Yirmi yıl sonra aynı kâbus, ya da AK-MHP ortaklığı mı?

Erdoğan HDP'lilerin dokunulmazlığının kaldırılmasını isterken fiiliyatta bir AK-MHP ortaklığı yolunu mu açıyor? AK Parti bir yandan CHP ile görüşürken, diğer yandan HDP'ye vurarak MHP'ye mi göz kırpıyor?

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan dün (28 Temmuz) Çin’e hareketinden önce adeta bir bombanın daha pimini çekip siyaset arenasının ortasına bıraktı.

Erdoğan, Meclis’e HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırılması çağrısında bulundu.

Böylece HDP’lilere “terör örgütüyle iş tutmanın bedeli ödetilmeliydi”.

***

Bu ifade siyaset kulislerinde anında 1994 kâbusuna dair utanç verici anıların canlanmasına neden oldu.

O zaman da dört DEP milletvekilinin dokunulmazlığı Tansu Çiller’in önderliğinde kaldırılmış, vekiller karga tulumba hapse atılmış ve bu vaka daha sonra PKK şiddetinin tırmanışa geçmesinin başlıca nedenleri arasında gösterilmişti.

Ara sıra hatırlatmakta yarar var; PKK’nın 1984’te Eruh ve Şemdinli katliamlarıyla başlattığı silahlı mücadele 2012’de (o zaman başbakan) Erdoğan tarafından başlatılan diyaloga kadar 40 bin insanın canına mal olmuştu.

Şimdi silahların üç yıldır susmasının ardından yeniden başlayan siyasi cinayetlerden, sınır ötesi harekâtlardan söz etmeye başladık.

Durum Türkiye’nin iç dengelerini olduğu kadar dış siyasetini de etkiliyor.

***

Malum MHP lideri Devlet Bahçeli önceki gün (26 Temmuz) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığını HDP’ye karşı harekete geçmeye çağırmıştı.

Erdoğan dün “Ben parti kapatılmasını doğru bulmuyorum” diye başladı, önceki akşam Başbakan Ahmet Davutoğlu da bir televizyon yayınında benzer şeyleri söylemişti.

Erdoğan devamında çıtayı yükseltti: Fakat yöneticilerinin milletvekili dokunulmazlıkları kaldırılarak cezalandırılmalıydı.

***

Aradan birkaç saat geçti geçmedi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının HDP hakkında inceleme başlatma kararı açıklandı.

Ama bu açıklamadan önce HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş HDP Meclis Grubu'na hitaben “Yarın 80 milletvekili dokunulmazlığımızın kaldırılması dilekçesini veriyoruz” dedi.

AK Partililere “Korkmuyorsanız sizde verin dokunulmazlıklarımızı birlikte kaldıralım” diye meydan okudu; “Sizden korkan sizin gibi olsun” diye nasırlarına bastı.

***

Parti kapatılması malum, 2010’daki Anayasa değişikliği ile zaten çok zor hale getirilmişti.

Ancak aynı şey dokunulmazlıkların kaldırılması için geçerli değil; Meclis’teki oylama yetiyor.

Ve yine malum ki, iş oraya geldiğinde MHP’nin bu oylamada AK Parti’nin yanında yer alması kimseyi şaşırtmayacak.

***

Zaten son haftalarda ilginç işler oluyor.

Evet, bir yandan AK Parti’nin CHP ile koalisyon “ön görüşmeleri” devam ediyor. Ama diğer yandan sanki adı konulmamış bir AK-MHP ortaklığı ilerliyor.

Ne zaman MHP, özellikle de PKK ile mücadele, HDP’nin baskılanması konularında bir çıkış yapıyor, bakıyorsunuz AK Parti’den (belki de Erdoğan’dan demek daha doğru) aynı yönde, tam MHP’nin istediği gibi olmasa da ona yakın bir adım geliyor.

Mesela bu örnekte MHP kapatma istiyor, Erdoğan dokunulmazlık diyor.

***

Tabii hisler karşılıklı gibi.

Mesela Bahçeli daha önce Beştepe’deki Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na hiçbir MHP’linin gitmemesini isteyen, AK Parti ile koalisyon görüşme şartı olarak Erdoğan’ın Beştepe’yi tahliye edip Çankaya’ya gitmesini istemişti.

Tam da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na çağrı yaptığı gün MHP’li Meclis Başkanlık Divanı heyetini AK Partililerle birlikte Erdoğan’a gönderdi. Oysa CHP’liler de HDP gibi gitmeyi reddetmişlerdi.

Ama Erdoğan bu jesti karşılıksız bırakmamış oldu.

O toplantıda MHP’li üyenin Erdoğan’ın biz zaman “barış süreci” dediği PKK ile diyalogu eleştirmesinden bir gün sonra, işte Çin’e giderken, HDP’lilerin dokunulmazlığın kaldırılması çağrısında bulundu.

***

AK Parti tabanının CHP ile değil MHP ile koalisyon istediği bir sır değil, bunu en çok da AK Parti yetkilileri dile getiriyor.

Diğer taraftan Erdoğan’ın CHP ile koalisyon görüşmesi sonuç getirmezse, seçim hükümeti kurmak istemediği de biliniyor; çünkü Anayasa'ya göre buraya HDP’den de bakan almak zorunda kalacak.

Şimdi “Anayasa mı kaldı?” diye soracaksınız ama ben yine de yazmış olayım.

***

İşte bu yüzden Davutoğlu bir süredir dolaylı baskı altında, Meclis’ten seçim kararı aldırması ve geçici süreli bir hükümet kurması yönünde.

Zaten bu ‘Nisan ayında seçim’ söylentileri filan hep buralardan kaynaklanıyor.

Evet, MHP koalisyona girmek istemiyor. Ama HDP’yi bastıra bastıra küçültmek “fikri iktidarda” bir geçici hükümetle, fiilen ya da resmen bir AK-MHP ortaklığında seçime gitme senaryosunu tartışmayı bütünüyle reddeder mi Bahçeli sizce?

***

Bahçeli’den gelen bütün reddiyeye karşı Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun o kapıyı hep özenle açık tutuyor olması boşuna mı dersiniz?

Bu senaryo, daha altı ay öncesine dek halkın büyük çoğunluğu tarafından destekleniyor olan Kürt sorununa barışçı özüm bulma sürecinin ıskartaya çıkartılmasıyla sonuçlanabilir ve bunda PKK’nın günahı da büyük olacaktır.

Yeni bir seçimde AK Parti ve MHP’nin HDP’yi bastırıp yüzde 10 barajı altında tutma planı başarıya ulaşırsa, bundan en çok fiilen de olsa başkanlık sistemini uygulama imkanı bulacak Erdoğan’ın memnuniyet duyacağıysa açık.