Yerel seçim, genel seçime dönünce

Hedef genel oy oranlarını artırmak olunca yarış çetin geçiyor. Tunceli dışında da skandallar ortaya çıkabilir

CHP’nin Ankara Büyükşehir adayı Murat Karayalçın “Şu kadar yıllık siyasetçiyim, pek çok seçime girdim, bu kadar çetin bir seçim hiç görmedim, hiç bu kadar yorulmadım” diyor. AK Parti’den yeniden aday gösterilen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek anketlerde hâlâ önde görülmenin tadını çıkaramıyor; çünkü bu defa başkanlık çantada keklik görünmüyor.
Yalnızca Karayalçın’ın bu kez soldaki tek güçlü aday olması nedeniyle değil.
Şimdiye dek milliyetçi-ülkücü kesimden cezbedebildiği oyların bu defa MHP adayı
Mansur Yavaş’a gideceğinin hemen hemen belli olmasından dolayı da.
Ankara’da yarış gerçekten çetin geçiyor.
Yavaş’ın oylarındaki her puan artışı Gökçek’ten eksiliyor gibi görünse de, belli bir oranı, diyelim yüzde 20 eşiğini geçtiğinde gidiş tersine dönebilir. Çünkü Ankara’da MHP’nin azami potansiyelinin üzerinde sayılacak bu oran Yavaş’ın MHP tabanı ötesinde merkez sağ ve sol kesimlerden, yani Karayalçın’ın da umut bağladığı kesimlerden de oy alabileceği anlamına geliyor. Yavaş, Karayalçın’a yaklaştıkça, Gökçek Yavaş’a giden oyların yol açabileceği  riski tersine çevirerek yerini garantileyebilir. Bu nedenle Karayalçın’ın endişelerinden birisi, kendi seçmen kitlesinin ‘Nasıl olsa Yavaş Gökçek’ten MHP oylarını geri çeker, Karayalçın kazanır’ rehavetine kapılması.
Yerel seçim yarışının kıran kırana geçeceği yer yalnız Ankara değil; pek çok yer aynı durumda. Kayseri gibi Başbakan Tayyip Erdoğan’ın gerçek anlamda bir AK Parti gövde gösterisi yaptığı, İzmir gibi CHP lideri Deniz Baykal’ın kendisini pek rahat hissettiği, Adana gibi MHP lideri Devlet Bahçeli’nin moralini yükselttiği, Diyarbakır gibi DTP’li Osman Baydemir’in rakip tanımadığı, Eskişehir gibi DSP’li emektar başkan Yılmaz Büyükerşen’in kendinden emin olduğu bir merkez dışında yarış çetin geçiyor.

Bahçeli’nin basın toplantısı
Bu bir yerel seçim yarışı olmaktan çoktan çıktı. Başbakan Erdoğan’ın 2007 yerel seçimlerinde aldığı yüzde 47’yi aşacağı iddiasında bulunarak hedefi genel seçim sonucuna bağlı kılmasından da önce, MHP lideri Bahçeli’nin yılda bir kez düzenlediği kapsamlı basın toplantısından itibaren adeta bir genel seçim iklimi hâkim oldu.
Bahçeli o basın toplantısında, kendisi için önemli olanın hem içeriye, hem de dışarıya Türkiye’de AK Parti iktidarının alternatifsiz olmadığını, tek seçenek olmadığını göstermek olduğunu söylemişti. MHP bir nevi ‘Biz kaç kişiyiz?’ anlayışıyla hareket edecek, eğer bir beldede diyelim 12 oyu varsa, 12’sinin de MHP’ye verilmesini sağlamaya çalışacaktı.
Aslında CHP’nin anlayışı da aynıydı. Baykal’ın özellikle büyük şehirlere yüklenip, belediye başkanlığı alınamasa dahi İl Genel Meclisi oy oranının artırılması hedefinde, AK Parti’nin
yüzde 47’den az, CHP’nin de yüzde 21’den fazla almasını sağlamak vardı.
Genel seçim kıvamında süren yerel seçim yarışı, genel seçim hedefine ulaşabilmek
amacıyla yarışı daha şiddetli hale de getiriyor. Güneydoğu’da AK Parti seçim bürolarının
DTP taraftarlarınca taşlanması, buna karşılık bazı batı illerinde DTP seçim bürolarının, en son Ankara-Keçiören’de bir CHP bürosunun saldırıya uğraması, sinirlerin giderek gerildiğini gösteriyor.  Erdoğan’ın adeta ‘Ordular, ilke hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!’ kararlılığında hedefe koyduğu Tunceli’de eşi benzeri görülmemiş bir gözü karalıkla sürdürülen AK Parti kampanyasının nasıl tökezlediğine dün tanık olduk. Tunceli seçmeninin sosyal yardım gereksinimini buzdolabı, çamaşır makinesi ve benzeri ev eşyası ile karşılamayı, pek de tesadüf olmayan bir şekilde tam da seçim öncesi hatırlayan Tunceli Valiliği’nin bu yardımları tuttuğu Özel İdare deposunda AK Parti seçim malzemeleri bulundu. Parti yetkilileri durumu yadsıyamadılar, ‘kasıt yok, hata olmuş’ diyebildiler. Yüksek Seçim Kurulu bu konuyu konuşurken gerçek bir sınav verecek ama, acaba İçişleri Bakanı
Beşir Atalay ne diyecek Vali’nin durumuna.
Acaba Vali Mustafa Yaman özel parti ilişkileri nedeniyle kabak Özel İdare Müdürü; ya da depo bekçisinin başına mı patlayacak?
Yine de bekleyelim derim. Olanlar, olacakların işaretçisidir. Bütün partilerin son kozlarını, şapkadan çıkaracakları en büyük tavşanları son haftaya sakladığı ortamda, Süleyman Demirel’in dediği gibi ‘Turpun büyüğü heybede’ olabilir.