine gidebilir.

***

Davutoğlu’nun grup konuşmasının hemen ardından MHP lideri Devlet Bahçeli’den “Fedakârlık” açıklaması geldi.

Öyle anlaşılıyor ki, MHP “Her şeye hayır” görüntüsünün kendisini yıpratmakta olduğunu fark etmişti.

Gerçi açıklanan dört maddeye baktığında yumuşatılan üslubun daha çok Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın (artık “Külliye” olarak söylememiz istenen) Saray’dan çıkıp Çankaya’ya dönmesi ve 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarının yeniden açılması üzerine olduğu anlaşılıyor.

Yoksa PKK’nın “kendisini lağvetmesini” Davutoğlu’nun nasıl bir koalisyon şartı olarak kabul edeceği meçhul; zaten bütün bu süreç Kürt sorununa siyasi çözüm için değil mi?

***

Keza HDP’nin “dolaylı destek” olarak ifade ettiği AK Parti azınlık hükümetine destek formülünün de sürdürülebilir ve gerçekçi olmadığı açık.

Davutoğlu her adımının HDP insafına bırakılacağı, karşısında CHP ve MHP’nin güçlü muhalefet yapacağı bir koalisyonu, üç ay sonra seçime gidecek olsa dahi istemez.

Zaten Erdoğan da azınlık hükümeti istemiyor, seçime gideriz diyor.

***

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun AK Parti ile koalisyon ihtimaline en önemli çekincesini baştan beri “derin güvensizlik.”

Davutoğlu’nun AK Partisi ise CHP’nin “her kafadan bir ses çıkan disiplinsizliğine” takmış durumda.

Oysa sürdürülebilir koalisyonlarda asıl olan, bakanlık pazarlıklarından da önce ilkelerde anlaşabilmek.

***

Aslında AK parti ile CHP’nin uzlaşabilecekleri güçlü bir zemin yok değil.

Evet, her iki partinin tabanları da birbirini sevmiyor, birbirine tepkili.

Ama her iki partideki çoğunluk da Türkiye’nin yeni ve demokratik bir anayasaya ihtiyaç duyduğuna inanıyor.

Ötesine geçelim, araştırmalara göre Türkiye’deki her dört seçmenden üçü yeni, sivil ve demokratik bir anayasa istiyor.

***

Geçen dönem anayasa çalışmaları büyük bir engele takılıp kalmıştı: Erdoğan başkanlık, ya da yarı başkanlık sistemi istiyor, diğer partiler istemiyordu.

7 Haziran seçimlerinde Demirtaş’ın “Seni başkan yaptırmayacağız” sözünden itibaren oylanan da, Erdoğan’ın başkanlık sistemine geçiş arzusu oldu.

Davutoğlu ise istifasını sunduğu 10 Haziran akşamı TRT’de, Türkiye’de artık başkanlık sistemi tartışmasının kapandığını, parlamenter sistemi güçlendirmek gerektiğini söyledi; bu aslında Erdoğan’a hitaben bir durum değerlendirmesiydi.

***

Eğer Davutoğlu bu sözlerinin arkasında durursa, muhtemel bir AK Parti-CHP iktidarının kamuoyuna ilan edilebilecek en güçlü mesajının, sivil ve daha demokratik bir anayasa olması mümkündür.

Böyle bir anayasada Kürt sorununun da makul ve toplumun geniş kesimlerince kabul edilebilecek bir hal yolu da yer alabilir.

CHP’nin Kürt sorununa diyalog yoluyla siyasi çözüm bulunması ilkesine değil, yöntemine itirazı vardır; daha şeffaf ve Meclis zemininde yürüyen bir süreç istemektedir.

***

Parlamenter sistemi güçlendirecek, yargı-yasama-yürütme erkelerinin görevlerinin açık belirlendiği, denge ve denetleme usullerinin güçlendirildiği ve demokratik, laik hukuk devleti ilkesinin vurgulandığı bir anayasa, böyle bir koalisyonun ülkeye sağlayabileceği büyük bir fayda olacaktır.

Böyle bir anayasayı kabul etmiş bir Türkiye’nin hukuk sitemi ve ekonomisinin yanı sıra uluslararası ilişkilerinin de kısa sürede bir üst lige geçme ihtimali vardır; özellikle Avrupa Birliği konularında.

AK Parti ve CHP’nin Meclis’teki sandalye sayıları ülkenin iki ana siyasi akımının uzlaşmasıyla yazılabilecek böyle bir anayasayı bir hafta içinde Meclis’ten geçirebilmeye izin vermektedir.

***

Dolayısıyla bir AK Parti-CHP “Büyük Koalisyonu” eğer kurulabilirse, Türkiye’nin geleceğini daha iyi yönde şekillendirebilecek yeni bir anayasanın hem zemini, hem fırsatı, hem de imkânı vardır.

Liderlerin, özellikle de Davutoğlu ve Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki hafta başlayacak koalisyon görüşmelerinde bu fırsatı da göz önünde tutmaları ülke ve biz üzerinde yaşayanlar açısından yararlı olacaktır.